"Umut olmadan umulmayanı bulamayız"

Yayın Tarihi 17 Haziran 2020

Umut; istemek, istekleri gerçekleştirmek için yeni yollar bulmak ve vazgeçmemektir. Bu nedenle hayatta karşılaşılan güçlüklerle baş etmede, olumsuz koşulları iyileştirmede ve hayalleri gerçek kılmada umutlu olmak çok önemlidir.

Umut; istemek, istekleri gerçekleştirmek için yeni yollar bulmak ve vazgeçmemektir. Bu nedenle hayatta karşılaşılan güçlüklerle baş etmede, olumsuz koşulları iyileştirmede ve hayalleri gerçek kılmada umutlu olmak çok önemlidir.

İnsanın davranışı, umudun ilk bileşeni olan amaca yöneliktir ve umut amaca ulaşmaya odaklanmayı sağlamaktadır. Bu modele göre amaçlar, bireyin arzularından ve yaşam deneyimlerinden çıkarsanmaktadır. Amaçlar uzun ya da kısa vadeli belirlenebileceği gibi gerçekleşmesi kesin olanlar ve gerçekleşme ihtimali düşük olanlar şeklinde de belirlenebilmektedir. Buradaki kritik nokta amacın biri için bir değeri başka bir deyişle, anlamı olması, ulaşılabilir olması ve bir nebze belirsizlik içeriyor olmasıdır. Bireyin şu an'ın güvenli alanından dışarı çıkarak yeni ve belirsiz bir geleceğe doğru yol alması onda kaygı yaratmaktadır. Ancak bu kaygı, düzeyine bağlı olarak, değişimin de ilk sinyalleri olmaktadır. Bireyin kaygısı ile mücadele edebilmesinin en önemli destekçisi ise belirlediği amacın hayatına kattığı niteliktir. Birey amacına yüklediği anlam sayesinde ona ulaşmak için daha fazla çaba sarf etmekle birlikte karşısına çıkan engellerle de daha pratik şekilde başa çıkacaktır. Burada göz ününde bulundurulması gereken nokta, amacın niteliğidir. Çünkü birey ancak amaçları doğrultusunda yaşama tutunmakta, üretmekte, sorumluluklarını üstlenmekte, bir başka deyişle, hayatına amaçları aracılığıyla anlam kazandırmaktadır. Anlam yüklemekle ilgili güçlük çeken bireyler farklı koşulların zaman içinde gerçekleşmesi sonucu meydana gelen amaçlar ve değerleri oluşturmakta zorlanmaktadırlar. Bu durum modern çağın getirdiği bir mekanikleşme süreci ile ilişkili olmakla birlikte her birey de varoluşsal nevroza düşmemektedir. Varoluşsal nevroz, doğrudan doğruya bireyin kendisi ve ne yapacağını bilememe halidir ve ümitsizliği içermektedir. Bu nedenledir ki, yaşam amacı belirleyemeyen ya da varoluşsal boşluğa düşmüş bireyler aslında bir anlamsızlık acısı çekmekte ve depresif bir tutum sergilenmektedir.

Umudun ikinci bileşeni amaca ulaşmada alternatif yollar üretebilme becerisidir. Bu beceri, bireyin amacına ulaşmak için kullandığı zihinsel yol haritalarıdır ve bir kapasite göstergesidir. Yani birey şu anda bir hayal kurmaktadır ve bu hayalin gerçekleşmesi için karşılaşabileceği zorluklar karşısında farklı baş etme yöntemleri geliştirerek hayalini geleceğe aktarmaktadır. Bir başka deyişle biri şu an ile gelecek arasında zihinsel bir bağ kurmaktadır.

Umudun son bileşeni ise hedefe ulaşma arzusu ve bu arzuyu gerçekleştirmek için bireyin kendisinde güç olmasıdır. Bu güç bireyin geçmişteki, şu anındaki ve geleceğindeki hedefine ulaşmada vereceği kararların doğruluğuna olan inancından beslenmektedir. Birey ancak bu güç sayesinde hedefe ulaşmak için bir yolu kullanmaya karar vermekte ve bu yolu kullanmayı sürdürmektedir.

Değişim aslında bireyin başarabileceğine yönelik inancından doğmaktadır. Şu bilinmelidir ki, umut doğrudan doğruya yaşama yüklenen anlam ile ilişki halindedir. Yaşamına anlam yükleyen bireylerin, hedeflere ulaşmak için daha yüksek motivasyona sahip olduğu bilinmektedir. Ayrıca umut, bireyin arzuladığı yaşam olayları yani bireyin kişisel isteklerini gerçekleştiren aile, kariyer, yaşam tarzı gibi temel yaşam ihtiyaçları ile ilişkilidir, çünkü yaşam amaçları uzun vadeye dayanmaktadır ve bireylerin psikososyal alanlarını belirlemesi ve düzenlemesi tüm yaşamını etkilemektedir.