“Yanlış” yayılıyor mu?

Yayın Tarihi 20 Ekim 2020

Haberler başlarken stüdyoya mankenlerin podyumda yürüdükleri gibi bir köşeden diğer tarafa yürüyerek girip çıkan, haber sunarken de bacaklarını mankenler gibi çapraz çatarak duran spiker hanımefendilerin durumları yıllardır tartışılan bir şey...

Haberler başlarken stüdyoya mankenlerin podyumda yürüdükleri gibi bir köşeden diğer tarafa yürüyerek girip çıkan, haber sunarken de bacaklarını mankenler gibi çapraz çatarak duran spiker hanımefendilerin durumları yıllardır tartışılan bir şey...

Bu arkadaşların güzel oldukları için bütün gözleri ekrana kilitlediğini iddia edenler de var; onlar hakkında “bir şey bilmedikleri her hallerinden belli oluyor” diyenler de.

Bu tartışmaya hiç girmedim.

Ama bu arkadaşlardan bazılarının ekranda milyonlarca kişi önünde müşkül duruma düştüklerinde yüreğimin çok burkulduğu da oldu.

 

Geçtiğimiz günlerde (cumayı cumartesiye bağlayan gece) çok ünlü bir TV kanalımızda bu hanımefendilerden birinin sunduğu haberleri izliyorum; durum evlere şenlik!

 

KKTC’de Ersin Tatar ile Mustafa Akıncı arasındaki Başkanlık Seçimi öncesi Kıbrıs ile canlı bağlantı gerçekleştirildi…

Görüşlerini almak üzere bağlantı yapılan kişi KKTC Kurucu Devlet Başkanı Rauf Denktaş’ın torunu Rauf Denktaş… (Başkan Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş’ın oğlu)

Spiker hanımefendi Denktaş ailesinin kime destek vereceği konusunu özetlerken “Denktaş ailesinde görüş ayrılığı” var diyor; torun Denktaş’a “ailede bu bölünme neden?” diye soruyor...

 

Şok!

 

Torun Denktaş, “öncelikle bir yanlışı düzelteyim” diye başlıyor, “görüş ayrılığı falan yok!”

Görüş ayrılığı olmadığını uzun uzun anlatıyor.

Canlı yayında “ters köşe” olan spiker “kamera kendisine döndüğünde” durumu kurtarmaya çalışıyor, biraz önce sorduğu yanlış soruyu unutturabilmek için “bir bilgi kirliliğini düzeltmiş olalım; ilk ağızdan bunu duyurmuş olduk” diyor!

 

Ama nafile… Morali o kadar bozuluyor ki, konsantrasyonunu ve hatta “kooperasyon”unu kaybediyor, ikinci sorusunda da “Dedeniz Denktaş, Annan Planı’na karşı çıkmıştı!” benzeri bir şeyler söylüyor!

 

Dip!

 

Çünkü (Kıbrıs’a çözüm getirebilecek ender fırsatlardan biri olan) Annan planını Denktaş’ın çabalarıyla Türk tarafı kabul etmiş, Rumlar reddetmişti!

 

Doğru bilginin iflası”nın naklen yayını!

 

*****

 

 

Tabii “bilgiden uzaklaşma” iyice yayılmış durumda.

 

17 Ekim Cumartesi günü İstanbul Aydın Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi hanımefendi (akademik ünvanı; doktor) Başkan Erdoğan’ın 85 milyar metreküplük ek doğalgaz rezervini açıklamasını değerlendirirken, Azerbaycan’dan da söz etti ve oranın sakinleri için “yurttaşlarımız” dedi; Türkiye ile Azerbaycan için hemen hemen herkes yürekten “2 devlet tek millet” diyor ama bu durumda doğrusu “yurttaş” değil, “soydaş”!

 

AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan’ın ölümü üzerine (Allah rahmet eylesin; mekanı cennet olsun inşallah) sosyal medya hesabından taziye mesajı yayınlayan ünlü bir siyaset adamımız başta olmak üzere çoğu yerel siyasetçi merhumun adını Eseyan diye yazdılar (bunların hiç mi sosyal medya memuru falan yok?)

 

Dünyanın her ülkesinin liderlerinin ve kentlerinin adının (Rusça da olsa, İtalyanca da olsa!) hepsinin de sanki ABD eyaletleriymiş gibi İngilizce okunmasından falan bahsetmiyorum bile; çünkü o konuda zaten milletçe “özel yeteneksiz”iz!

 

Ama Türkçede kullanılan adlarını bile söyleyemiyoruz...

 

Bir zamanlar Yugoslavya yerine Yuguslavya ya da Yogoslavya, Brezilya yerine Berezilya diyenler vardı; şimdilerde Moldova yerine Moldovya, Azerbaycan yerine Azerbeycan ya da Azarbaycan diyorlar…

 

Bakın uyarıyorum; yanlış yapmaya alışırsanız hep yanlış gidersiniz.