Tunç Soyer ile İmamoğlu

Yayın Tarihi 03 Temmuz 2019

Tunç Soyer’in siyasal altyapısının ne kadar sağlam ve öngörüsünün ne kadar yüksek kapasiteli olduğunu anlatarak giriş yapayım...

Tunç Soyer’in siyasal altyapısının ne kadar sağlam ve öngörüsünün ne kadar yüksek kapasiteli olduğunu anlatarak giriş yapayım...
Geçen yılın son çeyreğinde, İzmirli “siyasi otorite”(!) lerin Tunç Soyer’in asla Başkan olamayacağını konuştuğu günlerdi, benim yayın hayatına başladığı günden beri yazdığım bu onurlu gazete Yenigün’de çok konuşulan “Tunç (Soyer) pas tutmaz!” (25 Eylül 2018) yazısını yazdığım günler…

Tunç beyefendi ile muhtemel adayları konuşuyorduk…

Ekrem İmamoğlu’nun böyle tsunami gibi etrafı silip süpüreceğini ve bir fenomen haline dönüşeceğini ilk bilen kişi Tunç Soyer idi. Belki bu kadar da olacağını Kemal Kılıçdaroğlu bile bilmiyordu ama Soyer, olacakların neredeyse tamamını çok öncelerden öngörmüştü.

Tunç Bey ile konu hakkındaki ilk sohbetimizde “nereden buldular yahu bu adamı, Beylikdüzü’nden gelen biri, koskoca bir dünya metropolünü nasıl yönetecek?” demiştim… Soyer, sözümü bitirir bitirmez, kendinden emin  bir biçimde atılmış, “onu çok iyi tanıyorum, müthiş bir adam, İstanbul için en yerinde tercih, tam isabet, Türkiye’yi sarsar, seçimi de kazanır!” demişti…

Şimdi ikisi de “biraz daha büyük başkanlar”…

Soyer, 43 bin kişilik Seferihisar’dan 4 milyon 300 binlik İzmir’e, İmamoğlu da 332 bin kişilik Beylikdüzü’nden 15 milyonluk İstanbul’a “terfi etti”ler…

İkisi de okyanus ile ilk kez tanışan tatlı su balıkları gibi…

Soyer (her ne kadar siyasal altyapısı güçlü, öngörüsü sağlam olsa da, İzmir CHP koridorlarını derinlemesine bilmediği için!) kendisini pek tutmadığını ve açıkça yazayım sevmediğini bizzat çok iyi bildiğim bürokratlar tarafından abluka altına alınmış halde (ne de olsa hepsini kendi seçmiş olamaz)! İmamoğlu da,  çoğunluktaki AK Partili belediye meclis üyeleri tarafından bunaltıcı bir baskıyla kuşatılmış durumda... Ne yapabilecekleri çok önemli; çünkü sadece kendilerini ilgilendirmiyor, CHP nin -uzun bir aradan sonra- yakın gelecekte iktidar olup olamayacağının cevabı da burada yatıyor…

Bugünlerde şamata çok… 

(Herhalde övünmek sayılmaz) Kulaklarım, Mülkiye’den edindiğim siyasi terbiye gereği kuru gürültüye itibar etmeyecek kadar duyarlı.

Tunç bey gençlerle düz duvarlara tırmanıyor, yüzüyor, saksafonla inek güdüyor, bisiklete biniyor... Ekrem bey, ağaca çıkıp kiraz topluyor, marş çalan orkestraya şeflik yapıyor, kuran okuyor…

Ama bütün bunlar henüz fragman…

Film daha başlamadı.