Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün

Tarihi ev sanat atölyesi oldu

İZMİR'in Alsancak semtindeki 150 yıllık ahşap ev zamana meydan okuyor. Tarihi evde 32 yıl yaşadıktan sonra taşınan İzmirli İtalyan anne kız, evlerinin çürüyüp gitmemesi için bir dernek kurarak kadınlar için kurs açtı. Sosyal medya üzerinden duyuruları yapılan kot ceket, şişe ve tişört boyama ile keçe yapımı kurslarına katılan kadınlar, tarihi atmosferde becerilerini geliştirip keyifli vakit geçiriyor.

İzmir'de doğup büyüyen levanten bir aileye sahip anne Marlen Sergio ve kızı Romina Sergio Başdoğan'ın gönlü, çok anılar biriktirdikleri tarihi evlerinin çürüyüp gitmesine razı olmadı. 1987 yılında taşındıkları evin son yıllarda sokaktaki eğlence mekanlarının sayısının artmasıyla oturulamaz hale geldiğini anlatan Marlen Sergio, 32 yıl acı tatlı geçirdikleri günlerin ardından evi boşaltmak zorunda kaldıklarını söyledi. Ancak evin çürüyüp gitmesine gönlü razı olmayan Sergio şöyle konuştu: "Bu evi İtalyan akrabalarımızdan satın almıştık. Eskiden bu sokakta barlar yoktu, hep aileler yaşıyordu. Zamanla evleri bar sahipleri satın aldı ve sokak da barlar sokağına dönüştü. Ben 2011 yılında buradan taşındım. 2 yıl evimiz boş kaldı. Yaşanmayan evler, nefes istiyor. Biri oturmazsa yıpranıyor. Kızım evlendi ve eşiyle birlikte o oturmak istedi. Tadilat yaptık, 5 yıl oturdu. Geçen kasım ayında onlar da gürültü nedeniyle taşınmaya karar verdi. Ev yine boş kaldı. İşletmeye vermeye kıyamadık. Çok kiralamak isteyen oldu ama barlara vermek istemedik. Boş durduğu için yıpranmaya başladı. Biz de evimizi herkesle paylaşmak için bir dernek kurduk. Küçük Ev Kişisel Gelişim Sanatsal Etkinlikler Derneği adıyla bu evde kişisel gelişim ve sanat etkinlikleri yapıyoruz. İnsanlara alan açıyoruz. Herkesin bu tarihi mekânda güzel zaman geçirip kendilerini evlerinde gibi hissetmelerini istiyoruz."

SANAT SOKAĞINA ÖRNEK OLACAKLAR

Desen tasarımcısı olarak uzun yıllar bir basma fabrikasında çalıştığını anlatan Marlen Sergio, hem İtalyan hem Türk vatandaşı iki kızıyla birlikte dernek işlerine ağırlık verdi. Hobileri olduğunu ve evde kurduğu atölyesinde parça başı çalıştığını dile getiren Sergio, şunları söyledi: "Heykel ve ahşap kurslarına gittim. Sanatsal etkinliklerle hep iç içeydim. Evimizi dernek çatısı altında kadınlara açınca büyük kızımla birlikte yoga dersi vermeye başladık. Çok uzun süre yaşadığımız bu evin güzelliklerini paylaşmak istedik. Hedefimiz daha fazla insana ulaşabilmek. Dernek olduğumuz için bütçemizi genişletirsek sosyal projelerimizi arttırmak istiyoruz. Sokakta birilerinin yararına kermes düzenleyebiliriz. Etkinliklerimize hem kadınlar hem erkekler katılabiliyor. Amacımız hem evi yaşatmak hem de diğer insanlarla paylaşmak."

Evli ve 1 kız çocuğu sahibi Romina Sergio Başdoğan da dernekte mutfak sanatlarıyla ilgilendiğini belirterek, "Benim için bu ev çok değerli. 1988 yılında bu evde doğdum. Evlendim tekrar buraya geldim. Bu evler boş kalmaya gelmiyor. Sıvaları dökülüyor, ahşap evler çabuk yıpranıyor. Güneş ışığı bile cumbaları eritiyor. Masrafı var. Hem evin bakımı için gelir elde etmek hem de hobiler edinerek daha güzel vakit geçirmek isteyenler için evimizi herkesin kullanımına açtık" diye konuştu. Kitap kulübü kurduklarını ve 15 günde bir yazarları konuk ettiklerini ifade eden Başdoğan, sokaklarının ilerde sanat sokağı olarak anılması için örnek olmak istediklerini belirtti. Sosyal medya üzerinde 4 binden fazla takipçileri olduğunu anlatan Başdoğan, haftada yaklaşık 40 kadının etkinliklere katıldığını söyledi.

'ÜRETMENİN SONU YOK'

Tarihi evde boyama kursu veren ressam Sibel Şentürk de kadınlara kot ceket boyamayı öğretiyor. Şentürk, "Kadınlar, renkli kot ceketleri seviyor. Burada özgün çalışmalar çıkarıyoruz. Kumaş boyası, akrilik boya ve kumaş kalemleri kullanıyoruz. Tasarımlar zevke ve keyfe bağlı değişiyor" dedi. Eğitime katılan Sibel Özer de hobi olarak geldiğini belirterek "Ben her şeyi boyamayı çok seviyorum. Kumaş boyamayı da öğrenmek istedim. Mümkün olduğunca çok teknik öğreneceğim. Şimdiye kadar kendim için yaptım. Ama ileride farklı şekillerde değerlendirebilirim" diye konuştu. Makrome yapmayı öğrenen emekli Didar Çoker (52), yaklaşık 2 aydır eğitime katıldığını ifade etti. Çoker, "İnternet üzerinden hobi olarak başlamıştım. Böyle bir kurs olduğunu duyunca buraya geldim. Maddi katkısı olur diye düşünüyorum. İnternet üzerinden satış yapmak istiyorum. Hem hobi hem de kazanç olacak benim için" dedi. Makrome yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını belirten Arzu Erçay (43) bu hobisinin psikolojik açısından da faydalı olduğunu söyleyerek şunları anlattı: "Burada aile ortamında gibiyiz. Psikolojik açıdan da bana çok iyi geldi. Yıllarca iş yaşamında yöneticilik yaptım. Bir anda eve çekilmek beni ciddi anlamda etkilemişti. Eskiden günde iki üç saat uyurdum. Şimdi geceleri derin bir uyku çekiyorum. Öğrendiğim şeyden para da kazanabilirim. Malzemesi çok ucuz değil. Ürettiğim takı ve çantaları satabilirim. Duvar süsleri, saç aksesuarı, kemer, toka, küpe hazırlıyorum. Üretmenin sonu yok."
 

Next page

Gazete Yenigün