Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Soyer'den 550 gün raporu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 550 gününü anlattı. Cumhur İttifakı’nın sıkça kullandığı, ‘Çiçek, böcek’ eleştirisine gönderme yapan Soyer, “Doğayı asli kaynaklarımızı anlamadığımız zaman çiçek, böcek diyerek hafife alıyoruz” diye konuştu.

Soyer'den 550 gün raporu

Halime ERDOĞAN / YENİGÜN - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 550 gün sunumunu Adnan Saygun Kültür ve Sanat Merkezinde gerçekleştirdi. Sunuma CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, ilçe belediye başkanları, CHP İzmir Milletvekilleri, ilçe başkanları ve il yöneticileri katıldı. Sunuma katılım Pandemi sebebiyle kısıtlı tutuldu. Sunumu gerçekleştiren Soyer, başkan olduğunun ilk günlerinde en az oy aldığı Dokuzlar Mahallesi’ne gittiğini söyledi. Başkan Soyer orada yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bir kahve vardı yarı kapalı, rica ettik geldi açtı, sonra muhtar da geldi ve o da orada yer aldı. İlk başta anlamaya başladım neden bizi desteklemedi diye. Anladım ki devlet hayatlarında pek olmamıştı. Sonra onları dinledim ve isteklerinin aslında hemen yapılabileceğini gördük. Hepsinin çözümü vardı. Birkaç hafta içinde taleplerinin büyük çoğunluğunu tamamlamıştık bile. Başka bir hayatın olabileceğinin ilk ışığı Dokuzlar köyünce gözüktü”

 

YERELDEN KALKINMA DEMOKRASİDEN GEÇER

Birleşmiş Milletler’in 11 kalkınma hedefine 10 yerel hedef ekleyerek kalkınma politikası izlediklerini söyleyen Soyer, “kalkınma hedeflerini belediyenin kılcallarına işleyen bir yere taşıdık. BM kalkınma hedeflerini İzmir kadar içselleştirmiş bir yer olduğunu sanmıyorum. Birçok somut kazanımımız bunların eseri. Biz ekonomik kalkınmanın temeline yenilikçiliği koyduk. Geleceğin rüzgarı yenilikçilikten esiyor. Sabırla titizlikle emin adımlarla. İzmir’deki temel çıkış noktamız bu kentin yerelden kalkınmasını büyütmek. Bu iklimin oluşabilmesi için temel bir şartın olduğunu biliyoruz. O da demokrasi” dedi.

DEMOKRASİSİZ KALKINMA GELİRLERİN ADALETSİZ DAĞITILMASINA NEDEN OLUYOR

İzmir’in demokrasiyi içselleştirmiş bir şehir olduğunu açıklayan Soyer, “Türkiye'nin demokrasi adına içinde bulunduğu adım İzmir için de vesile oluyor. Demokrasi kültürü ilk bu coğrafyada filizlenmiş ve yeryüzünün ilk parlamentoları bu şehirde kurulmuş. Biz bunu görünür kılıp başka bir yönetimin mümkün olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Bazen daha çok uğraşıyoruz ancak Türkiye'de eksik olan uzlaşı kültürünün İzmir'den filizleneceğini biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde tüm kararlar neredeyse oy birliği ile alınıyor. İzmir'de kent koalisyonu kuracağız ve herkesi dinleyeceğiz demiştik. Bunları gerçekleştiriyoruz. Herkesin taleplerini dinleyerek politikalar üretiyoruz. Vatandaşlarımıza belediyeye ulaşabilecekleri faklı iletişim kanalları düzenledik. Seçimlerde vaat ettiğimiz gibi seyyar makam araçları ile özellikle arka mahallelere gidip vatandaşa dokunma imkanı buluyoruz.  Vatandaşlarımıza ulaşmak için geleneksel yöntemler ürettik. Hemşeri iletişim hattı İzmirlilerin sorunlarını dinlemek için çok etkili bir iletişim aracı. Pandemi döneminde çalışan sayımızı arttırarak cevaplanamayan çağrı oranını yüzde 50’den sıfıra indirdik. Yeni bir demokrasi katılımı platformu olarak Bizİzmir’i kurduk. Hedefimiz İzmirlinin sesinin duyulduğu bir meydan yaratmak. Bizİzmir uygulaması ile İzmirli vatandaşların kararlara katılmasını hedefliyoruz Demokrasi benim için bir kent yönetiminin ana prensibi. Çünkü demokrasi insanlığın en önemli inovasyonlarından biri. Demokrasi insanların içinde yaşamaktan mutlu olduğu bir düzen… Demokrasisiz kalkınma, gelirlerin adaletsiz dağıtımına neden oluyor. Siz demokrasisiz gelişmeyi sağlayabilirsiniz ancak o sadece belli bir grubu büyütür. Bu da barışı, huzuru, birlikte yaşamanın mutluluğunu yok eder. Biz bir yandan refahı büyütüyoruz, bir yandan da bunun adil bir biçimde kente dağıtılabilmesi için çalışıyoruz” dedi.

 

İZMİR TARIMINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN 4 YOL

Türkiye’deki tarım politikalarına karşın yorumlarını dile getiren Soyer, İzmir’de tarımı güçlendirmek için uygulayacaklarını dört maddede anlattı. Soyer, “Şehirdeki insanlar sağlıklı ve ucuz ürünlerden mahrum kaldı. Biz de bunu sağlamak için başka bir tarım mümkün diyoruz. Bunu sağlamanın yolu da ürettiği yerde çiftçinin doymasını sağlamak ancak şu an ülkede gelir edebilmek için çiftçiye öyle bir yük bindiriyorlar ki, sonunda şehre göç ediyor. Tüm dünyada uygulanan ve bizim bozmaya çalıştığımız durum bu. Başka bir tarım derken 4 konu üzerinden gidiyoruz. Bunların birincisi; yerel tohuma ve yerel ırklara öncelik vermek… Ardından ise ürünlerimizi işlemek ve markalaştırmak… Tarımsal inovasyona en çok bu konuda ihtiyaç var. Eskiden tarım sadece tarlada üretmekti. Çağımızda ise üretim, pazarlama ve iletişim. Üçüncü ise kooperatifleşmek... Üreticinin hayatta kalabilmek için bir olması şart. Son konumuz ise ürünün ulusal ve uluslararası piyasada pazarlamak oldu. Bu konuda fuarlarımız ile ürünleri dünyaya açıyoruz. Türkiye'nin tek organik fuarı Ekoloji İzmir… Bunlar küçük üreticilerimizi doğrudan ihracatçı haline getiriyor. Bir diğer yönden de dünya firmaları ile üreticimizi bir araya getiriyoruz. Geçmiş 550 günde İzmir tarımını güçlendirmek için birçok adım attık.’ dedi.

 

TOHUM; KÖKTÜR, GELENEKTİR, GELECEKTİR

Başkan Soyer, İzmir tarımıyla ilgili ilerleyen süreçte temel hedeflerinin toprağı ve suyu korumak olduğunu dile getirdi. Başkan Soyer, tarımla ilgili konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Önümüzdeki dönemde tarım ile ilgili temel hedefimiz toprağımızı ve suyumuzu korumak olacak. Zirai ilaç kullanılan tarım alanlarında boş diye sağ sola atılan kutuları bize getirenlere solucan gübresi hediye ediyoruz. Her geçen gün boşalan meralara sahip çıkmak ve buralarda hayvancılık yapmak en temel önceliğimiz olacak. Bu ürünlere alım önceliği vereceğiz. Dünya ile rekabet edebilir ürünler hazırlamak ve İzmir’i marka yapmak temel hedefimiz olacak. İzmir sadece liman olmamış, arkasındaki güçlerle ilerlemiş. Ege Bölgesi aslında Hollanda’dan daha fazla tarım alanlarına tekabül ediyor. Peki neyi yanlış yaptık? Bunu dürüstçe düşünüp cevabını bulmak zorundayız. İzmir'de yaptıklarımız ve yapacaklarımız bunların cevabı aslında. Bizim aslında çok daha şanslı ve güçlü olduğumuzu görürsünüz. Oysa şimdi üreticimiz yoksullaşmış ve ürettiğinin karşılığını alamaz duruma düşmüş. İşte bu asla razı olmayacağımız bir durum çünkü bu bereketli coğrafya çok daha yaşanılabilir bir yaşam sunuyor. Daha dün daha çok ürün ithal etmek için gümrük vergisini sıfırlama kararı aldılar. Bu politikaları bir kenara bırakıp yerel tohumu ön plana çıkartan bir tarım yönetimine ihtiyaç var. Eğer bu topraklarda tohumu bazı tekellerin hegemonyasına bırakırsanız, savaş alanlarında kaybettiklerinizden fazlasını kaybedersiniz. Çünkü tohum, köktür, gelenektir, gelecektir”

 

KAYNAKLARIMIZI ÇİÇEK, BÖCEK DİYEREK HAFİFE ALIYORUZ

Kendisine yöneltilen “çiçek, böcek dışında bir şey yapmadı” sözlerine yanıt veren Soyer, “Seçim kampanyasında ben yalnızca insanların değil flamingoların da başkanı olacağız demiştim. Bu sadece söz değildi, demokrasinin oy kullanma hakkı olmayanların da olduğu gerçeğiydi. Biz bu yeryüzündeki en yalnız canlı türü olabiliriz. Bizim dışımızdaki varlıklar ve dünyanın eşsiz döngüsü önceliklerimiz içinde toz tanesi kadar bile önem taşımıyor. Bizi çevreleyen ormanlar olmasa nefesi nereden bulacağız? Yapraklar toprak olmasa bizi besleyen topraklar nasıl olacak? Sırf bizden bir karşılık beklemediği için doğayı yaşamlarımızın dışına itiyoruz, asli gerçekleri unutuyoruz. Doğayı asli kaynaklarımızı anlamadığımız zaman çiçek, böcek diyerek hafife alıyoruz. Bu da hata yapmamıza neden oluyor” dedi.

 

BEKİR COŞKUN’UN ANISI YAŞATILACAK

İzmir’in yeşil bir kent olması için yoğun çaba harcadıklarını söyleyen Soyer, “İzmirliler için sıradan park ve bahçelerin çok ötesinde, doğadaki canlılar ile göz göze geldiği büyük yüz ölçümlü parklar kuruyoruz. Yaşayan parklar adını verdiğimiz 15 parkı İzmir'in çevresinde başlatıyoruz. Yarışma projeleri ile elde ettiğimiz çok özel park projelerini önümüzdeki aylarda uygulamaya geçiriyoruz. Biz yeni stratejik alanımızda yeşil altyapıyı en temel projelerimiz arasında koyduk. İzmir'de kişi başına düşen yeşil alanı 2 katına çıkartmak için çalışıyoruz. Gediz Deltası için UNESCO Doğa Mirası başvurularını gerçekleştirdik. Kültürpark'ın planını katılımcı yapıyla yeniden ele aldık. Alandaki yeşil alan miktarını arttırıyoruz. İzmir'in ortasındaki yeşil sahayı ekolojik koridor ile diğer yeşil alanlarla bağlıyoruz. İzmir kent merkezi, çevresindeki doğal alanlara bağlayan 5 doğal koridor halinde kesintisiz ulaşabilecek.  Bornova Gökdere’de sokaktaki dostlarımız için Avrupa standartlarında rehabilitasyon temellerini attık. Orada geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Gazeteci Bekir Coşkun’un anısını yaşatacağız. Burayı 2021'de açacağız. Tüm canlıların hakkını en az insanlar kadar önemsiyoruz. İnsanlar, doğadaki diğer canlıların yaşam alanlarını yok ettiği için adalet borçlu olduğunu düşünüyoruz” dedi.

 

“BİZ BELEDİYE ANAYIZ”

Önceliklerini arka mahallelere verdiklerini belirten Başkan Soyer, “İnsanların doğuştan kazandığı haklar var. Irk din dil… Yaşama hakkı, sağlık hizmetlerine erişim gibi haklar. Tüm hemşerilerimizi bu haklarından hiçbir maruz kalmadan kullanabilmesi için “belediye anayız” dedik. İnsanların doğumdan ölüme kadar belediye ananın koruması altında olması bir haktır. Bir arada yaşamayı teşvik etmeliyiz. Büyükşehir bünyesinde kentsel adalet ve eşitlik komisyonu kurduk. Refahın adil dağıtılası için birçok yöntem geliştirdik. Değişimin sırrının İzmir’in arka mahallelerinin sorunlarını dinlemek olduğunu biliyoruz. Dinleyerek gördük ki çok makul istekleri var. Arka mahallerdeki sorunları yerinde tespit edip ihtiyaçlarına hemen çözüm bulabilmek için acil çözüm ekipleri oluşturduk. Bunlar belediyenin çalışma hızını inanılmaz arttırdı. Çocuklarımızın becerilerini geliştirmek için kurduğumuz masal evlerinin amacı çocuklarımızın eşit haklar içinde yarışması. Süt kuzusu projesini 30 ilçeye ulaştırdık. Şehrimizdeki okullara her türlü spor malzemesi imkanı sunuyoruz. İzmir'i uluslararası spor organizasyonlarının merkezi haline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

 

TÜRKİYE’DE EN FAZLA KADININ GÖREV YAPTIĞI BELEDİYEYİZ

Kadınların sosyal yaşama dahil olması için azami gayret sarf ettiklerini söyleyen Soyer, “kadınların yaşamın her anına dahil olması, barış ve demokrasi alanında büyük bir pay ediniyor. Her daim kadınlarımıza öncelik vermeyi hedefliyoruz. Kadınlara bütüncül hizmet sunduğumuz sosyal merkezler. İlkini Örnekköy'de açıyoruz. Bu merkezler kadınlara özgü faaliyet gösterecek. Anahtar sosyal yaşam merkezlerini sivil toplum örgütleri ile birlikte yöneteceğiz. Gururla söylebilirim ki İzmir Büyükşehir Belediyesi görev ve yetki kapsamında Türkiye'de en fazla kadının görev yaptığı belediyedir” dedi.

 

ULAŞIM RAPORU: METROLARDA SON DURUM

Ulaşım projeleri konusunda önemli yol kat ettiklerini söyleyen Başkan Soyer, “en iddialı en ve büyük yatırımlarımızı sürdürülebilir ulaşım alanlarında yaptık. Bunlar kentimizin refahı için çok önemli. Ulaşım, kentlerin temel sorumlarının başında yer alıyor. Kentsel dönüşümün hız kazandığı dönemlerden itibaren insan odaklı değil otomobil merkezli gelişmeler yaşandı. Bunlar da trafik yoğunluğunu oluşturdu. Biz; İzmir ulaşım yapısını değerlendirerek, vatandaş için uygun, doğa için uygun bir ulaşım biçimi planladık. Göreve geldiğimde Nalıdere Metrosu yüzde 12 oranında tamamlanmış olarak görev aldım. Bugün metro inşaatını 12 milyon euro ile yüzde 25 tamamlanma noktasına getirdik. Kendi imkanlarımız ile 11.2 km'lik metroyu söz verdiğimiz tarihte bitireceğiz. Türkiye'nin en uygun ve en hızlı üretimini 2022'de bitireceğiz. Buca Metrosu’nun yapımı için çok önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Avrupa İmar Bankası liderliğinde kurduğumuz düzene birçok banka toplamda 490 milyon euro yatırım yapılması konusunda ihale yapılması yönünde ilerliyoruz. Çiğli tramvay hattımızda yapım ihalesine 5 Kasım’da çıkacağız. Çiğli Tramvayı, Karşıyaka Tramvayı’nın devamı niteliğinde olacak.  Otobüs filomuzun da üçte birini yeniledik. Ülke genelinde tek kalem ile gerçekleşen en büyük otobüs alımlarını gerçekleştirdik. İletişim ağımızı raylı, karayolu ve denizde hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

 

PANDEMİDE TÜRKİYE’DE ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR UYGULAMA GETİRDİK

Pandemi sürecinde Büyükşehir Belediyesi’nin edindiği konum ile ilgili bilgiler veren Soyer, “göreve gelir gelmez Toplum Sağlığı Daire Başkanlığı kurduk. Bu başkanlık sayesinde pandemi sürecine çok daha hızlı uyum gösterdik. Hem finansal hem de insan kaynakları olarak çok akıllıca yönetmemiz gereken bir sürece girdik. Türkiye'de örneği olmayan bir uygulama getirdik ve adına ‘kriz belediyeciliği’ dedik. Önce buna özel bir yönetmelik hazırladık. Ardından kentteki tüm paydaşların içinde bulunduğu bir düzen oluşturduk. Kriz ortamında yepyeni stratejik alanlar geliştirdik. Pandemi başlar başlamaz bir bilim kurulu oluşturduk Burada doğru adım atmada bize çok önemli katkılar sağladı. Her pazartesi bu kurulla bir araya gelip, birlikte üreteceğimiz çözümleri ortak akılla oluşturduk. Üreticinin ürünü dalda kalmasın diye hasat kampanyası başlattık. Dar gelirli yurttaşlarımız başta olma üzere tüm vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için “Biz Varız Kampanyası” başlattık. Pandemi döneminde uzaktan eğitimde evinde internet olmayan çocuklarımız için belediyemiz tüm imkanlarını seferber etti. İnterneti olmayan 4 bin öğrenciye 4 GB internet dağıtıyoruz. Maskeye ücretsiz ulaşımı sağlamak için maskematik uygulamasını hayata geçiren ilk belediye olduk. Bununla birlikte sadece ülkemize değil dünyaya örnek olan bir İzmir yarattık” dedi.

 

MUHTEŞEM BİR OTOGARA SAHİP OLACAĞIZ

Şehirdeki alt yapı çalışmaları ile ilgili olarak bilgiler veren Soyer, “daha kampanya döneminde ‘rekor asfalt yılı’ olacağını söylemişti. İZBETON ve İBB Fen İşleri Dairesi, trafik yoğunluğunun azaldığı dönemde parke ve asfalt yapmaya hız verdik. İzmir'de Türkiye'nin hiçbir yerinde olmadığı kadar yerinde kentsel dönüşüm yapılıyor. Kentsel dönüşüm sadece binaların yıkılıp yerine bina yapıldığı bir şey değildir. Ege Mahallesi’nde en büyük kentsel dönüşüm ihalemiz bugün sonuçlandı. 120 milyon metrekarelik inşaat alımı için 1 ay içinde yer teslimini yapacağız. İnsanca barınmak bir kent hakkıdır. Bizde bunu sağlamak için çalışmaya devam ediyoruz. İzmir ulaşım açısından her zamana bir çekim merkezi olmuştur. Şimdi otobüs terminalinde yeniliyoruz. Yeni otobüs terminali projemiz uluslararası bir yarışma ile belirlendi. Muhteşem bir otogara kavuşacağız. Göreve gelirken İzmir'deki otopark sorunu çözme sözü vermiştim. İzmir’deki otopark kapasitesini 100 bine çıkartacağız demiştik. Sadece otopark yapmıyoruz, otoparkın üzerinde oluşturduğumuz yeşil doku ile vatandaşlarımızın zaman geçireceği alanlar yapıyoruz” dedi.

 

KÖRFEZİ TEMİZLEYECEĞİZ VE BEN YÜZECEĞİM

Körfez temizliği konusunda bilgiler veren Soyer, “körfezde yüzeceğim” iddiasını yineledi. Soyer açıklamasında “Güzelbahçe’de kent merkezine yakın bir noktada mavi bayraklı plaj açtık. Körfezi temizleyeceğiz ve ben körfezde yüzeceğim. Bu sözümün arkasındayım. Bazılarına hayal gibi gelir ancak biz insanlar doğayı kirletmezsek doğa kendini hızla yenileyebilir. Tarihin en büyük felaketlerinden biri Çernobil Nükleer Santrali’dir. Patladıktan sonra 34 sene geçti ve kimse orada yaşamıyor. Ve nükleer patlamanın olduğu şehirde doğanın kendini nasıl yenilediğin görüyorsunuz. Doğanın kendini yenilemesi mümkün… Biz kirlenmesini engellerken körfez kendini yenileyecektir. Diğer yandan körfezi kendi haline bırakacak değiliz. Kanal ihalesine çıkıyoruz. Ve ben körfezde yüzeceğim. Sadece ben değil, çocuklarımızda torunlarımız da körfezde yüzecekler” dedi.

 

ALSANCAK KÜLTÜR-SANAT FAALİYETLERİNİN KALBİ OLACAK

İzmir’i kültür sanat faaliyetlerinin önemli bir çekim merkezi haline geleceğini söyleyen Soyer, “Kültür, kentin ve toplumun ruhudur. Biz sanatın farklı dallarındaki eserleri ve sanatçıları İzmirlilerle buluşturuyoruz ve buluşturmaya devam edeceğiz. İzmir’i kültür sanat üreten bir evrensel merkez haline getireceğiz. Yeni ekollerin doğacağı bir iklim yaratmak istiyoruz. Planladığımız çalışmalardan biri yine Alsancak bölgesi. Oranın canlanması için Elektirik Fabrikası’na talip olmuş ve ihaleyi kazanmıştık. Ancak bu ihale anlayamadığımız şekilde iptal edildi. Tarihi Yıldız Sineması ve Bıçakçı Han'ı satın aldık. Kaderine terk edilmesine izin vermedik ve restorasyonunu hızla tamamlayacağız. Bu iki yapı bulundukları bölgede parıl parıl parlayacak. İzmir'de sinema müzesini kuruyoruz. Bu müze İzmir’e yakışır bir merkez olacak” dedi.

 

İZMİR'İ AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ YAPACAĞIZ

İzmir’in Kültür Başkenti olması için yoğun bir çaba sarf ettiklerini söyleyen Soyer, kentin dünya ölçeğinde tanınırlığının artması için girişimlerde bulunduklarını belirtti. Soyer, “Hem turizm hem de ekonomik ilişkiler için kurduğumuz ofislere Moskova’yı da ekledik. Bir yandan İzmir’i tanıtırken diğer yandan İzmir ekonomisine büyük katkılar sağlayacak organizasyonlar için önemli adımlar atıyoruz. Dünyanın önde gelen kanaat önderleri İzmir'e gelecek. İzmir'i Avrupa Kültür Başkenti yapmakta bu çalışmalarımız önemli bir yere sahip olacak. Dünyadan birçok katılımcı ve ziyaretçiyi İzmir’e çekecek. 2026 Botanik EXPO’sunu İzmir'de gerçekleştireceğiz.  4 milyon 700 bin ziyaretçi beklediğimiz 2026 Botanik EXPO’su, EXPO 2030’a giderken önemli bir kilometre taşı olacak. İlk dijital fuarımızı düzenleyerek pandemi döneminde önemli bir adıma imza attık. Uluslararası finans kuruluşları ile önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Karedeniz Kalkınma Bankası’ndan ilk kez bir yatırım aldık. Belediyemiz sadece Batı kaynaklarının değil, Asya kaynaklarının da güvenini kazanmış oldu. Bu aslında bir İpekyolu projesidir. Batı’yı Asya’ya, Asya’yı Batı’ya taşıma hedefimiz için önemli bir çalışma yürüttük” dedi.

Cumhuriyet 100. Yılı olan 2023 üzerinden ekonomi ve adalet mesajı veren Soyer, “3 yıl sonra Cumhuriyetimiz 1'nci yüz yılını tamamlamış olacak. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına Cumhuriyetin demokrasisini taçlandırmış olarak gireceğiz. Bu memlekette atalarımızın kazandığı zaferi daha büyük ekonomik zaferlerle buluşturacağız. Bu memleket daha güçlü bir ekonomiye layık… Bunu değiştirmek mümkün, başka bir hayat mümkün… Dünya hızlı bir dönüşüm içinde. Yeni buluşlar, yeni araçlar… Bir yandan da ezelden beri değişmeyen temel bir adaletsizlik devam ediyor. Bu iki gerçek ile yüzleşmek mecburiyetindeyiz. Emin olun bu mücadeleyi kazanacağız. Biz hepimiz birlikte varız ve birlikte olmaya mecburuz” dedi.

Next page

Gazete Yenigün