Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

İşletmelerde stres yönetimi

15 Temmuz 2019 Pazartesi 08:20 Güncelleme : 15 Temmuz 2019 Pazartesi 08:20

Günümüzde insanların büyük bir kısmı stres altında. Stres sözcüğü Latince’de “estrictia” fiilinden türetilmiş olan “distringere” sözcüğünden gelir ve sözlüklere bakıldığında fiil olarak; baskı yapmak, germek, yüklemek, zorlamak ve isim olarak da; baskı, basınç, gerilim, yük, zor vb. gibi anlamlarda kullanılıyor. 
Daha çok "İç ve dış ortamdan kaynaklanan zararlı etkenlerin organizmada yarattığı değişiklik” anlamıyla revaçta.
Çalışma yaşamı da stresin en büyük sebeplerinden birini oluşturmakta.
İş yaşamı, insanın çalışmakla geçirdiği saatlerin çok daha üstünde olan ve yaşamın her bölümüne yayılan bir öneme sahip.
İşi, insanın sosyal statüsünü, ailesine sağladığı olanakları, yaşamdan sağladığı doyumu, yaşama zevkini belirlediğinden, stres oluşturan çalışma koşulları, çalışan üzerinde yoğun baskı ve zorlanma yaratmakta ve bu zorlanmanın uzun sürmesi de sağlığı ciddi olarak tehdit etmekte malesef.
Teknoloji, kötü yönetim, aşırı kazanç isteği, uzun çalışma saatleri stresi yaratan faktörlerinden bazıları.
Burada önemli olan stres ve kaygının birbirine karıştırılmaması. 
Stres veya aşırı baskı, kaygı bozukluklarına da yol açabilir. 
İşte bu aşamada bireyin kontrolü ve stresle başa çıkma becerisi hayati önem taşıyor. 
Hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı korumak ve stresin hayatınızda daha ciddi bir bölüm ele geçirmesini önlemek için stres sinyallerini görmeli ve kontrolünüzden çıkmasına izin vermemelisiniz.
İşletmeler de stresin olumsuz etkilerini yok edebilmek için büyük bir gayret gösteriyor.
Yapması gerekenlerde çok basit aslında...
İlk olarak iş için bir öncelikler sistemi geliştirmeliler.
Bireylere kapasitesini geçen durumlarda hayır diyebilme olanağını sağlamamalılar.
Yönetim olarak şeffaf ve etkin iletişim kurmayı başarmalılar.
İşveren ve işgören gerektiğinde tartışabilmeli ve ortak kararlar almalı.
Gereken durumlarda yetki devredilmesi kolaylaştırılmalı.
Rol belirsizliği hatta rol çatışması önlenmeli.
Gereksiz toplantı ve organizasyonlar azaltılmalı, belki de kaldırılmalı.
İşyerinde dinlenme sürelerine özen gösterilmeli, mesailerin işgöreni yıpratmaması hedeflenmeli.
İşgörenin yaptığı işten zevk almasını sağlamak ise tüm bunların üzerine ballı kaymak olsa gerek.
Sonuç olarak işyerinde stresli olayları önlemek çoğu zaman olanak dışıdır.
Lakin stresle başa çıkmanın yollarını öğrenmek, bunu günlük iş yaşamında uygulamak elbette bazı kazanımları da beraberinde getirecektir. 
İşgörenler ise işyeri stresinin büyük bir kısmının ”yapmalıyım, zorundayım” deyip durmaktan kaynaklandığının farkına varmalı. 
Bu nedenle zorunlulukları tercihlere dönüştürerek işlerinin stresini azaltabilirler. 
O zaman işverenler ve işgörenler daha ne bekliyorsunuz?
Haydi iş başına!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün