Türkiye adaletini arıyor!

Yayın Tarihi 08 Nisan 2015

Barolar Birliği’nin bu yıl 5 Nisan Avukatlar Günü kutlamaları çerçevesinde önerdiği slogan nasıl da sadece avukatları değil, bütün toplumu temsil ediyor, değil mi?

Herkes bu günlerde adalet arıyor.

Kimi adaleti devletin sağlaması gerektiğini söylüyor, kimi de kendi adaletini kendi aramanın, ihkak-ı hakkın peşinde.

Adalet bir gün herkese lazım olacak, hukuk da, avukat da!

* * *

İstanbul'da Cumhuriyet Savcısını şehit edenler, kendi adaletlerini kendilerince uyguladıklarını söylüyorlardı ama şimdi onların ölümü için de hukuki süreç başladı ve ölümlerin önlenip önlenemeyeceği de adaletin araştıracağı bir konu oldu.

Rize'den Trabzon Havaalanı’na giden içinde Fenerbahçe futbolcu ve yöneticilerinin olduğu otobüs devrilip herkesin ölümüne neden olabilecek bir noktada kurşunlandı.

Fenerbahçe yönetimi her zamanki duyarlılığı ile bunun sıradan bir fanatiğin yaptığı eylem olmayıp, arkasının araştırılmasını istedi. Fenerbahçe adaletini aradı.

Hatırlarsanız Fenerbahçe'nin başkanı Aziz Yıldırım'ın tutuklanma sürecindeki sloganı ise "Adalet için bir fener de sen yak" kampanyası idi.

Bugün dünyada başka bir ülke var mıdır ki, vatandaşının devleti ile en çok mahkemelik olan veya vatandaşını en çok mahkemeye veren devlet veya vatandaşın vatandaşla davalık olduğu bir memleket.

Herkes adaletini arıyor. Herkes adalet peşinde ama ortada adalet yok. Hani herkes en çok aşktan söz eder ama ortada aşk yoktur ya, işte öyle. Saygıdan bahsedilir, saygıdan eser yoktur, sevgiden bahsedilir, sevgiden eser yoktur.

* * *

İşte bu koşullarda 11 Nisan Cumartesi günü İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayacak ve Gündoğdu Meydanı’nda devam edecek "Türkiye Adaletini Arıyor" mitingi yapılıyor.

İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan, 5 Nisan'da Bursa'da başlayan mitingin 11 Nisan'da İzmir'de daha katılımcı ve büyük bir mitinge dönüşeceğini söyledi. İzmir'deki mitinge halkın yanında, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve Yarsav ve Yargıçlar Sendikasının da katılması bekleniyor.

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise savunmanın verdiği duyarlılıkla Balıkesir ve Manisa üzerinden devam edecek yürüyüşün güvenlik gerekçesi ile yapılmayacağını duyurdu.

Çok önemli, kritik ve herkesin sağduyulu olması gereken bir dönemden geçiyoruz. Yazım buraya kadar siyasi içerik taşımıyordu ama konu şimdi siyasete geldi. 7 Haziran’da yapılacak milletvekili seçimleri ile ilgili öyle çok provakasyon ve komplo teorileri işleniyor ki medyada insan ister istemez etkileniyor. Acaba diyorum, bizim düşünce ve ruhsal yapımızı istedikleri sonucu almaya yönelik yönlendirme ve toplumsal reflekslerimizi yönetme çalışmaları mı bunlar?

Toplumsal çatışma isteniyorsa bize düşen, geçmişteki Alevi-Sunni çatışmalarından ders alındığını göstermek ve Amerika'nın her dönem yaptığı Kızılderili kabileleri birbirine kırdırma politikaları benzeri kötü kopyalara alet olmamaktır.

7 Haziran'da seçimler yapılacak ama şimdiden seçimlerin güvenliği tartışılmaya başlandı. Hatta şiddet -birileri tarafından, karanlık eller tarafından-ki bu karanlık eller aslında biliniyor, demokrasi istemeyen, halka karşı olan, emek düşmanı, faşizmin karanlık eli- toplumsal kargaşaya dönüşecek şiddet kışkırtılıp ortalığı toz duman kaplarsa seçimlerin yapılacağından da endişeliyim. Hatta bu endişelerim seçim sonrası için de geçerli. Seçimlerin hukuki olmadığı, seçim adaletinin, seçimde barajın yüksek olmasından dolayı temsilde adaletin olmadığı gerekçesiyle yeniden seçim, erken seçim isteyenlerin çıkabileceğini düşünüyorum. Demokrasi bekleme odasına alınmıştı. Bekleme odasından ne çıkacağını ise henüz bilmiyoruz.

Görüldüğü gibi her şey sonuçta adalete geliyor.

Adli, hak demektir. Adalet, haklar demektir.

Gelin Barolar Birliğinin ve İzmir Barosu’nun sesine kulak verelim.

Gelin hep birlikte hukuk düzleminde 11 Nisan'da Gündoğdu Meydanı’nda el ele, kol kola adalet arayalım.