Zafer ve hoşgörü

Yayın Tarihi 28 Ağustos 2020

30 Ağustos Zafer Bayramı tüm milletimiz için kutlu olsun. Önce bu topraklarda var olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’e ve O’nun değerli dava arkadaşlarına minnet duyduğumu belirterek, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun bir anısını paylaşmak istiyorum sizlerle…

30 Ağustos Zafer Bayramı tüm milletimiz için kutlu olsun.

Önce bu topraklarda var olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’e ve O’nun değerli dava arkadaşlarına minnet duyduğumu belirterek,  Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu’nun  bir anısını paylaşmak istiyorum sizlerle…

*

1937 yılı idi. Yaz aylarından biri. Doğrudan doğruya kendi kontrolümdeki bir gazetede “Makedonya” adlı bir eserim tefrika ediliyordu.

Bir akşamüstü Başyaver Celal Üner Bey beni telefonla aradı. Dolmabahçe Sarayı’na davet edildim. Ve saraya gelince de hemen hiç beklemeden, üst kata çıkarıldım. Bir kapı açıldı, kendimi “Büyük Adamın” karşısında buldum. Sonra şöyle dedi:

-Yazını okuyorum. Hürriyet’in ilan edildiği zaman küçük bir çocuk olman lazım. Fakat kutlarım. O günleri iyi canlandırıyorsun. Yalnız, Abdülhamid’i hiç sevmediğin belli.

Biraz durdu.

Elindeki bir renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli bir Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu.

Ben susuyordum.

Bu hal iki dakika devam etti.

Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından:

-Sevme Abdülhamid’i… Yine de sevme!... Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme. Senin kuşağın biraz daha ölçülü kararlar vermeye alışmalı.

Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu, sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamid’in yönetimi büyük hoşgörüdür. Hele bu yönetim on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında

uygulanmış olursa…

*

Bir anı da Salih Bozok’tan:

5 Haziran 1930 günü.

Çankaya’daki Ordu Köşküne, Çanakkale Savaşlarında bir kolunu kaybeden Fransız Generali Gourud, Mustafa Kemal Paşa’nın konuğu olarak kabul edilir.

Fransız Generali Gourud, ilk karşılaşmada kalan tek kolunu Mustafa Kemal Paşa’ya uzatarak der ki;

-Bir kolumu Türklere karşı, Çanakkale’de savaşırken kaybettim. Bugün diğer kolumu bir dost eli olarak uzatmak için geldim!...

Mustafa Kemal Paşa bu güzel jest ve sözlerden çok duygulanır, konuğu ile ilgilenerek uzun bir sohbette bulunur. Konuk, köşkten ayrılırken, basın mensuplarına izlenimlerini özet olarak şöyle açıklar:

“Bugün liderinizle iki saat görüşmek mutluluğuna kavuştum. Çanakkale Savaşı’na gelince, Türklerle savaşmış olmam, çok mert bir ulusu yakından tanımanın, sevmenin ve ona saygı duymanın bir nedeni oldu!..”