Yumuşak usulle katı mesaj

Yayın Tarihi 20 Kasım 2019

Size bir yazımda “kakao”nun aslında ağacın ismi olduğunu, meyvesinin adının ise “kokoa” olduğunu yazmıştım...

Size bir yazımda “kakao”nun aslında ağacın ismi olduğunu, meyvesinin adının ise “kokoa” olduğunu yazmıştım...

Çikolata olmaz; çokolata olmalı” demiş; cümle kurarken diğer sözcüklerimizi Amerikanca değil Türkçe söylediğimiz için de,

New York’a Yeni York dememiz gerektiğini söylemiştim...

Daha neler neler var...

Şeytani sözcüğünün karşıtı sadece Rahmani değil; Rabbani de olabilir (zaten her iki sözcüğün de diğer dillerde tek karşılığı var: İngilizcede divine, Fransızcada divin, Almancada göttlich...)

Batı’da “grapefruit” denen şeye, aslının bozularak devşirmesi olan greyfurt demeseydik eğer, aslında bu meyvenin tutmayan Türkçe isimleri de çok ilginçti: altıntop ve kızmemesi!

Ne kadar İngilizce bilirseniz bilin, ilk kez duyuyor olabilirsiniz; yellenmenin yani gaz çıkarmanın İngilizcesi “fart”!.

Kedinin bağırmasına Türkiye’de miyav, Yunanistan’da niyav diyorlar...

  • Ve bu yumuşak hayvan, Türkiye’de pisi pisi!, İngilterede pussy pussy!, Almanya’da mits mits!, Fransa’da psitt, pst! diye çağrılıyor...

Bakın şimdi şu kedilerin “dua okuyor” diye bilinen “karın mırıltıları”ndan aklıma geldi; mırıl mırıl mırıldanmak sözcüğünün ingilizcesi murmur, Fransızcası murmurer, Almancası murmeln, Yunancası murmurizo.

(Bu arada, bu hayvan üzerindeki dinsel motifli espri yoğunlaşmasına dikkat çekiyorum; Anadolu’nun çoğu yerinde kedi patilerini yalarken görüldüğünde, abdest aldığı söyleniyor...)

Çocukluğumuzda “kabaramazsın kel fatma” diye bağırdığımız hayvanın kaderi hep ülke adı almakmış; Türkçede Hindi ve Mısır, İngilizcede turkey (Türkiye!)...

Şimdi sıkı durun;

O insanın tüylerini diken diken yapan çok ayaklı çıyanın adı: Türkçede kırkayak, Latincede (ve İngilizcede) centipede yani yüzayak, Almancada Tausendfüssler, Fransızcada mille-pattes yani binayak, aslında ise, bazı türlerinde ayak sayısı ikiyüze ulaşıyor.

Bütün bunları neden anlattığıma gelince;

Hiç işte öylesine...

Asıl vermek istediğim mesajın önüne bunları koyayım dedim.

Bana kalırsa İzmir’de son seçilen CHP’li Belediye Başkanları'nın çoğu görev dönemlerinin sonunu zor getirir! (Tabureden kalkıp geldikleri için “taht” gibi kullandıkları koltuklar çok büyük geldi!)

(Tanımadıkları için...) Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabiliyorlar...

Halka yaranabilmek için de hiçbir şey yapmadıklarına göre bu filmin sonu hazin.