Yerel seçimlere dair

Yayın Tarihi 02 Haziran 2014

Öncelikle hafta sonu tekrarlanan seçimlerde AKP'nin uğradığı seçim yenilgisinin anlamının düşünülmesi gereği ile başlayalım.

Gezi Parkı eylemlerinin yıldönümünde Gezi ruhunu anlayabildiğimiz konusunda kuşkularımı dile getirmeden edemeyeceğim. Ciddi kuşkular içerisindeyim. Neden anlaşılmadığını ya da neden Gezi eylemlerinin dikta rejimlerini bu kadar ürkütmesine rağmen, gereğinin akabinde yapılamadığını sorgulamamız gerekiyor.

Ülkemizdeki iktidar yönetim anlayışının tamamen, kin nefret doğurması ve ötekileştirme yapısının ne kadar infiallere yol açtığını herkes net bir şekilde yaşamaktadır. Bu vesile ile de ülke sorumluluğu vatan sorumluluğumuzun siyasi bekadan daha önemli olduğunun altını kalın kırmızı kalemle çizmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Gezi Parkı eylemleri ile ciddi sıkışmış bir tepki eylemleri açığa çıkmıştır. Fay kırılmaları olduğu aşikârdır. Gezi'de sadece CHP Genel Başkanı'nın Taksim'e yürüyerek çıkması Gezi eylemcilerine bir cesaret vermiş, mücadele yoldaşları gibi davranması taktire şayan olmuştur. Peki, CHP Genel Başkanı ve genel merkez yönetiminin bu sorumluluk mücadelesi, taban örgüt yönetimlerinde, yani il ve ilçelerde doğru anlaşılmış mıdır? Doğru mücadele yöntemi ile yerel seçimlere gidilmiş midir? Bu konuda soru işaretleri ile yoğunluk kazanmış fikirler akıllarda yer edinmiştir.

İzmir’e baktığımızda, Gündoğdu Meydanı'nda Gezi ruhunu yaşayan ve yaşatanların kimler olduğunu herkes görmüştür. Bir avuç olmayan devasa büyüklükte yürekli genç kardeşlerimiz olduğunu hep beraber yaşadık ve gördük. Peki bizler ne yaptık? Gezi eylemcilerine destek oluyoruz diye fotoğraflar çekip sosyal medyada paylaştık. Yürüyüşlerde ön saflarda yer aldık ve gençlerin sesine bırakın kulak vermeyi onları bertaraf edip fotoğraf ve kamera kadrajlarına girme yarışına girdik. Kısacası dost alışverişte görsün bakın ben de Gezi eylemcisiyim şovu yaptık. Sözde Gezi eylemcisi, özde ise reklam ve şovmen rolümüzü yerine getirdik. Tomaların karşısına geçip duran demokratik tepkisini gösteren CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Yardımcıları Gürsel Tekin, Sezgin Tanrıkulu, Şafak Pavey, İstanbul Milletvekilleri Çetin Soysal, Mahmut Tanal, Ayut Erdoğdu, Adana Milletvekili Ali Demirçalı dan başka kimler biber gazlarına gezi eylemlerinde maruz kaldılar. Alsancak’ta sürekli balık rakı keyfi sefası süren vekiller kimler? Yürüyüş ve gösteri yapan vekiller kimler? Eylem yapan, demokratik tepkilerini koyan gençlerine sahip çıkan vekiller kimler? Bunların gözden geçirilmesi, samimiyetle mücadelenin yapılması gereği düşünülmelidir. Şahsen gençler ile birlikte Tomalara ve biber gazına karşı mücadelede il ve ilçe başkanlarını ve belediye başkanlarını görmek Gezi eylemlerinin sahiplenildiğinin reel göstergesi olacağı kanaatimi barındırıyordum! Ancak?

Evet Gezi eylemleri, 17 Aralık süreci ve İzmir’de yerel seçim mücadelesi sonunda 30 ilçede CHP’nin iktidarı kesin olacak iken, 22 ilçenin CHP, 8 ilçenin 6’sının AKP , 2’sinin de MHP tarafından kazanılması ile ciddi soru işaretleri kafalarda belirmiştir. Gezi ruhu anlaşılmış mıdır? Yoksa sadece “mış” gibi davranılmış mıdır?

Gezi eylemleri gerçekten yaşanması gereken bir ruhtur. Bu ruh “ey ruh geldiğinde evet’e geç” tarzında çağrılarak gelen, bir ruh değildir. Bu ruh yaşanan, yaşatılan ve sorgulayan bir ruhtur. Biat ruhu asla değildir. Yanlışa yanlış diyen, yalaka olmayan, adamcılık yapmayan bir ruhtur. Bu ruha sahip olanlar ile olmayanlar arasında adam şalgam benzetmesi cukkadan oturacaktır. “Şalgam mı adamdan olur, adam mı şalgamdan olur” benzetmesi bence ders niteliği taşımaktadır.