Türkiye Suriyelileştirilmek isteniyor!

Yayın Tarihi 22 Temmuz 2015

Ramazan Bayramı ertesinde Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde meydana gelen terör eylemini lanetliyoruz!

Çok şükür bu konuda hemen hemen herkes hemfikir. En azından bu iyi bir gelişme. Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu bataklığına çekilmek istenmesine karşı halkın sağduyusu açısından da faydalı bir duyarlılık. Bir adım daha atıp bunu demokratik tavra dönüştürebiliriz.

Amasız fakatsız lanet okumalıyız Suruç katliamına, terörüne. Teröre karşı bütün illerde Avrupalının yaptığı gibi birlik olup barışçıl mitingler yapmalıyız. Terörün tuzağına düşülmediğini göstermeliyiz.

* * *

Suriye’deki savaş bizim savaşımız değil. Suriye’deki savaş Avrupa’nın ve Amerika’nın savaşıdır.

Önce Avrupa’da İngiltere ve İspanya’da metro istasyonlarında bombalar patlatıldı. Sonra Amerika’da maratonda bombalar patlatıldı. Uyduruk, belirsiz bir tabirle ‘İslamcı-dinci militanlar’ dendi. Avrupa kendi içlerinde yayılma etkisi gösteren bu savaşı Amerika’nın sıkıştırmasıyla Suriye’ye taşıdı. Her türlü desteği vererek silah, eğitim vs. parasal ve lojistik destekle klasik böl-parçala-el koy-yönet taktiğini yine başarıyla uygulamaya koydular. Fransa’daki karikatür dergisine saldırı da aslında batının desteğindeki yetersizlik için yapılmış bir şantaj saldırısı idi. Batı bu mesajı aldı ve teröre tam destek kararı aldı.

* * *

Suruç katliamını kavrayabilmek için konuya tarihsel açıdan bakmalıyız. Balkanlaştırma diye bir uluslararası siyasal terminoloji var. Ortadoğulaştırma ve şimdi de Suriyeleştirme aynı özde, halkları birbiri ile çatıştırma, parçalama ve ardından yalnız ve güçsüz kalmış olanların üstüne çökerek el koyma politikası emperyalist imparatorluğun yüz yıldır uyguladığı ve asla şaşmadığı bir teoridir.

Irak ve Saddam devrilir mi, devrilmez mi tartışmalarının yaşandığı 90’lı yıllar boyunca uzun ve kararlı bir yıldırma politikası uygulanarak, bin bir taktik geliştirilerek hedefe ulaşıldı. Amerika taaaaa uzaklardan, okyanus ötesinden gelip açık işgal yapamaz diyenleri yanılttı. Emperyalizmin açık işgaller dönemi bitti, artık gizli işgaller dönemi başladı diyenleri yanılttı ve yüz binlerce askeriyle gelip Irak’ı işgal etti ve devrilmez denilen Saddam’ı devirdi.

Tam o sıralarda uluslararası siyaset bilimcileri bunun Irak ile kalmayıp, Suriye, Ürdün, Türkiye ve devamında İran’ı da kapsayacağını söylüyorlardı.

Sessiz duran Suriye bir anda karıştırıldı. Daha çatışmalar başlamadan mülteci kampları kuruldu ve içeri sızdırılan çatışmacılar vasıtasıyla kasabalar basılıp Suriye ordusu geliyor diye panikle insanlar köylerinden edilip kamplara taşındılar. Uluslar arası kamuoyunun desteği ile bu kez Irak ve Saddam yerine Suriye ve Esat hedefteydi.

* * *

Sıra Türkiye’de mi? Bu soru önemli. İnşallah değildir. Ama iç karışıklık çıkarılma sırası Türkiye’ye gelmişse iç kamuoyu olarak bu tespiti doğru yapmalı ve emperyalistlerin savaş politikalarına karşı çıkılmalıdır.

Türkiye kendisinin çekilmek istenen savaşı reddetmelidir.

Suruç katliamı savaşın yüzünü göstermesi bakımından bize barış dersi vermeli ve intikam duyguları yerine barış için daha kaç insanın yitirilmemesi gerektiğini bize sorgulatmalıdır.

Ulusal yas ilan edilmeli ve savaş politikalarından vazgeçilmelidir.

Yeni hükümet savaş hükümeti olmamalıdır. Seçimler öncesi ana muhalefet partisi neredeyse Suriye’ye sınırlı bir giriş için ikna edilmişti. Şimdi kalıcı giriş için ikna edilmek isteniyor.

Kürtler Amerika’ya güvendiği müddetçe savaş durmaz. Amerika kime özgürlük getirmiş ki Kürtlere özgürlük getirsin. Amerika’nın gözünde hepimiz Kızılderiliyiz, hepimiz bir Kızılderili kabilesindeniz. Kızılderilileri birbirine kırdırmak, her birine silah satıp savaştırmak onun en iyi bildiği iştir.

* * *

Suruç katliamından savaş çıkmamalı, Suriyelileştirilmek istenmemize karşı, Savaşa, teröre karşı barış mitinglerinin temeli çıkmalıdır!