Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kayıpsız değişime doğru

27 Haziran 2019 Perşembe 07:11 Güncelleme : 27 Haziran 2019 Perşembe 07:11

Nihayet seçimler bitti.
Ekrem İmamoğlu mağduriyet gerekçesi üzerine ektiği ‘haklıyım, mazbatamı istiyorum soslu progandasını çok iyi kullandı ve ipi göğüsledi.
Elbette bu soslu algı operasyonuna AK Partili yönetim ve trollerin hatalarını, küskünlerin sandığa çekilmesi çabalarının boşa gittiğini de eklersek, Ekrem beyin açık ara seçimi kazanması hiç de sürpriz olmadı.
Her ne olursa olsun, vatandaşın iradesidir. 
Bu iradeyi saygıyla selamlayıp İstanbul’a hayırlı olsun diyerek, sayın İmamoğlu’nu tebrik ediyoruz.
Kaldı ki Sayın Binali Yıldırım yasaklar kalkar kalkmaz elindeki verilere dayanarak yaptığı açıklamada rakibinin ileride olduğunu söyleyerek tebrik edip başarılar dileyerek güzel bir demokrasi örneği de vermiştir.
Seçim sonrası beni en çok mutlu eden sosyal medya kalemşorlarının yaygaralarının havada kalması.
Günler öncesinden 'seçimi iptal edecekler, seçim yapılmayacak, oylar çalınacak, yüzbinlerce adam taşıyacaklar' dedikoduları;Binali Yıldırım'ın yayın yasağı biter bitmez rakibinin kazandığını ilan etmesiyle bir anda son buldu.
Bu dedikoduları yayanlar utandılar mı?
Pek sanmam.
Ama onlar yeni görevler için herhalde hazırlıklara başlamışlardır.
Sevindirici olan diğer bir olay da seçim sonrası taşkınlıkların olmaması.
Bu tavrın demokrasiye önemli bir katkı olduğunu söyleyerek AK Partidreki seçim sonrasına gelmek istiyorum.
Açıklama sonrası, Yıldırım İl Başkanlığından ayrılırken oldukça üzgündü.
Yanına gelen partililer "Başkanım il başkanı istifa etmeli. İstifa etsinler ağlatmaya hakları yok sizi başkanım." dediler.
Elbette AK Parti bu kaybın incelemesini yapacaktır.
Ama garip olan istifa söylemleri ilk kez İzmir'de kendini göstermeye başladı.
Kamuoyunda bilinen tanınan birkaç isim bazı gerekçelerle istifa ettiler.
Herkesin gerekçeleri kendince doğrudur, haklıdır.
Ama hangi gerekçe ile olursa olsun, yıllarca AK Parti'ye ( Her parti için geçerli) omuz vermiş, gönül vermiş insanlara Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın teşkilatlarla yaptığı toplantıda anlattığı Hülagu Han ve devrin alimlerinden Kadıhan hikayesini anımsatmak isterim.
“Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Allah’ın bize verdiği nimetlerin kıymetin bilemedik. Esas gayemizi unutup makam, mevki mal mülk peşine düştük. Zevk ve sefaya daldık. Cenab-ı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi”der Hülagu Han'a Kadıhan.
Hülagu Han ikinci sorusunu yöneltir.
“Peki, beni buradan kim gönderebilir?
Yanıt inanın sadece siyaseti değil ülkemizdeki herkesi ilgilendirir.
“O da bize bağlı. Benliğimize dönüp ne kadar kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen buralarda duramazsın”.
S-400 ve ABD ambargolarının, Akdenizdeki havanın gittikçe daha çok ısınmasının, ülkedeki ekonomik koşulların sizce hiç önemi yoksa.
Çocuklarımızın geleceği bizleri ilgilendirmiyorsa.
Deniz kıyısında bomboş bir kafa ile tatil yapmak sorun değil.
Ama tatil yaparken dahi, ülkeme bu zor anlarda nasıl katkıda bulunabilirim düşüncesi varsa.
Şairin dediği gibi.
“Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar..”
Önümüzde kaza bela olmazsa seçimsiz geçecek dört yıl var.
Zorunlu olarak çok şey değişecektir, değişmelidir.
Ama bunun için de safları terketmek değil
Bayrakları çok daha yüksekte tutmak gerekecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün