Türkiye zor bir dönemeçte…

Yayın Tarihi 20 Temmuz 2016

Cumhuriyet tarihimize kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşananlar, bu ülkede yaşayan her ferdi derinden yaralamış ve üzmüştür.

O gece birçoğumuz Whatsapp’dan gelen mesajlarla öğrendik memlekette birşeylerin ters gittiğini.

Açıkçası ilk etapta inanmadım. Yaşananlardan bir çıkarım yapmak için biraz beklemeliyim diye düşündüm.

Çıkarımlar öncesi şunu net olarak ifade etmek isterim ki: Hiçbir zaman hiçbir darbeyi desteklemedim. İnsanların silah zoruyla bastırılmasını hiçbir dönem kabul etmedim.

Lakin ertesi gün darbe girişimi tamamen püskürtüldükten, ortaya çıkan ve başarısız olacağı baştan belirlenmiş harekat ardından mevcut durumun kimlerin lehine ve aleyhine işleyeceğini, en çok kimlerin çıkar sağladığını veya sağlamış olabileceğini iyi tahlil ettikten sonra kararımı verdim.

“ Bu girişim kesinlikle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yapılmış bir darbeydi!”

Askeri harekat Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmak isteyen TSK’nın ana gövdesi tarafından değil, ISID ile PKK terörü karşısında etkin bir rol oynayan TSK’nın etkinliğini zayıflatmak isteyen güçler tarafından dış merkezli olarak planlanmıştı.

Bu yönüyle düşünecek olursak eğer; bu askeri hareketlenme, öncelikle sonuç almaya dönük olmayan “ Az kişiyle başlatalım belki destek gelir.” tarzı bir düşünceyle yapılmış, stratejik anlamda gediklerle dolu saçma bir darbe girişimiydi.

İnsanlık dışı ve A'dan Z'ye yanlış bir hamle olan askeri darbe girişimi öncesinde TSK lehine olan, daha önce gerçekleşen Ergenekon, Balyoz operasyonlarındaki mağduriyetlerin kısmen giderildiği bir ortamda TSK’nın, herhangi bir kuvvet komutanlığı bünyesinde dahi olsa “Darbe” gibi bir düşüncesinin olabileceği ihtimalini düşünmek çok saçmaydı.

Ayrıca dünyada hiçbir ordu gereksiz bir hamle ile kendi adına lehte olan durumu aleyhte olan bir duruma çevirmeyi istemezdi.

Yapılan bu girişim TSK’yı itibarsızlaştırma ve saygınlığını azaltmaya yönelik hain bir tuzaktı.

Ayrıca darbeciler ile masum er ve erbaşlar arasındaki ince çizginin ayırt edilememesi, TSK personelinin teslim olma, yaka paça götürülme, linç edilme videolarının tüm dünyada izlenmiş olması milletçe en büyük ayıbımız oldu.

Bu hain tuzağı hazırlayanlar ne ordu içerisinden ne de ordu dışından TSK’yı kendi politik ve askeri çıkarına göre şekillendiremeyeceklerini bilmiyorlardı sanırım.

Bu saatten sonra milletçe bir ve beraber hareket etmeli, en büyük silahlı caydırı gücümüz olan TSK’yı dış mihrakların oyuncağı konumundan derhal çıkarmalı, tüm bu yaşananların bizlere almamız gereken iyi bir ders olduğunu düşünmeliyiz.

Unutulmamalı ki zaman darbeyi yapanın, kurgulayanın, sahneye koyanın kimler olduğundan ziyade darbenin demokratik rejimin başına gelebilecek en büyük felaket olduğunu anlama zamanıdır.