TEMA Vakfı 24 yaşında…

Yayın Tarihi 12 Ekim 2016

TEMA Vakfı “ Eğer toprağımızı kaybedersek hayatımızı da kaybederiz. TEMA'nın varoluş nedeni yaşama yani toprağa sahip çıkmak, korumaktır.” sloganı ile yirmi dört yıl önce bugün 12 Ekim 1992 tarihinde kuruldu.

Vakfın onursal başkanları Hayrettin Karaca ve Nihat Gökyiğit’in sürdürülebilir yaşam ilkesiyle başta topraklarımız olmak üzere doğal varlıkların korunması için sarfettiği çaba ise takdire şayan. Başta erozyon sorunu olmak üzere çevre sorunlarına karşı duyarlı, bilinçli ve etkin bir kamuoyu oluşturma çalışılmaları ise ne yazık ki istenilen düzeyde değil.

Ülke topraklarımızı tehdit eden erozyon ve çölleşme tehlikesine dikkat çekmek ve bu mücadelenin bir devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamak adına vakfın oluşturmak istediği bu kültür de henüz meyvelerini veremedi.

Devlet politikası bu durumdayken, diğer yandan bizler de kendiliğinden yetişen doğal ormanları korumak bir tarafa bunları yakan bir millet sınıfına yükseldik…

Toprakla birlikte dünya üzerindeki ekosistemi oluşturan su, orman, biyolojik çeşitlilik gibi tüm doğal varlıkların korunması ve insan kaynaklı iklim değişikliğine dair politikaların ve toplumsal bilincin oluşturulmasının da kısa vadede gerçekleşmeyecek gibi gözüküyor. Orman ve ağaç tarımı arasındaki farkı ayırt edemeyen, ormanın yanyana gelmiş ağaçlar topluluğu değil de florasıyla, faunasıyla bir ekosistem olduğunu idrak edemeyen bizler malesef ormanlarımızın yok olmasının baş müsebbiyiz.

Ülkemizden yola çıkarsak, her ne kadar ağaçlandırma çalışmaları yapılsa da kendiliğinden yetişen ormanlarımız her geçen gün hızla azalmaktadır. Elbette ağaçlandırma çalışmaları da yaşama katkı sağlar ama ormanın sağladığı ekosistem hizmetlerinin her zaman daha üstün olduğu elzem bir gerçekliktir. Günümüzde doğal varlıkların korunması ve doğru şekilde yönetilmesi için yapılan yasal düzenlemelerin caydırıcılığa da tam bir komedi.

Sanırım siyasal partiler başta olmak üzere, tüm resmi ve özel kuruluşlar halen toprak erozyonunun nedenlerini, vahim sonuçlarını ve ülkemizin çöl olma tehlikesini anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar.

Siyasi erkler, TEMA’nın doğal varlıkların yok edilmesi ve erozyon sorununa çare bulmadan iktidar olamayacakları ikazını nedense dikkate almamakta. Lakin tüm bunları gözardı eden siyasiler, orman, çayır, mera ve tarım alanlarının, su ve bitki gen kaynaklarının, doğanın korunması ve erozyonun önlenmesi ile insan kaynaklı iklim değişikliği konularında artık belirli bir devlet politikası oluşturmak zorundadırlar. Tüm bunların neticisinde umutsuzluğa düşmemeli, ağaçlandırma, toprağın korunması ve yitirilmemesi için var gücüyle çalışan birey sayısını arttırmaya çaba göstermeliyiz.

Bu vesileyle başta Birleşmiş Milletler’in “Orman Kahramanı” ilan ettiği TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca olmak üzere, TEMA’ya ve bu vakıfa emek verenlere, gelecek için bir fidan diken herkese bir vatandaş olarak şükranlarımı sunuyor, çok teşekkür ediyorum.