Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Tarih gözlerimizin önünde yok oluyor

İzmir'in tarihi mirası yapılar, bakımsızlıktan harabeye ve çöplüğe döndü. Restore edilmeyen, sadece etrafı korkuluklarla çevrilerek yıkılması halinde çevreye zarar vermesi engellenen tarihi binalar, adeta kaderine terk edildi

Tarih gözlerimizin önünde yok oluyor

YENİGÜN İzmir'de, çok değil yüz yıl önce kullanılmış, kentin tarihinde önemli yer etmiş binalar adeta kaderine terk edildi. Basmane, Alsancak, Kemeraltı ve Çankaya'da dolaştığınızda bir çok sokakta eski binaların demir konstrüksiyonlarla çevrildiğini ve bir yerine de 'Dikkat. Yıkılma tehlikesi var!' tabelasının asıldığını görmemeniz mümkün değil. 
Gerek yerel yönetimlerin, gerekse merkezi idarenin ihmalleri sonucu kentin tarihi yapıları ve belleği bir bir yok olurken, çevreye saçtığı tehlike de görmezden gelinecek noktayı aşmış durumda. Çöplüğe dönen, evsizlerin mekanı haline gelen tarihi evlerin, mevcut koruma yöntemi ile on yıl daha ayakta kalması mümkün görünmüyor. 

ANILAR DA SİLİNDİ
Başta Atatürk'ün kaldığı Emniyet Oteli, Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı, Atatürk'ün Latife Hanım ile nikahını kıyan Müftü Rahmetullah Efendi'nin evinin de aralarında olduğu pek çok tarihi yapı adeta yıkılmayı bekliyor. Önünde koyunların bağlandığı Anafartalar Caddesi üzerindeki Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı, 3 yıl önceki Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş tarafından restore edilmek üzere Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden alınmıştı. Ancak aradan geçen üç yıla rağmen tarihi hamamda herhangi bir çalışmaya başlandığı görülmüyor. 

TARİH GERİ GELMEYECEK
İzmir'de bir çok kültür varlığının ve dini yapının fiziki anlamda kötü durumda olduğunu ve acil olarak korunmaya alınmaları gerektiğini söyleyen Kent Gözlemcisi Orhan Beşikçi, yıkılma tehlikesinde olan yapılar için neler yapılabileceğini gazetemize değerlendirdi. 
Beşikçi "Belediyeler, eski binalardan düşen bina parçaları nedeniyle büyük cezalar ödediği için etrafını çevirmeye başladı. Bu eski yapıların etrafını demirlerle çevirmek, o binaları korumak anlamına gelmiyor. Sadece çevresinden geçenlerin yaralanmasını engelliyor. Kentte yaşayan insanlar olarak hem yapıların hem de insanların korunmasını istiyoruz. Hatırası ve kent tarihi açısından önemi olan binalar bir daha geri gelmeyecek ve bir kentin tarihi bir bir yok olacak." şeklinde konuştu.

HİBELERİ HATIRLATTI
Çelik konstrüksiyonun da bir masraf olduğunu söyleyen Orhan Beşikçi "Bu masraf mülk sahipleri tarafından ödeniyor. Çelik konstriksiyona ödenen para binanın onarılması için kullanılabilir. En azından dış cephesi ve çatısı onarılarak çevreye zarar vermesi ve yok olması önlenebilir. Yerel yönetimler, mülk sahiplerine binanın restorasyonu için alabilecekleri hibeler konusunda destek olabilir. Ekonomik güce sahip olan Selçuk Yaşar İZKA'dan restorasyon için hibe desteği alabiliyorsa vatandaşlar neden almasın. İzmir'in tarihi evlerinin sahipleri de bu tür hibelerden yararlanabilir. Yeter ki bunlardan haberdar edilsinler" diye konuştu.
Kent Gözlemcisi Orhan Beşikçi, tarihi yapıların bulunduğu sokaklarda yapılan yol çalışmalarına da dikkat çektiği açıklamasında, "Binaların yakınında kullanılan her ağır iş makinası, onlara zarar veriyor. Yaşanan sarsıntılar, tahribatını artırıyor. İlgili birimlerin bu sokaklarda çalışma yaparkan daha dikkatli olmalarını bekliyoruz" dedi. 

Gülsen Candemir

Next page

Gazete Yenigün