Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Suyu kim boşaltacak?

İzmir'in kalbindeki Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda 4 yıldır atıl halde duran Roma Hamamı'nın su boşaltma anlaşmazlığı yüzünden kurumlar arası iletişim bozukluğu nedeniyle bataklığa dönüştüğü ortaya çıktı

Suyu kim boşaltacak?

İzmir'in yeni utanç kaynağı 'Kemeraltı Çukuru'ndaki içler acısı durumu ortaya koyan haberimiz sonrası İZSU'dan açıklama geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 yılından bu yana alandaki suyu görev kapsamında olmamasına rağmen İZSU'nun boşaltmasını istediği ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıllarda Bakanlığın suyu boşaltmaya başladığı fakat rögarların tıkandığı gerekçesiyle tahliye işini yarım bıraktığı ve ardından bin 800 yıllık tarihin sazlıklara ve bataklığa teslim olduğu belirtildi. İZSU yetkililerinin Yenigün'e yaptığı açıklamaya göre, tarihi alandaki suyun boşaltılması halinde çukurun çökme riski bulunuyor.
 

ÇÖKME RİSKİ OLABİLİR

Bakanlığın son olarak 2019 yılında suyun nereye aktarılması gerektiği hususunda İZSU Genel Müdürlüğü’ne başvurduğunu belirten İZSU yetkilileri, “Alandaki suyun tahliye edilmesi için sürekli bizim orada pompa çalıştırmamızı istediler. Bu bizim görev kapsamımızda olmadığı için biz bunu kabul etmedik. Diğer bir konu da, buradaki suyu boşaltırız fakat burada bir çukur var. Bu çukurun etrafında emniyet tedbiri yok. Bir benzeri olan Basmane Çukuru'nda kazıklı sistem uygulandı. Yani önce kazık sistemi yapıldı sonra kazı yapıldı. Dolayısıyla Basmane Çukuru'nda bir çökme riski yok. Kemeraltı Çukuru'nda ise suyu boşalttığınız zaman, çökme riski de olabilir. Biz bu riski, sorumluluğu almak istemiyoruz. Bu çukuru kim kazdıysa ve kim durdurduysa su boşaltıldığında oluşabilecek göçüklerden, çöküntülerden de onların sorumlu olması lazım. Herkes bu sorumluluktan kaçtığı için bizi işaret ediyorlar aslında” açıklamasında bulundu.
 

“TEKRAR YER GÖSTERİRİZ”

İZSU yetkilileri tarafından yapılan açıklamada Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yazılı olarak suyun boşaltılacağı alanı istemesi durumunda tekrar yer gösterebileceklerini belirterek, “Biz tekrar buradaki suyun boşaltılacağı noktayı Kültür Bakanlığı’na gösteririz. Bizden yana bir sorun olmaz. Bunun yanı sıra bizim buradaki suyu boşaltmak ve oluşabilecek sorunların sorumluluğunu almak gibi bir görev tanımımız yok. Bu İZSU’nun sorumluluğunda değil. Kültür Bakanlığı ile yazışmalar yapıldı, bir noktada tıkandı. Buradaki suyu ya deniz suyu ya da zemin suyu, başka bir su olamaz. Yapılan şifahi görüşmelerde Bakanlık bize ‘motopompla boşaltın’ dedi. Biz de ‘bizim bir yükümlülüğümüz yok’ dedik. Bize yazılı müracaat ederlerse tekrar, ‘son durum nedir’ diye, biz izlenecek yolu kendilerine tekrar gösteririz. ‘Şuraya boşaltın’ diye yer gösteririz, Belediye olarak da çözüme dair ön açarız. Oradaki suyu çekmeyi bize verirlerse biz bunu kabul etmeyiz. Çok büyük riski olabilir bunun. Orada yan tarafın çökmemesi suyun verdiği yükten kaynaklanıyor olabilir. Siz o suyu boşalttığınızda, orası serbest bir alana girerek yıkılma tehlikesi görülebilir. Bu riskin olup olmadığını net olarak bilemeyiz, önce bu riskin iyice araştırılması, değerlendirilmesi gerekir. Her ihtimale karşın tedbirli olunması gerekiyor. Kendileri ‘Bize boşaltacak yer gösterin’ derlerse, hemen yan tarafta yağmur suyu hattımız var, orayı gösterebiliriz onlara” ifadelerini kullandı.
 

KINAY: BİR AN ÖNCE KENTE KAZANDIRILMALIDIR

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helin İnay Kınay, alanla ilgili süreç tamamlanana kadar eserlerin tahrip olabileceğine dikkat çekerek, “İzmir kenti tarihsel ve arkeolojik değerleri ile çok özel bir kent. Bu kapsamda kent içerisinde bulunan tescil edilmiş alanların korunması ve kente kazandırılması ayrı bir önem taşıyor. Ancak ilgili kurumlar mevzuat ve uygulama sürecindeki aksaklık ve eksiklikler bu alanlarla ilgili süreçler tamamlanana kadar bakımsızlık ve tahrip olma riski ile de karşı karşıya. Bu nedenle çok önemli arkeolojik bir eser olan bu alanla ilgili planlama ve uygulama süreci gerçekleşene kadar, alanın korunması, alan içerisinde bulunan çöp moloz gibi atıklar ile yağmur gibi dış etkilere mâruz kalması nedeni ile oluşabilecek tahribatının da önlenmesi gerekiyor. Merkezi ve yerel idareler ile birlikte İzmirlinin de bu değerlere sahip çıkması ve koruması ile bu mümkün olabilir. Ancak şu anda en önemli konu, bir an önce gerekli çalışmaların yapılarak koruma önlemlerinin alınması ve kente kazandırılmasıdır. Bu alanların şu an içerisinde bulunduğu durum aynı zamanda kirlilik ve diğer etkenlerle birlikte ele alındığında bölgede çevre halk sağlığı açısından da olumsuzluklar yaratmaktadır” diye konuştu. -Halime ERDOĞAN

Next page

Gazete Yenigün