Ulaşımda devrim yetmez sürekli devrim gerek!

Yayın Tarihi 01 Temmuz 2014

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin “Ulaşımda Devrim” projesini ve uygulamanın ilk sonuçlarını Burhan Özfatura’nın belediye başkanlığı dönemindeki efsane A Takımının en önemli isimlerinden İzulaş ve Eshot genel müdürlüğü yapmış olan Murat Kornoşor’la masaya yatırdık.

Murat Kornoşor yaptığı bütün değerlendirmelere “Eğer bu bir ulaşımda devrimse” diye başladı ve yapılanın nasıl daha iyi olabileceğini anlattı.

Sohbetimizin bir yerinde ilginç bir şey söyledi. “Zamanında da Yüksel Çakmur minibüsleri Basmane’den kaldırınca tepki çekmişti ama şimdi herkes bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu düşünüyor” dedi.

Demek ki yerel yöneticilerin bazı kararları başlangıçta ya anlaşılamıyor ya da tam anlatılamadan hayata geçiriliyor. Ben yaptım oldu, diye tepeden inme alınan kararlar halkla iyi iletişim kurulamadığında ne kadar doğru olsalar da tepki çekebiliyor.

Bir de tabii günün 24 saati yollarda olan halk. Çocuğunu, hastasını, kendisini kentin bir yerinden bir yerine taşıma telaşı içinde. Tabii ki bu yolculuğunun iyi ve kaliteli geçmesini ister.

Murat Kornoşor ulaşımın, toplu taşımanın, metronun yaşayan bir organizma olduğunu söyledi. Hatta Çeşme’ye raylı sistemin uzun yıllar önce yabancı mühendislerce düşünüldüğünü sözlerine örnek olarak verdi. Kornoşor’un eğer bu bir ulaşım devrimi ise diye başlayıp anlattıklarının özü şöyle:

“Şehrin kenar merkezlerinden şehrin merkezine gidecek olan İzmirliye belirlenen havuzlardan ikinci araçların; yolculuk yapan insanları rahat ettirecek bir toplu ulaşım aracının seçilmesi gerekir.

İş yoğunluğunun yaşandığı İzmir gibi metropol kentlerde kenar semtlerden gelen İzmirlinin bineceği ikinci araç onun yolculuğunu kabusa çevirecek bir durum yaratmamalıdır.

İşte o zaman akla gelen ilk şey havuzdan çıkacak ikinci araçların mutlaka raylı sistem ve deniz aracı olması gerekecektir.

Eğer buna devrim deniyorsa ancak İzmirlilerin bu sıkıntılarını giderecek ben yaptım oldu mantığıyla değil ortak akıl neticesinde oluşacak ayağı yere basan projelerin olması gerekir.

Eğer yapılan bu planlama bu doğrultuda düşünüldüyse ve ileriye dönük raylı sistemi ve deniz ulaşımını, körfezi kullanacak etkin bir şekilde kullanılması plan dahilindeyse o zaman bu proje takdire şayan olacaktır.

Ama şu ana kadar duyulan şehrin merkezindeki trafiği azaltmak ve ulaşımda ekonomik hale getirmek mantığıyla yapıldıysa şunu bilmelidirler ki İzmirli bu projeye müspet bakmayacaktır.

Metro yaşayan ve her zaman gelişen bir organizmadır. Üçkuyular’dan bu tarafta, Narlıdere, Güzelbahçe, Siteler ve yarımadayı şehrin merkezine metro ile bağlamak. Yaşayan metro bunu gerektirir.

Üçkuyular pazaryerinden otobanın yanından tali yoldan arıtma tesisine kadar hafif raylı sistem, sonra otobanın altından Narlıdere ve Güzelbahçe’ye varılır. Metrolar bitmez. Aynen yollar gibidir. Hatay–Üçyol’da Buca’ya metro tüneli açık duruyor. Kör bağırsak da olabilir. Açılıp yola da koyulabilir.

Tünel açan tırtıl böceğinin yeraltından çıkmaması gerekir. Bir tünelden çıkar diğer tünele girer.

Eğer bu proje bir devrim ise; doğanın bir harikası olan İzmir körfezinin daha fazla kullanılması gerekir .Bunlar görüştür. Eleştiri değildir. Bir uzman görüşü, tecrübe görüşü ve katkıdır.

Gecenin karanlığı ile birlikte İzmir körfezi bir sessizliğe bir karanlığa bürünmemelidir. İskelelerin yapılamaması konusuna gelince; Göztepe iskelesi yapımından dolayı soruşturma geçirdim. Şimdi herkes kullanıyor. Bazı konularda daha cesaretli olmak gerek. İzmir’de ulaşım devrimi halkla iyi iletişim kurulursa, halka daha iyi anlatılırsa faydalı olur.”

Bu sohbetten benim çıkardığım ise yazının başlığındaki gibi; ulaşımda bir devrim yetmez, sürekli devrim gerekir!