Soyer’in 555 günü

Yayın Tarihi 27 Ekim 2020

Konserler neredeyse unutulmuş, tiyatrolar kapalıyken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer sahnedeydi!

Konserler neredeyse unutulmuş, tiyatrolar kapalıyken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer sahnedeydi!

Şaşırdım mı?

Elbette hayır!

Pandeminin başladığı günlerde de Tarihi Havagazı Fabrikası’nda maskesiz ve sosyal mesafesiz yüzlerce kişiyle birlikte kokteyldeydi zaten, Covid-19 etrafı kasıp kavururken de Büyükşehir çok sayıda resepsiyon düzenledi malum.

 

“İcraatlar hakkında bilgilendirme”lerin yapıldığı “lansman!” ların “1. Yıl”larını, “500. Gün”lerini görmüştüm ama “550. Gün” “lansman!”ına ilk defa rastladım şahsen (Danışmanlar ordusu önceki günleri unuttular mı ne?).

 

Lansman dedikleri şeyi gece yaptıkları için gazeteler ayrıntıları 2 gün sonra yayınlayabildi, ben de görüşlerimi birkaç gün sonra 555. günde size arz edebiliyorum…

 

* Benim için eşsiz değerde olan 9 Eylül Resepsiyonu’na ilk kez Soyer zamanında davet edilmediğim halde, bu etkinliğe büyük bir “ihtimam”la çağrılmama rağmen, birbirinden habersiz belediye sorumlularını birbirine düşürmeye acıdığım için oraya gitmedim.

* “Ceketsiz” “imaj”ıyla samimi bir görüntü vereceği tavsiyesi almış olduğu anlaşılan Büyükşehir Belediye Başkanı değişik bir görüntü arz ediyordu; ensesinde “boyun mikrofonu”, önünde gözlerini ayıramadığı prompterlar olduğu halde, 1,5 saat boyunca sahneyi bir köşeden diğerine arşınladı durdu.

* Sahnede Belediye Başkanı’nın arkasına banka reklamlarında faiz oranları gösterenlere benzeyen rengarenk küpler konmuştu; bir an, bunların önünde Kocaoğlu, Piriştina, Çakmur, Özfatura ve hatta Batur’un konuştuğunu düşündüm, ağzımdan devasa bir kahkaha “kaçtı”!

* Sonra yine bu aynı Başkanlarımızın bu etkinlikte Soyer’in ağzından dinlediğimiz vaatleri dile getirdiklerini tasavvur etmeye çalıştım; çok tuhafıma gitti, kendi kendime “tövbe, tövbe!” dedim.

* En çok “tövbe, tövbe!” denilecek şey ise elbette en çok hayret verici şey olan, Fahrettin Altay-Narlıdere Metrosu, Buca Metrosu, İZSU ve Deniz Ulaşımını Geliştirme Projesi gibi başlıklar için “bulunan” uluslararası borçların “dış yatırım” adı altında verilmiş olmasıydı! Mesela, Société Générale şimdiye kadar nereye ne kadar yatırım yapmış ki, İzmir’e 25 milyon euro “yatırıyor”! Bunun adı borç! Fransız bankasından borç alınmış yani! Yatırım mı bu? Böyle bir manipülasyona kaç İzmirli inanabilir ki! (Maalesef yatırım denen borçların tutarı 781 milyon, 606 bin 184 euro! Neden maalesef diyorum, bu borçları su ve ulaşım zamları halinde hep birlikte ödeyeceğiz de ondan; hazırlıklı olun diye söylüyorum).

* Hep “Aşkla İzmir”, “Başka bir hayat mümkün” falan gibi şiirsel laflar… Tamam İzmirliler “romantik”tir ama hepsi de değil ki kardeşim; Tunç Soyer’in sosyal medya hesaplarında verilen mesajların altı “realist” İzmirlilerin (“kalk biraz çalış” falan gibi) yorumlarıyla dolu!

* Soyer, konuşmasının son bölümünde “ya bir yol bulacağız; ya bir yol yapacağız” dedi. İyi de o sözün gerçek sahibi Anibal (Kartacalı Hannibal) öyle dediği zaman vaatler sıralamamış, yapmış; içinde yüzlerce fillerin de bulunduğu yaklaşık 100 bin kişilik ordusunu, kar fırtınalarına rağmen, aşılması imkansız sanılan Alpler’den geçirmeyi başarmıştı!

* Vaatler arasında somut bir şeye de rastladık; 2026 yılındaki Botanik EXPO İzmir’de yapılacakmış… Ama Tunç Bey (ve onunla birlikte Büyükşehir Belediyesi’ni yöneten üçlü yapıyı oluşturan trionun diğer unsurları Rıfat Nalbantoğlu ile Mustafa Özuslu) EXPO falan görebilir mi acaba? Bir daha seçileceğinin garantisi (hatta öyle görünüyor ki “mümkünü” bile) yok çünkü.

 

Neyse…

Şöyle bir bakıyorum da; gerçekten tek yakıtı “laf” olan devasa bir “peynir gemisi” bu…

Üstelik 555 gün boyunca yürüdü de!