;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Avukatlar hukuk için yollarda…

26 Şubat 2020 Çarşamba 10:17 Güncelleme : 26 Şubat 2020 Çarşamba 10:17

Bir ülkede avukatlar yürüyorsa durup düşünmek gerek. 
Avukatlar neden yürür? Hak ve hukuk için tabii ki. 
Avukatların mesleki örgütü Barolar 2 Mart’ta Ankara’da yürüyecek. Yürüme kararı İzmir’de alındı. Geçtiğimiz Cumartesi günü Ege, Akdeniz, Marmara Genişletilmiş Baro Başkanları toplantısı yapıldı. 27 Baro'nun katıldığı toplantıda Türkiye Barolar Birliği'nin olmaması dikkat çekti. 
Yapılan açıklamaya göre Barolar 2 Mart pazartesi günü saat 13.00 de cübbelerle ve fenerlerle Ankara (Sıhhıye) adliyesinden Yargıtay’a kadar yürüyecekler. Yürüme gerekçeleri başlıkları şunlar: -Yargı Bağımsızlığı, -Hukuk Devleti, -Adil Yargılanmayı Aramak, -Yürütmenin Yargıya Müdahalesini Kınamak.
*   *   *
Türkiye’de hukuk arama hak arama çabaları içinde Türkiye Barolar Birliği olması gerekmiyor mu?  Önceki yıllarda Adalet yürüyüşü yapan, ve bunun devamı için çalışmalar yapan Barolar Birliği bugün neden suskun? Ankara’da yapılacak olan kınama yürüyüşünün başında Barolar Birliği olması gerekmez mi?
*   *   *
İzmir’de yapılan Genişletilmiş Bölge Barolar toplantısında açıklanan ve tam bir mutabakatla imzalanan sonuç bildirgesini tarihsel bir metin olması nedeniyle aktarıyorum. İleride hukuk araştırmacıları ve tarihçiler bu metinden dönem sorgusu yapabilirler. İzmir Barosu ev sahipliğinde yapılan ve Yalova, Bursa, Çanakkale Barolarından, Van, Diyarbakır barolarına kadar geniş bir toplantı ile alınan kararlar yapılan açıklamaya göre şöyledir:  
“1- Son dönemde, kamuoyunun dikkatle takip ettiği toplumsal önemi haiz davalarda yaşanan hukuksuzluklar ve yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesi anlamına gelecek uygulamalar kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. HSK, mevcut yapısıyla tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin talimat niteliğindeki açıklamalarını görev addederek bağımsız yargıçlar üzerinde bir baskı mercii halini almıştır. Barolarımız bu duruma karşı hukuk devletini sonuna kadar savunmakta ve avukatları hukuksuzluğun şahidi konumuna indirgeyen her türlü yaklaşımı temelden reddetmektedirler.”
“2- Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. Mahkemeler verdikleri kararlar sonrasında dağıtılmakta, karar veren yargıçlar hakkında henüz imzalarının mürekkebi dahi kurumadan soruşturmalar açılmakta, yargıç bağımsızlığı ilkesi her geçen gün yeni bir örnekle ihlal edilmektedir. Bugün, Yüksek Mahkeme ve AİHM kararlarının uygulanmaması dahi olağan hale gelmiştir. Toplumun her kesiminden yurttaşlar, hukuk güvencesinin ortadan kalktığı bir ortamda hayatlarına devam etmektedirler. Bizler aşağıda imzası olan Baro Başkanları, Türkiye’yi evrensel hukukun tüm usul ve kurallarıyla uygulandığı çağdaş bir ülke olmaktan çıkarmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı bir kez daha deklare ediyoruz.”
“3- Barolar, yurttaşların özgürlük arayışında onlara ses verebilen yegane kurum hüviyetini almış durumdadırlar. Bizler, yurttaşların demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamalarının garantisi olmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda; tüm kişi, kurum ve kuruluşların anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi için yılmadan çalışmaya söz veriyoruz. Barolar, halkın adalet arayışının temsilcisi sıfatıyla Avukatlık Kanunu uyarınca görevlendirildikleri tüm alanlarda, her türlü yapıcı çalışmayı sürdürecektir.”
“4- Türkiye, son yıllarda yaşadığı demokrasi krizi ile dünyanın en büyük avukat hapishanelerinden biri haline gelmiştir. Meslektaşlarımız, mahkemelerin etki altında bırakıldığı bir ortamda yargılanmakta, usül hukukunun dahi doğru düzgün uygulanmadığı mahkemelerde hüküm giymekte ve avukatlara pek çoğu mesleki faaliyet gereği gerçekleştirdikleri fiiller nedeniyle çok ciddi cezalar verilebilmektedir. Bugün yaşanan Türkiye gerçekliği, meslektaşlarımızın adil yargılanmaya dair talepleri için açlık grevine girdiği bir ülkeyi yansıtmaktadır. Dosyaların esasına girmeksizin mahkemeleri, avukat yargılamalarının tümünde evrensel hukukun zorunlu kıldığı tüm kuralları eksiksiz şekilde yerine getirmeye, her türlü siyasi etkiye karşı koymaya davet ediyoruz. Cezaevindeki avukatların yaşadığı bu süreç, meslektaşlarımızın sağlığına zarar gelmeden demokratik usuller içinde çözülmek zorundadır.”
“5- Avukatların gerek ekonomik yararları gerekse gündelik iş hayatlarının kolaylaştırılması için gerekli uygulamalarda ortaklaşma kararı alınmıştır. Bu kapsamda, bazı barolarımız tarafından uygulamaya konulan barolar üzerinden ihtarname gönderilmesi çalışmalarının yaygınlaştırılmasına karar verilmiştir.”
“6- Stajyer avukatların yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortada iken Adalet Bakanlığı'nın stajyer avukatların maaş alamayacağına dair görüşü genç meslektaşlarımız için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Hakim ve savcı stajyerlerine maaş vermekte beis görmeyen Adalet Bakanlığı'nın stajyer avukatlara ücret ödenmesine karşı çıkmasını kabul etmiyoruz. Söz konusu ayrımcı uygulama derhal sonlandırılmalıdır.”
“7- Avukatlar gerek mahkeme kalemlerinde, gerekse cezaevi ve geri gönderme merkezi gibi kapatılma kurumlarında birbirinden farklı ve çoğu zaman keyfi uygulamalara maruz bırakılmaktadırlar. Pilot icra uygulaması gibi kimi yenilikler avukatların yaşadığı sıkıntılar dikkate alınmadan sürdürülmekte ve meslektaşların yaşadığı mağduriyetler her geçen gün artarak devam etmektedir. Söz konusu hatalı ve keyfi uygulamaların sonlandırılması için resmi kurumlar barolarla iletişime geçmek zorunda olup mevzuatlarını yeknesaklaştırmalıdırlar. Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak, avukatların meslek hayatında yaşadığı ve sürekli hale gelmeye başlayan her türlü keyfi uygulamaya karşı birlikte hareket etmeye söz veriyoruz.”

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün