Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun

9 Mart 2020 Pazartesi 10:17 Güncelleme : 9 Mart 2020 Pazartesi 10:17

Kadın olmak; farkına varılması gereken, farkına varıldıgında dibine kadar yaşanması gereken bir hadisedir bakıldığında…
Peki kadın olmak neden bu kadar zor yaşamda?
Yasal olarak ataerkilliğin namus üzerinden kurgulandığı, erkeğin aile içinde birincil egemenliğe sahip olduğu, erkek egemen zihniyetin bilim ve iktidarı biçimlendirdiği, kadınların her alanda cinsiyet, sosyal ve kültürel kategoriye sokulduğu bir dünyada elbette zor kadın olmak...
Her dönemde büyük acılar çeken kadınlara yönelik bu şiddet gün geçtikçe artış göstermekte maalesef.
Araştırmalara göre ülkemizde de durum pek iç açıcı değil.
Her 100 kadından 97’si, en az bir kez şiddet görüyor. Kadınların yüzde 20’si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor, üniversite mezunu kadınların yüzde 23’ü fiziksel şiddete, yüzde 71’i de ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalıyor.
Çocukluğunda şiddet görenlerin yüzde 70’inin ilişkilerinde şiddet uyguladığını da hesaba katarsak durumun vahametini daha iyi kavramış oluruz sanırım.
“Dizini dövmemek için kızını döven” baba, eşinin “sırtından sopayı eksik etmeyen” koca söylemleri de kadına yönelik geleneksel şiddetin sadece bir dışa vurumu olsa gerek.
Kadına yönelik erkek şiddetinin en yaygın gerekçesi olarak gösterilen; erkeğin öfkesine hâkim olamaması, fiziksel şiddetin ortaya çıkışının bahanesi olması, insan ruhunun erdemini yitirmesinden başka bir şey değil.
Özellikle toplumda kadının “kadın kimliği” yerine “çocuk doğuran ana” daha doğrusu “erkek çocuk doğuran ana”, eşinin hizmetini gören “hanım” ya da göz zevkine hitap eden “bayan” kimlikleriyle tanımlanıyor olması, kadından “kadın” diye söz etmenin halen ayıp sayılması, aksine erkek cinsel kimliği alabildiğine kışkırtılırken kadın cinsel kimliğinin bastırılıyor ve ayıplanıyor olması, sorunun ne kadar büyük boyutlara ulaştığının bir kanıtı.
Günümüzde, erkek egemenliği hala kadın üzerinde söz sahibi olmanın, yani “iktidar kurmanın” ayrıcalığını yaşarken, ailesinin istediği kişilerle evlenmeyip, kendi istediği kişi ile beraber olma hakkını kullanan kadınlar, alçakça cinayete kurban ediliyor. Toplumun geri kalmış değer yargıları, hatta devletin mahkemeleri de bu duruma “namus cinayeti” diyor.
Medyada yapılan tüm yayın ve yorumların, kutsadıkları mülkiyet düzeninin ve aile kurumunun sorgulanmamasına yönelik olması da kısa vadede bir çözümün gerçekleşmesinde en büyük engel...
8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 
Diğer bir adıyla 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' bir fırsat aslında...
Her yıl insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılan bugün tüm kadınlarımıza kutlu olsun o zaman.
Unutmayalım ki, kadınlarımız yaşamımızın temel taşlarıdır.
Ne acıdır ki; insanlığın temel taşı olan kadınlar, tarihin pek çok döneminde horlanmış, sömürülmüş ve türlü eziyetlere maruz kalmışlardır. Fakat bu sıkıntılar altında bile öneminden bir şey kaybetmemiştir.
İnsanlık da anlamıştır ki; kadın olmadan asla hayat olmaz…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün