Yerel seçime giderken;

Yayın Tarihi 18 Aralık 2018

Yerel seçimlere giderken, İzmir CHP'den 279 kişinin belediye başkan aday adaylık başvurusu yaptığını görüyoruz. 1500 ün üzerinde de başvuru yapana meclis üyesi adayı, olmak yolunda çaba sarf ettiğini gözlemliyoruz.  Siyaset bir emek işidir. Siyasette emek vermeden bir yerlere gelenler yerlerini hep yadırgamıştır. Tepeden inme bir noktaya getirilenlerin çoğunun zaman içinde siyasetten silinip siyaset çöplüğüne süpürüldüğünü hep görmüşüzdür. Görmeye de devam edeceğiz.  Çünkü “Emek en yüce değerdir.” Demokrasinin en çok CHP de yaşatıldığı aşikardır. Her üye, her yere aday olma hakkına sahiptir. Ancak sürekli, adaylık süreçlerinde ortaya çıkanlardan örgüt artık bıkmış vaziyettedir.

Milletvekilliğine aday adayı olup sonra dönüp belediye başkanlığına aday adayı olup, olmadı dönüp tekrar milletvekili aday adayı olan o kadar çok kadrolu aday adayı var ki! Artık bende şaşkına dönmüş vaziyetteyim. Bu ne hırs, bu ne ben duygusudur bilinmez. Her bireyin, benim bildiğim, kişisel becerileri, yapabileceği bir görev olmalıdır. Belediye başkanlığı ile milletvekilliği arasında ciddi bir teknik farklılık vardır. Bu farklılığı göremeden aday adaylık başvurusu “hep ben yada hiç” görüntüsü oluşturmaz mı? Ben mesela sadece belediye başkanlığı yapabilirim diyorum. Milletvekilliği yapamam bana göre değil ve bu yüzden sadece belediye başkan aday adayı oldum diyorum. Neden bunu her siyasi söyleyemez anlayamıyorum. 

Bir de, örgütten gelenlerin hiç anlayamadığı, siyasetle hiç alakası olmamış, partiyi tanımayan, örgütü tanımayan bireylerin adaylık süreçlerinde çıkıp hiçbir artı tarafları olmadan aday adayı olmalarıdır. Biz yıllarca partide aktif her türlü cefayı çekerken dışarıdan hiçbir şekilde emek vermeden gelip ben aday olmak istiyorum denmesi kabul edilemeyeceği dile getiriliyor; örgütte çalışan, emek verenler tarafından. Özellikle partiye artık katkı koyacak hiçbir toplumsal kamusal özelliği veya bilgi birikimi ile liyakati olmayan birisinin aday adayı olma hakkı yoktur olmamalıdır diye düşünüyorlar. Ki bende bunlara hak veriyorum.  Bu vesile ile siyasi partilerde uzun süre görev almış emek vermiş bireylerin aday yapılması bir sisteme kurala hatta tüzüğe dahil edilmelidir.  Parti disiplininden yoksun parti terbiyesi almamış bireyler siyaseten bir yere geldiklerinde yerlerini yadırgar ve partiler üstü gibi kendini görmeye başlarlar ki sonrada sorunlar yaşarlar. Bu vesiledir ki ön seçim olmalı olmasına, ancak ön seçimin nitelikli üye yapısı oluştuktan sonra sağlıklı sonuçlanacağı unutulmamalıdır.  

Siyasi partilerin başarılı olması yerelden geçer. Yerel yönetimlerde başarı, partileri merkezi yönetimi yönetmeye aday haline getirir. Yerelde disiplinli çalışma ve üretken olmak, halka dokunan sosyal projelere ek, fiziki projelerle halkın menfaatini, rantını öne çıkartan belediye başkanları başarılı olurlar. Başarı üç beş şak şakçının alkışlaması ile değil toplumsal memnuniyetle ortaya çıkar. Yapacağınız projelerinizle halkın memnuniyetini oluşturursanız başarılı olursunuz. Aksi halde kafasını kuma sokmuş deve kuşu misali kendi kendini başarı ambarında gören aç tavuktan başka birisi olamazsınız. Belediye başkanlığının onursal bir görev olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekir. Ne oldum değil, ne olacağım duygusunu hep yaşamak zorundadır! Oldum diyen belediye başkanlarının başarılı olması mümkün değildir. Başkanlık sistemleri 5 yıl gibi çok kısa sürelidir. Bu süre gelir geçer. Rüya gibidir. Çabuk biter. Bir de bakmışsınız süre doldu. Size verilen süre bir fırsattır. Fırsatları iyi değerlendirenler efsane olurlar. Değerlendiremeyenler de eski başkan olurlar. Sevgi ve saygılarımla selamlar !