Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Almanya’dan mektup var!

6 Mayıs 2020 Çarşamba 00:23 Güncelleme : 6 Mayıs 2020 Çarşamba 00:23

Bir süredir “sahicilik” üzerine düşünüyordum.

Hani rahmetli Can Yücel “Sevgi duvarı” şiirinde söylüyor ya, işte öyle düşünüyordum: “Yalnızlığım benim çoğul türkülerim,

Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.”

Tam da o ruh halime ışık tutan bir mektup aldım Almanya’dan. Şair ve yazar Şenay Tek mektubunda “özel günler furyasına” sitemini dile getiriyordu. Çok şaşırdım, Almanya’dan Türkiye ile bağını, duyarlılığını koparmamış bir kadın yazar rastlantısal olarak İzmir’in gündemindeki bir konuyu edebi dille dillendiriyordu. İnsanların, özellikle sosyal medyadan belli günlerde yazdıkları özel günler furyasında yuvarlandıklarını ama bu özel günlerin içini boşalttıklarını, anlamlarını yitirdiklerini anlatıyordu.

Star Wars günü, Çin gençlik günü, ebeler günü, dünya kitap günü, istatistik günü, kardeşlik günü, bilişim günü, trafik günü, vakıflar günü, iş güvenliği günü, karayolları günü, Avrupa günü, gazeteciler günü, engelliler günü, İzmir günü, Hıdırellez günü, anneler günü, hostesler günü, babalar günü…..daha nice gün, saymakla, yazmakla bitmez, şüphesiz hepsinin özel anlamı var, hepsi güzel ama…işte aması da var…o gün kutluyoruz, ertesi gün unutuyoruz, o günün önem ve değerinin aksine davranıyoruz. Şenay Tek Almanya’dan mektubunun bir yerinde şöyle diyor:

Bir özel gün furyasıdır gidiyor. Cuma mesajlarıyla Müslümanlığımızın tavan yaptığını düşünen, özel dini gecelerde cenneti garantilediğimizi sanan, Milli bayramlarda tek millet olduğumuzu, vatanı kurtardığımızı, hatta bunu kendisinin yaptığını ilan eden, 1 Mayısta emekçi olduğumuzu hatırlayan, tüm haklarımızı elde ettiğimizi varsayan, Anneler Günü'nde iyi ki var olan annelerimizle evlatlık duygularımızın kabardığını sanıp ertesi günü unutan…olduk. Sahi bunca şeyle biz ne olduk?” diyor ve “Cuma toplanmak demektir, cuma birleşmek demektir, biz kaça ayrıldık, biz hiç birleşebildik mi? Allah için, bir tek insan için hiç iyi bir şey yaptık mı ki, bir gece ibadetle cenneti kazandık?

Hangi işçinin yanında olduk, kaç işçiye ses olduk, hangi sömürü düzenini değiştirdik de, işçi bayramı kutluyoruz?! Şehadeti hep garibanın çocuğuna yakıştırdık, hiç bende şehit olayım hadi gönüllü asker olayım dedik mi? Yaşlılar yurduna terk ettiğimiz annelerimizin mi Anneler Günü'nü kutluyoruz?” diye soruyor.

Şenay Tek’in soruları çok acı sorular!

* * *

23 Nisan’ı kutladık, sokaklarda, caddelerde, statlarda, okullarda değil ama evlerimizde, balkonlarda marşlarla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100’üncü yılını kutladık ve demokrasi vurgusu yaptık. Sanki bu coşkuyu hiç yaşamamışız gibi hemen unuttuk ve nasıl başladı, ne olduysa birden artık çok gerilerde kalmasını umduğumuz darbe tartışmaları içinde bulduk kendimizi.

1 Mayıs emek bayramını kutladık, sokaklarda, caddelerde, mitinglerde değil ama evlerde balkonlarda marşlarla kutladık; sonra da hiçbir şey olmamış gibi koronavirüs salgını ile mücadele ederken inşaatlardaki, fabrikalardaki emekçileri salgınla baş başa bıraktık, sağlık emekçilerine yeni yasa çıkmasına rağmen saldırıları kesmedik. Almanya’dan mektubunda Şenay Tek soruyor: “Sahi biz nasıl bir… türedik böyle, …, duygusuz, bananeci, yapılan hiç bir şeyi içine sindiremeyen, aşağılayıcı, bizden olmayanı dışlayıcı, fesat, nankör, değer vermeyen, bana dokunmayanın yaşamasını istediğimiz, örfünü ananesini unutmuş, ne şehirli ne kentli ne köylü olabilmiş, köylüsünü hakir görürken, üst tabakaya yalakalık eden... Daha sayayım mı? Doğasını yok eden, sahi biz kimiz, kimliğimiz ne, insan adı altında insan…”

Her ortamda kendimize pay çıkaran, yanımdakini nasıl alt eder üste çıkarım diye gözeten, ama dürüstlüğü kimselere bırakmayan insan örnekleri mi,” diye soruyor ve cevabı da yine kendisi veriyor gurbetçi yazarımız:

Her şeyimizi bu güne göre düzenleyen uygulayan, yarın her şeyi unutan klavye robotlarıyız.”

* * *

Koronadan sonra hayat nasıl olacak?” diye sorup yanıt aramaya çalıştığımız şu günlerde hemen her şeyin iç siyasete kurban gittiğine bakarak bir an umutsuzluğa kapılmadığım olmuyor değil, ama koronadan sonra daha dingin, daha kendi ile barışık, daha sevecen, daha doğayla iç içe, daha yalansız olunmasını savunan, daha sahici insanları görüp okuyunca umudum yeniden yeşeriyor.

Klavye kahramanları, klavye robotları lütfen son verin artık bu üç beş kelime ile derdinizi anlatmaya, sövmeye, laf sokuşturmaya, hakir görmeye, yerden yere vurmaya, söz tacizine.. lütfen son verin. Sahici olalım, sahici yaşayalım, övgümüzü sahici, yergimizi sahici, kutlamamızı sahici yapalım. Bütün bunlardan sonra gurbetteki yurttaş yazarımız Şenay T.E.K’in sözleri ile bitireyim yazımı: “Hadi neyi kutluyorsanız devam edin kaldığınız yerden. Kimse engel olmasın gösterilerinize/mize...”

İsim benzerliği olan diğerleriyle karıştırılmasın diye önemle belirteyim ki gurbetçi şair ve yazar edebiyatçı Şenay T.E.K’in yayınlanmış 3 kitabı vardır. Mutlu Son’suzluk, Nirvana Dizeler ve Bütün Aşklar Toplandık yayınlanmış kitaplarıdır. Kardeşim gurbetçi yazarımız halen ailesi ile birlikte Almanya’da yaşamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün