Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün

Okullarda 'akran zorbalığına' son verelim

Okullarda akran zorbalığı ve şiddetine en çok maruz kalan grupların başında engelli veya zihnen farklı gelişen çocuklar geliyor. Uzmanlara göre; akran zorbalığının önüne geçmenin yolu ancak bilinç değişimi ile mümkün

Okullarda 'akran zorbalığına' son verelim

Doğukan Fikri Fidan / YENİGÜN -  Tehlikeli bir okul çağı sorunu olan akran zorbalığı, ömür boyu psikolojik yaralara yol açabiliyor. Öyle ki, engelli bir çocuk akran zorbalığına maruz kalmışsa durum daha da güçleşiyor. Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu, engelli veya zihnen farklı gelişen çocukların okullarda akran zorbalığı ve şiddetine en çok maruz kalan gruplar olduğuna işaret ediyor. Engelli öğrencilerin akran ayrımcılığına maruz kalmasını önlemek için aileler ve öğretmenlere önemli görevler düştüğünü ifade eden Kuyumcu, “Çocuklar kendilerinden farklı görünen, farklı davranan akranlarının durumunu merak eder, öğrenmek ister ve bunun için de soru sorarlar. ‘Öyle yaratıldı, öyle doğdu’ demek yetmez. Öncelikle çocuklara, engelli kelimesinin ne olduğu somut ve gerçekçi bir şekilde açıklanmalı. Engelliliğin veya farklı gelişimin bir sorun, ceza ya da kötü bir durum olmadığını, engelli bireylerin yaşam hakkına saygılı olmak gerektiğini ve acıyarak yaklaşmanın yanlış olduğunun vurgulanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.


ENGELLİ ÇOCUKLAR 
OKULDA NELER YAŞIYOR?

Okullarda engelli çocukların karşı karşıya kaldığı akran ayrımcılığı, zorbalığı ve şiddete dikkat çeken Kuyumcu, “Eğitim her çocuk için en temel anayasal haktır. Okullarda engelli çocuklara ayrımcılığa ve zorbalığa son verelim, engellilerin eğitim alma hakkına saygı duyup onları destekleyelim. Özellikle engelli çocuklara karşı akran zorbalığının önlenmesi için aileler, öğretmenler ve okul yöneticilerine çok önemli görevler düşüyor. Bu konuda birlikte adım atılması lazım. Çocuklar kendilerinden farklı görünen, farklı davranan akranlarının durumunu merak eder, öğrenmek ister ve bunun için de soru sorarlar. ‘Öyle yaratıldı, öyle doğdu’ demek yetmez. Öncelikle tipik gelişen çocuklara, engelli kelimesinin ne olduğu somut ve gerçekçi bir şekilde açıklanmalı. Engelliliğin veya farklı gelişimin bir sorun, ceza ya da kötü bir durum olmadığının, engelli bireylerin yaşam hakkına saygılı olmak gerektiğinin ve acıyarak yaklaşmanın yanlış olduğunun vurgulanması gerekiyor” dedi.

“ALAY ETMENİN YANLIŞLIĞI ANLATILMALI”

Çocuklara, “Arkadaşının gözleri doğuştan veya sonradan yaşadığı bir sebeple görmüyor”, “Yürümesini sağlayacak kaslar ve kemik yapısı seninki gibi işlev görmüyor”, “İşitme konusunda kulağında doğuştan gelen veya sonradan oluşan bir sorun nedeniyle senin gibi duymuyor” gibi mantıklı açıklamalar yapılması gerektiğini söyleyen Kuyumcu, fiziksel ya da zihinsel olarak farklı olan insanların imkanların oluşturulması halinde birçok şeyi başarabileceğinin altını çizdi. Kuyumcu, ailelere, “Tipik gelişen çocuklara konuyu anlatırken sürekli farklılıklardan bahsetmek yerine ortak yönlerini öne çıkartın. Engelli bireylerle ortak yapabilecekleri şeyleri anlatın” önerisinde bulundu. Kuyumcu, aile ve öğretmenlerin çocuklara, engelli arkadaşlarına yaklaşımlarında, yardım etmeden önce mutlaka “Yardım ister misiniz?” diye sorması gerektiğini, onlara “Geçmiş olsun” demenin yanlış olduğunu, engelli çocukların yapamayacakları şeyler için zorlanmaması gerektiğini ve onlarla alay etmenin çok yanlış olduğunu anlatmaları gerektiğini söyledi.

“EVDE AŞAĞILAYICI KELİMELER KULLANMAYIN”

Engelli çocuklara yönelik akran zorbalığının önüne geçmenin yolunun bilinç değişimi ile mümkün olacağını belirten Kuyumcu, “Engellilik konusunda anne, baba ve öğretmenlerin kullandığı iletişim dilinin doğru olması çok önemlidir. Çocuklar ailelerinin kullandığı dili kullanırlar. Örneğin, evde aşağılayıcı, hakaret anlamı taşıyan ‘kör müsün?’, ‘sağır mısın?’, ‘özürlü müsün?’ gibi kelimeler kullanılıyorsa çocuklar da bunu kullanır. Çocuklara farklılıklarla birlikte yaşamın gelecekte hem kişisel gelişimine hem de sosyal hayatına, saygınlığına olumlu etkiler yapacağını anlatın” açıklamasında bulundu. 

Akran zorbalığı nedir?

Akran zorbalığı; çocuk ve ergenle aynı yaş grubunda olan kişi veya kişilerin birbirlerine veya tek bir kişiye karşı fiziksel, sözel ve davranışsal olarak örseleyici, zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Çocukların bu durumu anlaması ve yaşadığı zorbalığı anlatması uzun sürebilir. Kendisine inanılmayacağından, dalga geçileceğinden ve zorbaca davranışların artacağından dolayı maruz kaldığı bu örseleyici davranışları yakınlarına, öğretmenlerine anlatmakta zorlanabilir. Akran zorbalığında yaş grupları açısından aynı olan bir çocuk veya ergenin diğer çocuk veya ergene karşı uyguladığı orantısız güç kullanımı vardır. Arkadaşlar arasında söylenen bir sözden sonra ‘’şaka yaptık’’ gibi cevaplar verilebilir. Ancak akran zorbalığı şaka ile karıştırılmaması gereken önemli bir konudur. Akran zorbalığı aynı kişi veya kişilerce; sürekli yapılan ve yıkıcı etkilere sebep olan davranış bütünüdür.

Next page

Gazete Yenigün