Türkiye'de Sendikacılık ne durumda?

Yayın Tarihi 29 Temmuz 2019

Türkiye'de sendikacılığın tarihsel gelişimine bakıldığında dünyadaki gelişmelere oranla kronolojik açıdan çok sonraları ortaya çıktığı görülmektedir. 

Türkiye'de sendikacılığın tarihsel gelişimine bakıldığında dünyadaki gelişmelere oranla kronolojik açıdan çok sonraları ortaya çıktığı görülmektedir. 
Bunun başlıca nedenleri arasında ülkemizde sanayileşme çalışmalarının geç başlamış olması, işçi sınıfının büyük çoğunluğunun tarım işçisi olması, sendikalaşma hareketlerinin neredeyse hiç olmaması ve yapılan iş bırakma eylemlerinin cezalarının sert olması gösterilebilir. 
Tarihsel süreç boyunca işçilerin yaptıkları bir takım eylemlerin dönemin koşullarına göre vatan hainliği ile eşit sayıldığı da olmuştur.
Bu sebeple ülkemizde sendikacılık, gerçek manada sendika ruhundan uzak, büyük oranda göstermelik örgütlenmedir. 
Türk sendikaları Avrupa'nın aksine yönetime karşı söz sahibi değildir. 
İşçi - İşveren - Devlet üçgeninde; "bakın ne kadar demokratiğiz, sendikalarınız hak arıyor, onları dinliyoruz!" izlenimi vermektir.
Sendikacılığının gelişememesini aslında yeterince demokratik olmadığımıza bağlamak yerinde bir düşüncedir.
Nedendir bilinmez, Türkiye'de sendikacılık deyince 1 Mayıs günü  dönemin hükümetiyle yer kavgası yapan koca koca adamlar gelir gözümüzün önüne. 
Ülkemizde sendikacılık dediğin vakit "tabela sendikacılığı" gelir aklımıza...
Sizce de öyle değil mi?
Demokrasi maalesef Türkiye'de işçi sendikalarına uğramamıştır. 
Genelleştirmek kesinlikle yanlış ama birçoğunda yönetim şekli adeta başkanlık değil krallıktır. Türkiye'de sendikacılığın kitabının yeniden yazılma zamanı gelmiştir.
Bakıldığında koltuğa oturan kişi 30-40 yıl ayrılmak bilmiyor. Gücü eline geçiren kişiler artık neredeyse son nefeslerine kadar bu koltuktan kalkmak bilmiyorlar. Oluşturdukları sistem ile bir başka kişinin bu göreve gelmesini imkansız kılıyorlar.
Şu net ki; sendikacı idealist olmalıdır. 
İşçinin çıkarını, sağlığını ve mutluluğunu gözetmelidir. Bu olmadığı sürece Türkiye'de çalışma koşulları her geçen gün daha da kötüleşir. Nitekim de günden güne kötüleşmektedir.
Sendikalaşmayı olumsuz yönde etkileyen gerek yapısal, gerekse yasal etkenler zamanla ortadan kalktığında, tüm çalışanlara sendikalaşma hakkı verildiğinde, sendikal özgürlükleri korumaya yönelik gerçek anlamda bir istihdam güvencesi sağlandığında, özellikle kayıtdşı istihdam kayıt altına alındığında kuşkusuz sendikalı işçi sayısı daha yüksek rakamlara ulaşacaktır.
Sendikalarca yeni çalışma stratejileri geliştirilmez, üyelere sunulan hizmetler çeşitlendirilmezse, resmi istatistiklerde kararlılık gösteren sendikalaşma oranlarını olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. 
İşçi sınıfı ve sendikacılık hareketi, sorunlarını, önceden belirlenmiş reçetelerin ve modellerin dar kalıplarına uymaya çalışarak değil; her zaman olduğu gibi, günlük sorunları çözmeye çalışırken hayat şartlarının biçimlendirdiği adımları atarak çözecektir. 
Daha sonra da birileri bu adımlardan hareketle, başka hiçbir yerde uygulanma olanağı bulunmayan modeller üretecektir ve bunlar üzerinde tartışacaktır.
Unutulmaması gereken sendikaların işçilerin ya da işvrenlerin ayrı ayrı olmak üzere iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular yönünden çıkarlarını korumak, yeni haklar sağlamak ve onları daha da geliştirmek amacıyla aralarında yasalar uyarınca kurdukları birlik olduğudur.