Şu maske hikayesi…

Yayın Tarihi 18 Haziran 2020

Coronavirus ile savaş döneminde bütün insanlık olarak büyük bir trajedi yaşadık. Daha önce de yazdığım gibi, -her ne kadar ülkelerimiz arasında sınırlar olsa da- bütün insanlık bir kale içinde gibiysek eğer, bizi kuşatan acımasız düşman coronavirus karşısında ister istemez kader birliği yaptık.

Coronavirus ile savaş döneminde bütün insanlık olarak büyük bir trajedi yaşadık.

Daha önce de yazdığım gibi, -her ne kadar ülkelerimiz arasında sınırlar olsa da- bütün insanlık bir kale içinde gibiysek eğer, bizi kuşatan acımasız düşman coronavirus karşısında ister istemez kader birliği yaptık.

Trajedinin yükü hepimizde uzun yıllar acısını hissedeceğimiz kesin olan yaralar açtı.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamlarını yitirenlerin görüntüleri dayanılmaz derecede korkunçtu: hastane koridorlarında yerlerde inleyerek kıvranan hastalar, evlerinde ölüp kalan yaşlılar, sokaklara terkedilmiş (içi dolu!) tabutlar, toplu mezarlar, dünyanın çoğu ülkesinde insanların yakınlarının öldüğünü bile bilememesi, öğrense de nereye gömüldüğünü bulamaması…

Bu büyük trajedi içinde hepimize “güler misin, ağlar mısın? ikilemini yaşatan acayip bir komedi vardı…

maske!

(Bütün dünyada benzer görüntüler olmasına rağmen) Bu “komedi”nin en çarpıcı bölümlerinden bazıları Türkiyede de izlendi...

Sosyal medyada da hep gördüğümüz, tartıştığımız gibi maskeyi uyuyabilmek için gözüne takanlar, benim yazılarımda defalarca vurguladığım gibi, maskeyi aşağıya indirip “sadece gerdanlarını koruyanlar” vesaire, vesaire…

İncecik bir kumaştan bile şikayetçi olup, “nefes alamıyorum” diyenler mi istersiniz, kontroller sırasında “benim de maskem var” diye arka cebinden maske çıkaranlar mı!

***

Bu dönemde beni en çok etkileyenlerden biri pandemi sürecinde maske takmanın zorunluluğunun anlaşıldığı günlerde Avrupalı bir arkadaşımın gönderdiği sosyal medya mesajıydı; maskelerin üzerinde “ironik bir biçimde (yani elbette dalga geçmek ve güldürmek maksadıyla!)” hepimizin bildiği (ve kullanmakta olduğu!) ünlü spor markalarının logoları vardı!

Arkadaşıma “yok artık! benzeri bir cevap vermiştim.

Haftalar önce twitterda Barcelona’nın logolu maskelerini gördüğümde ise (Barça’ya hayran olduğum için büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım) esprinin gerçekleşmekte olduğunu görünce, şokuma şok eklenmişti!

***

Yaklaşık 3 ay sonra futbol ülkemizde de yeniden başladı ve maske hikayesi iyice ön plana çıktı.

Çok masum bir biçimde yöneticisinden hocasına, futbolcusuna kadar hepsi beyaz cerrahi maske takan lig sonuncusu Kayserispor dışında, bütün takımlar kendilerini simgeleyen logo ve renklerle cıvıl cıvıl maskeler takmıştı!

Karşı değilim ben bütün bunlara… Vallahi billahi!

Sadece biraz tuhafıma gitti o kadar…

E şaşırdım yani; “Hey gidi insanoğlu hey; fırsatını bulsan kendi tabutuna bile reklam alacaksın

demekten kendimi alamadım.

Neyse… Hadi hiç olmazsa o maskeleri düzgün takalım!