Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

9 Eylül’ün tarihsel önemi (2)

16 Eylül 2020 Çarşamba 09:50 Güncelleme : 16 Eylül 2020 Çarşamba 09:50

Tarihsel gün ve anmalar o gün geçince bir daha ki yıla kadar unutulup gidiyor. Geçtiğimiz haftalarda 26 Ağustos (1071 ve 1922), 30 Ağustos ve 9 Eylül 1922 özel gün anma ve kutlamalarını tartışmalarla, iç siyasetle yaptık ve bir dahaki yıla kadar rafa kaldırdık.

Oysa tarih biliminin ışığında, yeni bilgilerle yaşadığımız toprakları nasıl vatan yaptığımızı, o dönemin iç ve dış siyasi-tarihi gelişmelerinin ne olduğunu bütünlüklü anlayışla araştırıp bilgilensek belki de kısır tartışmalardan kurtulurduk.

9 Eylül İzmir’in kurtuluşuna giden yolda son önemli aşamalar olan 26 Ağustos Büyük Taarruz'un başlaması ve 30 Ağustos'daki büyük zafer anlarında acaba bizim dışımızdaki dünyada neler oluyordu? Bir ülkenin iç koşulları sadece o ülkeye mi aitti, yoksa tarih bir bütün olarak mı değişiyordu?

* * *

Türk İstiklal Harbine Anadolu İhtilali de deniyordu, Türk Devrimi de deniyordu. Bunun nedeni bu savaşın salt askeri savaş olmamasıydı. Zaten savaş sadece savaş değildir. Uluslararası siyaset bilimciler bunu böyle tanımlıyordu. Savaş siyasetin silahla yürütülmesiydi. Türkiye’nin siyaseti; Tam Bağımsızlıktı. Tam bağımsızlık için mecburen işgalcileri çıkarmak gerekiyordu ve ülkeyi silahla işgal edenlere karşı silahla mukavemet etmekten başka seçenek yoktu. İşgalciler 9 Eylül’de gemilerine binip kaçmak zorunda kalınca zaten silahlar da sustu, uluslararası diplomasi, uluslararası siyaset devreye girdi.

* * *

Büyük taarruzun başlangıcı ve büyük zafer sırasında Yunanistan’da neler oluyordu?

Son dakika Yunanlılar Anadolu’daki işgal kuvvetleri komutanını değiştirdiler. General Trikopis komutan oldu. Ama işgal kuvvetleri başkomutanı olduğunu kimden öğrendi?

26 Ağustos’la 30 Ağustos arasındaki o müthiş dört günde ağır kayıplar veren Yunanlılar bir taraftan geri çekilmeye başlamışlar, bir taraftan da çarpışmaya devam edenler esir alınmaya başlanmıştı. Esir alınan bir Yunan teğmen Trikopisin esir alınan bir birliğin içinde olduğunu söylüyor. Trikopisi İsmet İnönü esir alıyor ve Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına çıkarıyor. Kılıcını atan Trikopis’e Türk Orduları Başkumandanı Mustafa Kemal Paşa şöyle diyor: Kılıcınızı alınız, siz bizim esirimiz değil bundan sonra misafirimizsiniz, diyor. Oysa kılıç Trikopis’in değildir. Trikopis yenilgiyi anlayınca kendi kılıcını kırmıştır, ve kaçmak için bir atlının atını almıştır. Kaçarken yakalanınca atın eyerindeki kılıç onun kabul edilmiş ve o kılıç kendisine verilmiştir. Trikopis, işgal kuvvetleri başkomutanlığına atandığını da o sırada Mustafa Kemal Paşa’dan öğrenmiştir. (Trikopis esirlikten kurtulunca Yunanistan’a dönmüş, uzun yıllar yaşamış ve anılarını yazmıştır)

Mustafa Kemal Paşa askeri istihbaratı çok kuvvetli olan bir askeri-siyasi deha kabul ediliyor. Yunanistan’daki ve Avrupa’daki gelişmeleri an be an, gün be gün takip ediyor.

Yunanistan’da savaş karşıtı görüşler ağır basmaya başlıyor ve Venizelos’a karşı “Küçük ama şerefli Yunanistan” sloganıyla iktidara gelen Gunaris tam tersine barışı değil savaşı tırmandırıyor. Başbakan var ama ülkeyi aslında Kral yönetiyor. Kral Konstantin tam anlamıyla emperyalistlerin oyuncağı olmuş durumda. Sık sık başbakan değişiyor. 28 Ağustos tarihine gelindiğinde Petros Protopapadakis başkanlığındaki hükümet istifa ediyor. Anadolu ihtilali “ileri tepme” ile zincirleme etki yapıyor. Protopapadakis'in istifayla Nikolaos Triantafyllakos başkanlığında yeni hükûmet kuruluyor. 9 Eylül'de Yunan ve yabancı gazeteler, Konstantin'i devirmek ve demokratik bir devlet kurmak için Ege adalarında bir hareketin oluştuğunu yazıyor.
Ve Yunanistan’da 11 Eylül Devrimi oluyor!11 Eylül'de Albaylar bir Devrim Komitesi oluşturuyor ve Albay Nikolaos Plastiras Sakız'daki, Albay Stylianos Gonatas da Midilli'deki ordunun temsilcisi olarak seçiliyor.

13 Eylül'de Kral Konstantin tahtını bırakarak İtalya'ya kaçmak zorunda kaldı. Tahta Konstantin'in oğlu II. Georgios geçti. 15 Eylül'de, devrim birlikleri Atina’ya girdi. Bu olaydan sonra Atina'da Sotirios Krokidas başkanlığında yeni bir hükûmet kuruldu. Yunanlılar Küçük Asya Felaketi dedikleri bu yenilgide sorumlu tuttukları 6 kişiyi aşağılama ile sandalyeye ters oturtarak sırtlarından kurşunlayarak idam ettiler. Bu devrimin ardından 1924 yılında Yunan monarşisinin yerine ilan edilecek olan İkinci Helen Cumhuriyeti ilan edildi.

* * *

Bir savaş sadece savaş değildir, bir devrim sadece bir devrim değildir. Tarihte birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar; bütünlüklü bakınca, nasıl da etki-tepki, zincirleme etkileşim ve dalga teorileri gereği- evvelinden sonrasına akışkanlıklı tarih okumasının alt yapısı olduğunu ortaya koyuyor.

Fransız devrimi Fransa’da kalmadıysa Anadolu devrimi de Anadolu’da kalmadı, Çin’den Hindistan’a Pakistan’dan Filistin’e ve Küba’ya kadar ilham kaynağı oldu.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün