Unutma! Ey halkım…

Yayın Tarihi 16 Mart 2020

1950 sonrası Demokrat Parti döneminde Başbakan Adnan Menderes’in CHP’yi eleştirirken en sık kullandığı atasözlerinden biri de "Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür" sözüydü.

1950 sonrası Demokrat Parti döneminde Başbakan Adnan Menderes’in CHP’yi eleştirirken en sık kullandığı atasözlerinden biri de "Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür" sözüydü.
İnsan hafızasının unutkanlık hastası olduğunu belirten, Türk insanını en güzel anlatan sözlerden biri olması da dikkat çekici.
“Dünü unutma” olur mu ey halkım!
Dünü unutursan, yarının hiç olmaz!
Hani; Eğer yaradan insana 'unutmak' gibi bir özellik vermeseydi, herhalde 'hayat çekilmez' olur, 'zindana' dönerdi!
Düşünebiliyor musunuz?
Bir 'felâket' yaşamış, 'acı içinde kıvranmış' ve demişsiniz ki; “Bundan sonra yaşayamam. Bu acı beni öldürür!”
Ama aradan günler geçip de 'acının sıcaklığı' azalmaya başlayınca, yavaş yavaş unutursunuz değil mi?
Acı, gittikçe hafifler!
Öyle ya;
'Hayat devam ediyor!'
Ne var ki;
İnsanoğlu 'unutsa' da, 'arşivler' unutmuyor! Her söz kayıt altında, her iş 'yazılı veya görüntülü' olarak kayıtlarda!
Dolayısıyla;
'Dün yaşadıklarını, yarın yeniden yaşamak istemeyen' insanlar, 'hafıza'larının bir yerlerinde 'arşivlenmiş' olayları yeniden 'hatırlamalı' ve 'yeni bir felâket' yaşamamalıdır!
Dünden 'ders' almalı ki tarih 'tekerrür' etmesin!
Bunu derken, şunu düşünüyorum:
Daha 'dün' diyebileceğimiz yakın tarihte bizim gündemimizde ne vardı?
36 şehit haberi!
Şimdi ne var?
Korona virüsü…
Unutmayın o yiğitleri diyorum. Çakı gibi evlatlarımızı.
Bırakın marketten makarna, kolonya alıp stok yapmayı…
Silkelen bakalım…
Kendinde misin Allah aşkına!
Onlar her gün vatani için Azrail ile mücadele ederken sen bir virüs için makarna derdindesin…
Oldu mu bu şimdi!
Onlar bu vatan için şehit olup gittiler…
Bizler ise yaşıyoruz ama nasıl?
İlhan Selçuk’un 15 Eylül 1969 tarihli yazısında yazdığı gibi;
“Yaşamak güzel şeydir kuşkusuz... ama gelişen dünyaya ayak uydurarak yaşamak... rezil olmadan yaşamak... kafa yeteneğini kaybetmeden yaşamak... genç kuşakların devrimcilik heyecanlarına tarla korkuluğu gibi engel olmaya çabalamadan yaşamak...