;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Rock'ın Beyefendi'leri

İzmir’in en sevilen Rock müzik grubu Beyefendi ile birlikteyiz. Onlar sahnedeyken müzik görünür oluyor ve bu beylerin arasındaki dansı izliyorsunuz diyor sevenleri..

Rock'ın Beyefendi'leri

Beyefendi'yi kısa süre içinde bu kadar sevdiren, benimseten ve pek çok müzik grubundan ayıran şey nedir?

Yiğit Vatansever: Grubumuz kurulalı 4 yıl oldu. Biz bir rock grubuyuz. Hepimiz farklı rock müzik dallarını seven, benimseyen adamlar olarak bir araya geldik. Bu dalların senteziyle birlikte seyircilere daha kolay ulaşabiliyoruz. Ben solist olarak biraz daha klasik rock söylemeyi tercih ediyorum. Sahnede hareket etmeyi, seyirciyle iletişim kurmayı seven bir adamım. Kendimi rahat hissettiğim parçaları paylaşınca iyi bir sinerji ortaya çıkıyor. İnsanlar bizim sahnedeki enerjimizi hissediyor ve eşlik ediyorlar. Müzikten aldığımız keyfi seyircimize yansıttığımızı düşünüyorum. Grubumuzdaki rol dağılımı ve paylaşımcılık da önemli. Yaptığımız iş, hata yapmaya çok uygun. Canlı performanslarda herkes hata yapar. Bu hatalardan bile keyif çıkarmayı biliyor, hatalarımızla eğleniyoruz. Bu da bize pozitif olarak dönüyor. Arkadaşlık ortamı da bizim sahnelerimizi sıcak kılıyor diye düşünüyorum.

Grubu bir arada tutan temel motivasyon nedir?

Yiğit Vatansever: Her şeyden önce arkadaşlık, dostluk olmazsa olmazımız. Bu durum sahnemizi sıcak kılıyor. Son birkaç haftadır İstanbul'a da gidip geliyoruz. Fark ettik ki, İstanbul'da bu işler biraz farklı yürüyor. Müzisyenler bireysel olarak çok fazla başka işler yapabiliyor. Zaman zaman elbette farklı projelerde yer alınsa da her birimizin önceliği Beyefendi. 'Bu grup bizim grubumuz, çok extrem bir şey olmadığı sürece birlikteyiz' mottosuyla ilerliyoruz. Birbirimize ve gruba sahip çıkmaya çalışıyoruz.

Biraz da grubun kuruluşundan bahsetmek isteriz. Grubu kuran Barış, Yiğit ve Ozan nasıl bir araya geldi?

Ozan Doğanay: Grubumuz kurulduğunda başka bir basçı, davulcu ve solist vardı. Biz Barış Sarıoğlu ve onlarla başka bir grup olarak çalıyorduk. Sonra Yiğit, o zamanki grubundan ayrıldı. Biz de o solistten ayrıldık ve Beyefendi'yi kurduk. 

Sizleri biraz da bireysel olarak tanıyalım. Solist Yiğit Vatansever’le başlayalım. Vokalistlik dışında seslendirme sanatçısı olduğunuzu biliyoruz. Meslekleriniz için neler söylemek istersiniz? Hangisi sizi nasıl hissettiriyor?

Yiğit Vatansever: Dünyadaki en şanslı adamlardan birisi sayılabilirim. Çünkü zevk aldığım iki işle uğraşıyorum. Çok ayrı iki dünya değil benim için.. İkisi için de sesimi kullanıyorum. Müzisyenliği çok uzun zamandır yapmamın yanı sıra, konuşmacılığı yaklaşık 5 senedir yapıyorum. Öncelikle Türkçe konuşmayı çok seviyorum. Bir dostumun yönlendirmesiyle başlayan bu süreçte, olumlu geri dönüşler oldu ve işi hakkıyla yapmak adına eğitim almaya karar verdim. Çok iyi öğretmenler tarafından yetiştirildim. Füsun Ünsal, Hakan Urgancı, Misket Dikmen, Hülya Savaş gibi.. Sonrasında 1 yıl kadar TRT’de spikerlik yaptım. Bu süreçle kariyerimin konuşmacılık kısmı gerçekleşmiş oldu.

Bas gitarist Doğuş Ünver’le devam edelim. Çok farklı müzik tarzlarında deneyim sahibi olduğunuzu biliyoruz. Kariyerinizin bu döneminde Beyefendi ile rock müzik deneyimi nasıl gidiyor? Gruba nasıl dahil oldunuz? 

Doğuş Ünver: Yiğit Vatansever ile 2014 yılında bir projede birlikte yer almıştık. Bundan birkaç yıl sonra bir gece telefon geldi. Benimle çalışmak istediğini söyledi. Gruba katılmam bu şekilde oldu. Rock müziği eskiden beri dinlediğim için çok keyif alıyorum. 

Davulda Alus Doğu Can Güneş var. Müzikle enstrüman sanatçılığı dışında da ilgilendiğinizi biliyoruz. Bunlardan biraz bahsetmeniz mümkün mü?

Alus Doğu Can Güneş: Müzikle birlikte kayıt teknolojileri ile de uğraşıyorum. Video prodüksiyonu gibi.. Yiğit Abiyle cingle çalışmaları yapıyoruz. Özellikle yerel müzisyenlere prodüktörlük yaptım, rap sanatçısı Dilkeş’le çalışmalarımız oldu. Ayrıca grubun sosyal medya yönetimini üstlendim. Beyefendi'nin logosu, afişi, fotoğraf ve video tasarımları üzerinde de çalışıyorum. 

Beyefendi grubunun klavyesinde Barış Sarıoğlu var. Kendisi 'King Kong' lakaplı. Bu lakap nasıl ortaya çıktı?

Yiğit Vatansever: Bir gün Metallica'nın bir şarkısını çalıyorduk. O şarkının duygusal olarak çok sert bir bölümü var, klavyenin olmadığı. Hepimiz bir baktık ki Barış Sarıoğlu, King Kong'un göğsüne vurma hareketine benzer bir hareket yapıyor. Tabii biz bunu daha sonradan video görüntülerinden izledik. Çok güldük. King Kong lakabı da buradan geliyor. 

Gitarist Ozan Doğanay, sizi sevilen müzisyen Kıraç'la da izliyoruz. Benzer tarafları olsa da iki ayrı tarz müziği icra etmek zor olmuyor mu? Kendinizi hangisi ile daha çok özdeşleştiriyorsunuz?

Ozan Doğanay: Aslında bu durum benim müzikal yapımı çok iyi anlatıyor. Evet, benim bir tarafım Hard Rock ve Progresif Rock. Diğer tarafım da insanların koyduğu isimle Anadolu Rock. Kıraç'ın da yaptığı müzik bu olduğu için ki biliyorsunuz kendisi Cem Karaca ve Barış Manço’dan sonra bu türün yaşayan en başarılı temsilcisi, hiç zorlanmıyorum. Dolayısıyla iki tarafta da kendimim ve -miş gibi yapmama gerek kalmıyor.

Geçtiğimiz günlerde Kıraç'la birlikte 'Güzelliğin On Par'Etmez'i yayınladınız. Özellikle bu türküyü seçme sebebiniz nedir? Kıraç'ın bu projeye dahil olma süreci nasıldı? Hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Ozan Doğanay: Bir gün evde gitar çalarken kendi kendime türkü söylüyordum. Biraz bu türküyü mırıldandım. Bunun temposunun blues riff'ine yakışacağını düşündüm. Biraz sert ama bir türküye de uyarlanabilen bir tarz. Bir çok Anadolu Rock parçasında da gördüğümüz bir teknik. Yavuz Çetin bunu çok başarılı şekilde icra eden bir müzisyendi. Kıraç şarkılarında da sıkça yer alır bu tarz. Fikri gruptaki arkadaşlarımla paylaştım. Karar süreci uzun sürdü ama Yiğit’in alıştığı tarzın dışında bir parça icra etmesi fikri bizden olur alınca kaydı gerçekleştirdik. Kıraç'a kaydı dinlettim. Çok beğendiğini ifade etti. Beraber yapmak istediğimizi söyledim. Kabul etti. Daha sonra da kayıt için İstanbul'a gittik. Hem benim hem grubumuz için bir gurur tablosu oldu. Üretim süreçlerimize bakınca, yaratıcı bir grup olduğumuzu düşünüyorum. Bir kıvılcım bizde çok hızlı şekilde alevleniyor. Yeniden Başla’da da aynı süreci yaşadık. Klip fikri ise Kıraç'tan çıktı. İstanbul Stüdyo Arı’da hücum kayıt yaptık ve klip o anda çekildi. Bu fikir oldukça riskli ve sorularla doluydu bizim için. Ancak Kıraç, ortaya tecrübesini koydu. Tüm tedirginliğimize rağmen Kıraç’ın deneyimi ve mükemmel yönetiminde çok içimize sinen bir klip oldu.

Yiğit Vatansever: O gün şarkı iki kez tam olarak çalındı. İlkini beğenmiştik ki nitekim o kaydı kullandık. Biz birlikte çalmaya çok alışığız. Onun için tek kayıtta işi bitirebiliyoruz. Ama aynı zamanda klibin de çekilmesi elbette ilk kez deneyimleyeceğimiz bir durumdu. O sabah saat 11'de stüdyonun önünde olduk. Saat 3 buçuk gibi girdik, çaldık ve çıktık. Yani işimiz yarım saatte bitti. Arıkan Sırakaya kaydı yaparken, Kerem Altın klibi çekti. Teklinin kapağını İsmail Gökmen çekti. Hepsine çok teşekkür ediyoruz.

Kısa süre önce mini bir turneye çıktınız. Zaman zaman sizleri farklı şehirlerde de izleme şansı buluyoruz. Aldığınız tepkiler nasıl? İlk kez sizi dinleyen seyircilerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? 

Yiğit Vatansever: Açıkçası bizi ilk kez dinleyen seyircilerimiz biraz şaşırıyor. Bu durum bizi çok mutlu ediyor. Sahnede biraz titiz adamlarız biz. Sahnede bizden her istenen şarkıyı çalmıyoruz. Çünkü provasını yapmadığımız şarkıyı çalmak istemiyoruz. İnsanlar konserlerimize eğlenmek için geliyor. Bu özel bir gece de olabilir. Dolayısıyla insanlar iyi müzik dinlemeyi hak ediyor. Bizim müzik tarzımız sahnede çok fazla yapılan bir tarz değil. İnsanlar bizi tercih ediyorsa bunun farkındalar demektir. O zaman biz de iyi bir şey vermek zorundayız. 

Kendinize ait birçok parçanız olduğunu biliyoruz ama Yeniden Başla isimli parça yayınlanan tek parçanız. Yeni projeleriniz var mı?

Yiğit Vatansever: Çok fazla sahne almak gecikmenin en temel sebebi. Herkesin kendine ait bir hayatı var. Çok sık bir araya gelmemiz mümkün olmuyor bazen. Ama onun dışında da bireysel olarak hepimizin üretmeye çalıştığı bir şeyler var. Ama ben ortak çalışmanın daha verimli olduğuna inanıyorum. Birlikte çalışma sürecini seviyorum. Bundan sonra daha sıkı çalışacağımızı düşünüyorum. Ayda bir kez İstanbul'da sahne aldığımızı da hatırlatalım. 

Son olarak Beyefendi ile özdeşleşen bir şarkı var mı? 

Alus Doğu Can Güneş:  İnanılmaz ama Iron Maiden'ın Fear of The Dark şarkısını bizim sananlar var, çok fazla istenen ve sevilen şarkılardan biri.. Sahnemizin başladığı anda seyirci direk bu şarkıyı istiyor. Ancak Barış Manço’dan Dönence'nin de grup için yeri ayrı. Bilinen versiyondan oldukça farklı bir tarz denedik. Çok keyif alıyoruz onu çalarken..  

Doğukan Fikri FİDAN 


 

Next page

Gazete Yenigün