Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Atilla İlhan’ı anmak

12 Ekim 2020 Pazartesi 13:46 Güncelleme : 12 Ekim 2020 Pazartesi 13:46

“Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerim

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.”

Çok sevdiğim “Ben sana mecburum” şiiri ile başlamak istedim bugünkü yazıma…

 

Neden mi?

Türk şiirinin efsane ismi Atilla İlhan’ın aramızdan ayrılışının 15. sene devriyesi bu yıl o yüzden.

10 Ekim 2005 yılında terk-i diyar eyledi büyük usta.

Şair kimliği ile yerellikle modernliği, sadelikle ihtişamı harmanlamayı incelikle başarabilmiş, Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir duayenden bahsediyorum.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında şair, romancı, eleştirmen, senaryo yazarı, gazeteci ve düşünce adamı olarak çeşitli türlerde iz bırakan çok önemli eserlere sahip bir edebiyatçıdır.

Günlük hayatında halkın içinde yaşamayı tercih etmiş; oldukça sade bir yaşamı seçmiş ve bunu da eserlerinde ustalıkla yansıtmıştır.

Attila İlhan, mısralarıyla kalbimizin derinliklerine inerek içimizi titreten bir şair olduğu kadar tarihsel birikimi, geçmiş dönem kültürlerine olan hakimiyeti ve bunlara eklediği ilerici tavrı ile kültürel yaşantımıza da katkısını dürüstçe sunan bir düşünce adamı idi.

Kim ne derse desin yaşadığı dönem içerisinde çok tartışılsa da şiirleri çok okunan, yakın tarihimize çağdaşlaşma, kültür, ulusallık, sınıfsallık konularına anti-emperyalist temelden yola çıkarak, tarihsel süreci sınıfsallığa doğru giden ve Kemalizmi ‘Marksizmin yerelleşmiş hali olarak gören’ değerlendiren ve eleştiriler sunarak günümüz tarihine de ışık tutan bir şair ve aydın olarak Türkiye tarihinde yerini almıştır.

İlk şiirini 3. sınıftayken "İlkbahar" başlığıyla kaleme alan, ortaokulda da roman yazmaya başlayan büyük bir değer. Bunu gözden kaçırmayalım lütfen!

Şairliğinin başlarında halk şiirleri ve yaklaşık 200 gazel kaleme alırken, daha sonra Nazım Hikmet'tin üslubundan etkilendi ve edebiyat hayatıyla birçok genç edebiyatçıya ilham kaynağı oldu.

Bir aşk şairi olarak bilinen Attila İlhan'ın poetik ve politik gelişiminde güzel ile kötü iç içedir.

Büyük kentin yorgunluklarını, aşklarını, kavgalarını, modernleşme kaygılarını imgelerle yansıtmaya çalışır şiirlerinde.

Teorik olarak “toplumculuk”, “sosyalizm” “halk” gibi kavramlar İlhan'ın ölçütleri olsa da sese verdiği önemle giderek formalist bir şiir anlayışına varmıştır.

İlhan; "Şiir gelir ve kendini yazdırır. Bu işin zanaatkarlığını da zaten aşağı yukarı 50 yıldan beri yaptığım için şiir yazmakta o kadar zorlanmıyorum” derken bizleri düşündürmeye sevk ediyordu belki de.

Yazar ve şair Gülten Akın’ın dediği gibi“ Attila İlhan’da öyle şiirler var ki insan onlardan sonra şiir okumak istemez. Yüz yıl doyurur adamı. Sonra da şaşırtır kuraklığıyla. İki uç arasında.”

Atilla İlhan’ı ne kadar anlatsak hep bir şeyler eksik kalacak.

O yüzden biz susalım, üstadın şiirleri konuşsun.

Öyle değil mi?

Işıklarda uyu sevgili Atilla İlhan…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün