Yenikapı mitingi sonrası…

Yayın Tarihi 10 Ağustos 2016

Milyonlarca insan 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne karşı “Tek Ses" Yenikapı’da

toplandı.

 

Tüm Türkiye oradaydı…

 

Alevi, sünni, sağcı, solcu, liberal, kürt, laz, çerkez…

 

Hepsi tek yürek meydan okudular her türlü darbeye…

 

Ülke için bir ve bütün olmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdiler.

 

240 şehidimizin ardından sergilenen bu duruş Gazi Mustafa Kemal’in “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sözünün ne kadar doğru olduğunu birkez daha gösterdi bizlere.

 

15 Temmuz’un diğer önemli bir özelliği de iktidar ve muhalefete bir uzlaşma şansı fırsatını yaratması oldu.

 

Bu uzlaşma kültürünün daha da ileriye taşınabilmesi ise son onbeş yıldaki siyasi yozlaşmanın neden ve niçin gerçekleştiğini idrak etmemizden geçiyor bence.

 

15 Temmuz darbe girişiminden çıkarılacak en önemli sonuç ise camiye, kışlaya, adliyeye artık siyasetin sokulmaması gerektiği gerçekliğidir.

 

Bu nedenle yapacağımız ilk iş camiden, adliyeden, kışladan siyaseti çıkarmaktır.

 

Millet olarak son 15 yılın siyasi öz eleştirisini yaparak geleceğe sağlam adımlarla ilerleyebiliriz. Eğer geçmişi iyi tahlil edebilirsek gelecekte çok daha güzel bir ülke inşa edebiliriz.

 

İlk olarak ‘yandaşçılığı’ terketmeli, liyakat sisteminden vazgeçmemeli, bu bizim tarikattan, bu bizim cemaatten, bu bizim partimizden diyerek değil, işinin ehlini göreve getirmekle işe başlamalıyız.

 

Her koşulda demokrasiye sahip çıkmalıyız. "Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi" diye haykırmalıyız meydanlarda…

 

Unutulmamalı ki: “Kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun bütün vatandaşlar kanun önünde eşittir.”

 

Bir kez daha görüldü ki demokrasinin olmazsa olmazı parlamenter sistem daha güçlendirmelidir.

 

Medya özgür olmalıdır. Tek el altında toplanan medya gücünün sağlıklı bir demokrasi anlayışını getirmesi imkansızdır.

 

Diğer bir konu yargı bağımsızlığıdır. Yargının ana işlevi “adaletin gerçekleşmesini” sağlamaktır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam olarak sağlanmadığı sürece hukuk, bizzat sorun üreten bir kurum olmaya devam edecektir. Bu sebeple hür ve tarafsız yargıçlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

 

Hepimizin hafızasına not etmesi gereken diğer bir husus da insanları bir araya getiren ortak değerlerin varlığıdır. Bu değerler millet olmanın aracıdır. Bu büyük pastanın harcını ortak dil, ortak kültür, ortak tarih, ortak bir toprak parçası, bayrak ve akla gelmeyen pek çok unsurla milletin en büyük temsilcilerini oluşturmaktadır. Ayrıca var olan bu ortak değerlerin çokluğu da millet bütünlüğünün teminatıdır. 

 

Etnik, dini, mezhepsel farklılıkların toplumların zenginliği olduğunu savunurken, inanç, cinsiyet, dil, din, ırk, siyasi düşünce üzerinden ayrımcılığa bir o kadar karşı ve hiçbir vatandaşını ötekileştirmeyen siyasi tutumun bekçisi olan demokrasiye sımsıkı sarılmalıyız.

 

Demokrasinin pek çok sorunu çözebileceğini ve ülkemizi daha yaşanabilir hale getirebileceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.