Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

12 Eylül 1980 darbesi kırk yaşında…

14 Eylül 2020 Pazartesi 10:19 Güncelleme : 14 Eylül 2020 Pazartesi 10:19

Türkiye’nin siyasi hayatında darbeler ülke geleceğini dizayn etmede önemli rol oynamıştır.

Darbe sonrası yaşanan toplumsal değişimler nitelik açısından bir sonraki darbenin zeminini hazırlamıştır.

12 Eylül 1980 Darbesi, birçok faktörün bir bileşkesinin ürünüdür.

İthal ikameci sermaye birikim rejiminin tıkanması, iktisadi kriz, iktidar blokunun dağılması, işçi sınıfının artan eylemliliği, ülkede baş gösteren siyasal bunalımın derinleşmesi ile birlikte bir hegemonya ve temsil bunalımının da ivme kazanması ve küresel kapitalizmin yaşadığı yapısal kriz gibi birçok sebep darbenin altyapısını oluşturmuştur.

Özellikle siyasetin devlet meselelerinde dahi ortak bir noktada buluşamaması ve yaşanan çekişme ile kutuplaşma parlamentonun yasama ve denetleme işini sekteye uğratmıştır.

12 Eylül 1980 askeri darbesini ve darbe sonrasında yaşanılan siyasi ve toplumsal değişimi değerlendirebilmek için 12 Eylül öncesi sürecinde iyi bilinmesi gerekir.

Öncelikle ülke ekonomisine bakıldığında 1970’lerden itibaren artan bir enflasyon görülmektedir. 1974 yılında dünya petrol fiyatlarının dört kart artması akaryakıt fiyatlarının da artmasına neden olmuş, petrol için yapılan harcama bütün ihracat gelirinin yarısına denk gelmeye başlamıştır.

Hükümet ekonomik sıkıntıya çözüm olarak kısa vadeli dış borçlanma yoluna gitmiş, ancak bu durum kısır döngü halini almış ve gelecek hükümetleri de sıkıntıya sokmuştur.

12 Eylül öncesinde toplumsal yapıya baktığımızda siyasi kutuplaşmanın hakim olduğu bu dönemde toplum “biz ve onlar”, “emperyalizmin uşakları ve karşıtları”, “ilerici ve gericiler”, “faşistler ve komünistler” gibi ideolojik olarak bölünmüştür.

Siyasi krizin yanı sıra toplumsal yapıda meydana gelen hızlı nüfus artışı ve köyden kente yapılan göçler de toplumsal dengeyi bozmuştur.

12 Eylül öncesi sürece uluslararası bir gözle bakıldığında ise olayların sadece Türkiye’de cereyan eden siyasi krizlerle açıklanması oldukça yetersiz kalmaktadır.

1 Şubat 1979 tarihinde İran’da Batı yanlısı Şah yönetiminin yıkılarak Humeyni’nin yönetime gelmesi ve 1979 yılının Ağustos ayında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a müdahalesi sonucunda Afganistan’da Sovyet yanlısı bir yönetim kurulması tüm dengeleri bozmuştur.

Anlaşılan darbe için içeride ve dışarıda zemin hazırlanmış, ülkede cereyan eden siyasi, ekonomik ve toplumsal krizler komutanlarda memnuniyetsizlik yaratmaya başlamış ve darbe gerekliliği 1978 yılının sonlarından itibaren konuşulmaya başlanmıştır.

12 Eylül 1980’de darbe gerçekleşmiştir.

Peki darbenin ülkemize katkısı olmuş mudur?

Kocaman bir “hayır”

Bakıldığında darbenin ertesi günü tüm yurtta şiddet durmuştur.

Ne tuhaf değil mi?

Bu ülkede darbe meraklısı cuntalar yüzünden gün geldi sandıkla gelen silahla gitti.

12 Eylül’den yıllar sonra muhtıra bir gece ansızın elektronik postayla geldi. Tam biri geride kaldı derken, bir yenisi kapıyı çaldı. Her seferinde Türkiye bir parça daha sarsıldı.

Darbe, muhtıra, post modern darbe derken bu girişimler ülkemize çok zarar verdi.

 Dünya ülkelerinin ilkel gelenekleri içerisinde kalan ve ülkemizin de geçmişte çok sancısını çektiği askeri darbeler, inşallah bir daha Türkiye’nin kaderi olmaz.

Milletçe çıkarmamız gereken en önemli ders; modern çağın insani değerlerine en uygun yönetim tarzının demokrasi olduğunu anlamaktan geçmektedir.

Demokrasilerde iktidar değişikliklerinin yolunun sadece ve sadece sandıktan geçtiği, geçmesi gerektiği on yıllık periyotlarla sivil alana müdahale gereği duyan askeri cenah tarafından da artık anlaşılmalıdır.

Üçüncü dünya ülkelerinin ilkel gelenekleri içerisinde kalan ve ülkemizin de geçmişte çokça sancısını çektiği askeri darbeler, artık bu devirde Türkiye’nin kaderi olmaktan çıkmalıdır.

Tüm bu yaşananların ardından tek temennimiz darbeler ve cuntalar döneminin bir daha açılmamak üzere kapanmış olmasıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün