Yola çıkan öyküler

Yayın Tarihi 13 Ocak 2020

Kiminegöre geçmiş daha etkili olabilir ancak insanın belleği her zaman gerçek bir tanıktır. Spor.magazin azda olsa siyasey spor yazarının kaderinde vardır.

Kiminegöre geçmiş daha etkili olabilir ancak insanın belleği her zaman gerçek bir tanıktır. Spor.magazin azda olsa siyasey spor yazarının kaderinde vardır.


Tayyar Özdemir

İnsanın belleğinde neler var neler...
Bitmeyen sohbetler, sonu gelmeyen tartışmalar...
İçimizi yakan ve bir türlü bitmeyen hikayeler..
Önemlisi bizi hala etkisi altında bırakan sözler ve insanlar...
Hüzünler, sevinçler, gülüşler ve üzüntüler...
Bunların tümü insanın belleğinden çıkmayan önemli unsurlar...
Çocukluktan başlayan bu süreç belleğin öylesinde derinliklerinde yerini alır ki, bu olaylar insanların ilerlemiş yaşların da bile yüzleşir... Detaylarına kadar kalın çizgilerin bitmeyen ölçümleri sizi ya rahatlatır yada üzer. Kimine göre geçmiş daha etkili olabilir ancak insanın belleği her zaman gerçek bir tanıktır. O en kritik anlarda karşınıza çıkıp her şeyi söyleyendir.
Hayatımızın bölümleri içinde hangileri önemlidir yada ön sıralarda yerini alır. Olaylara sadece yaşamın akışı içinde bakıp eğlenceli bölümlerine prim verirsek çevremizin de dikkatini çekecek konuları tazelemiş oluruz.Ve belki de bu anlayışla belleğimizi rahatlatmış da oluruz.Sizi bilemem ama ben yaşadığım şu kısa ömür içinde özellikle spor ve sanatçı dünyasında yaşanan anıların bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim.İşte sizi eğlendireceğini beklediğim anılarım;
 

Konuya "dan"diye giriyorum;
"Şahap Mete'yi ben sporculuk yıllarından tanırdım. Ancak onu hep kale arkalarında resim çekmek için beklerken gürürdüm. Hatta devre arasında uyuyken bile tanımıştım. Kilolu ,iri bir yapısı vardı. Ancak duru bir insan değildi.Onun meslek içinde en çarpıcı olayı da şudur;1950 yıllarının içinde günün hükümetinin bakanları ve başbakan merhum Adnan Menderes İzmir Cumaovası (Şimdiki A.Menderes) hava alanına Ankara'dan gelirler. İzmirli gazeteciler de haber ve fotoğraf alımı için aynı alandadırlar. O yıllarda uçaktan inenleri merdivenin başında karşılamak normal bir durumdu. Ve Başbakan Menderes ve diğer bakanların resmi çekilecektir. Foto muhabirleri resim çekimi için bakanlara rica ederler ancak Şahap Mete'nin fotoğraf makinasının objektifine gurup sığmıyor. Mete "Beyler bir metre geri gidermisiniz?"diye uyarıda bulunur. 20 kişilik gurup istenilen şekilde bir metre geriye gider, ancak sorun yine değişmez.Mete yine "Bir metre daha gidin"deyince başbakan Menderes" Gidin dedin gittik, sen neden geriye gitmiyorsun ?"diyerek Şahap Mete'yi adeta fırçalar. Ağır adam da böyle olur zaten. Yerinden kımıldamak zordur Mete için.Şimdi böylesine bir durum  bugün yaşanır mı dersiniz? Hangi bakan Şahap Mete yada bir başka gazetecinin ricasını yerine getirir mi ?kararı sizler verin. Bu yaşanmış olay dün ile bugünün gazetecilik farkı olarak tartıya girer mi?bence girer.    
(Devam edecek)