Tantalos dağında iki gün!

Yayın Tarihi 18 Kasım 2014

İlk gün:

Abdullah ve Nalan Cuma gününden çıktılar dağa. Ben Levo ile gittim, Cumartesi sabahı kahvaltıya yetiştik. Tantalos’un başka misafirleri de vardı. Gökkaya’nın dibinde güneşli bir Kasım sabahı “Mandıra Filozofu” sofrasındaki gibi yumurtadan reçele, her çeşit peynirden zeytine yok yoktu.

Kayanın üstüne çıktım ve Emiralem’e şöyle bir baktım. Çamların arasından çan sesi geliyordu, bir ağacın ardından kulağı küpeli dana çıktı, ardından bir tazı boynu çıngır çungur öterek görünmesiyle kaybolması bir oldu.

Levo, iç bu suyu, dedi pınarın başına götürüp, gerçek Yamanlar suyu bu. Kafanı kaldır ve bak, bu gördüğün kaya Gökkaya’dır.

Bir görkemli kaya işte. Durup duruyor. Yüzyıllardır. Levo neden beni bu kayaya baktırıyor?

“Bu kaya Tantalos’un kayasıdır.Tepesinde kartallar uçuşur. Bak sana Tantalos efsanesini anlatayım da dinle. İki efsane vardır, ikisi de aynı kapıya çıkar.”

* * *

Ozanlar ozanı Homeros anlatır Tantalos’u, Odeysa’da:

“Tantalos’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken.

Duruyordu bir gölün içinde, ayakta,

Yükseliyordu su ta çenesine kadar

Ama, içmek için davrandı mıydı,

Damlasını alamıyordu suyun

İhtiyar adam eğiliyor, eğiliyor eğiliyordu

Su da çekiliyor, çekiliyor,

Yok oluyordu hemen toprakta,

Ve bir çamur peyda oluyordu

Ayaklarının dibinde, kapkara.

O saat bir tanrı kurutuveriyordu gölü”

* * *

Levo bana Homeros’tan bahsediyordu, benim İzmir’imin ozanından, Meles’in kör oğlundan anlatıyordu.

Tantalos dağında ikinci gün:

Gece soğuktu. Çiy yağdı çadırların üstüne. Uyku tulumunun içine iyiki battaniye koymuşum, yoksa kuş seslerini duyamayacaktım sabah ezanında, avcıların kaçırttığı domuz tapırtılarını duyamayacaktım, mantar toplayanların cıvıltılarını.

Arkadaşım Levo, dört dil bilen, dünyayı dolaşmış bilge Levo, Homeros’tan anlatıyordu hala Tantalos’u, bu yeryüzünün baş tanrısı efsanevi Zeus’un Pluto’dan doğan oğlunu, bu Lidya’nın, Batı Anadolu’nun kralını, bu haksızlığa uğramış, lanetlenmiş kralını.

“Yemişler sarkıyordu başının önünde

Dallı budaklı ağaçlardan,

Armutlar, narlar, pırıl pırıl elmalar, ballı incirler,

Tombul zeytinler sarkıyordu,

Ama ihtiyar adam koparayım diye ellerini uzattı mıydı

Bir yel geliyor, savuruyordu onları kara bulutlara.”

* * *

Derler ki, Yamanlar dağındaki göl Tantalos’un su içmek için eğildiği ama lanetinden dolayı her eğilişinde suyun çekildiği göldür.

Bilge Levo efsaneye başka bir boyut kattı, dedi ki;

Derler ki, Kral Tantalos Anadolu’nun iftiraya uğramış ve asla başaramaması için lanetlenmiş simgesidir. Bu gördüğün Gökkaya’ya sırtında bir kaya ile tırmanır. Tam zirveye varacağı sırada kaya sırtından aşağı yuvarlanır. Tantalos yılmaz, tekrar kayayı sırtlar ve zirveye yola koyulur. Tam zirveye varacağı sırada sırtındaki kaya tekrar aşağı dibe yuvarlanır. Bu böyle sürer gider.

* * *

Acaba dedim, iftiralar, hainlikler, saldırılar ve lanetlenmişlikler, hala devam mı ediyordu? Benim güzel Anadolu halkım ne zaman bu lanetten kurtulacaktı?

Gökkaya’dan inerken bunları düşünüyordum.