Turizmde girişimcilik

Yayın Tarihi 04 Kasım 2020

Turizmde girişimcilik

Turizm döviz girdisi sağlayan özelliği itibariyle özellikle sanayi olanakları kısıtlı, gelişmekte olan ülkelerde önemli girişimcilik fırsatları sunmaktadır. Turizm ham madde ve teknoloji bakımından dışa bağımlılığı çok fazla olmayan bir sektördür.

Girişimcilik, sosyo-ekonomik yapıda yerine getirdiği işlevler itibariyle, çok boyutlu bir görünüm sergilemektedir. Girişimcilik sayesinde, üretim faktörlerinin bir araya getirilerek üretim olayının gerçekleştirildiği teknik birimler olan işletmeler vücuda gelmektedir.

Turizm anlamında girişimcilik, turizmin çevresel etkilerinin sağladığı fırsatlardan yararlanmak ya da yeni fırsatlar gerçekleştirmek amacıyla, turistik ürün ve hizmet üretmek için üretim faktörlerine sahip olma, bunları örgütleme ve risk alma yeteneği ile ilişkilidir. Bu ilişkinin amacı, bir turizm işletmesi kurmak suretiyle gelir elde etmek, ülke ekonomisine katkı sağlamak ve bunu sürekli hale getirmektir. Başka bir ifade ile ekonomik ürün ve hizmet üretmeyi tasarlamak, bununla ilgili bir organizasyon kurmak ve böylece elde edilecek parasal ve moral fayda ile yaşamaya çalışmaktır.

Turistik girişimci sosyal ya da ticari olmak üzere hangi amaçla işletme kurarsa kursun çevresel, ekonomik ve sosyal değerlerin dengede tutulduğu bir iş ortamı oluşturarak hem çıkar gruplarını tatmin etmekte hem de sürdürülebilirlik sağlamaktadır.

Bunları yaparken çevreci finansman sağlama, uygun çalışan bulma, çevreye duyarlı teknolojik ve kurumsal altyapı oluşturma ve içerisinde bulunduğu doğal çevreyi koruma gibi geleneksel olmayan girişimcilik konularıyla karşı karşıyadır. Turistik işletmelerin kendilerinden beklenen başarıyı elde edebilmesi ancak altyapı desteği, çevreci girişimcilik algılaması olan kişilerin soyut ya da somut olarak teşvik edilmesi, çevresel duyarlılığı engelleyici uygulamalardan vazgeçilmesi gibi kurumsal düzenlemeler yanında kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve finansal destek sağlanması ile eko-girişimcilik hayata geçirilebilir. Bunları yaparken çevreci finansman sağlama, uygun çalışan bulma, çevreye duyarlı teknolojik ve kurumsal altyapı oluşturma ve içerisinde bulunduğu doğal çevreyi koruma gibi geleneksel olmayan girişimcilik konularıyla karşı karşıyadır. Turistik işletmelerin kendilerinden beklenen başarıyı elde edebilmesi ancak altyapı desteği, çevreci girişimcilik algılaması olan kişilerin soyut ya da somut olarak teşvik edilmesi, çevresel duyarlılığı engelleyici uygulamalardan vazgeçilmesi gibi kurumsal düzenlemeler yanında kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve finansal destek sağlanması ile eko-girişimcilik hayata geçirilebilir.

Turizm sektöründe çevresel kaynaklara olan bağlılık, çevreye duyarlı bir girişimcilik anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada özellikle vurgulanmak istenen meselelerden bir tanesi girişimciliğin çevreci bir anlayışla sürdürülmesidir. Giderek artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının çoğalması ve çeşitlenmesi, bu ihtiyaçların karşılanması noktasında girişimcilik faaliyetlerinin önemini arttıran hususlardan biridir. Turizm alanında yatırım yapan girişimciler, doğrudan doğal kaynakları çekicilik unsuru olarak değerlendirmektedirler. Turizm alanında faaliyet gösteren işletmelerin çevresel duyarlılığı sadece pazarlama fonksiyonu açısından değil, kaynak bağımlılığı açısından da bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu bakımdan özellikle turizm sektörünün en temel yatırım alanı olan konaklama işletmelerinde çevreye duyarlı yönetim ve işletmecilik anlayışının birçok örneğini görmek mümkündür.

Çevreye duyarlı girişimcilik anlayışının oluşması büyük ölçüde rekabet edilen iktisadi sistemle de alakalıdır. Turizm sektöründe faaliyet gösteren girişimcilere ve girişimci adaylarına, çevre duyarlılığı noktasından yüzeysel olmayan daha samimi uygulamalar tavsiye edilebilir.