Sosyal izolasyon

Yayın Tarihi 15 Nisan 2020

Salgın gibi zorlayıcı koşullar yaratan dönemlerde ruh sağlığımızı koruyabilmek sürecin en önemli sorunları arasında yer almaktadır.

Salgın gibi zorlayıcı koşullar yaratan dönemlerde ruh sağlığımızı koruyabilmek sürecin en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle bu dönemde beklentilerimizi yeniden ayarlamamız gerekebilir. Günlük rutinlerimizi korurken daha verimli veya daha üretken olmak adına kendimize baskı uygulamamamız gerekir. Normalde olduğundan daha fazla boş zamanlar geçiriyoruz fakat her şeyi bırakmak ya da boşlamak iyi bir seçenek gibi görünmemektedir. Düzenli faaliyetlerimize devam etmede bir takım sorunlar yaşamaya hazırlıklı olmalıyız. Kriz dönemlerinde önceliğimiz sağlığımız olmalıdır. Burada sadece fiziksel sağlıktan söz etmiyorum, aynı zamanda ruh sağlığımızı da korumalıyız.

Stresle baş etmenin en etkili yöntemlerinden biri egzersizdir. Her gün evde yapabileceğiniz basit egzersizler araştırın ve uygulayın. İçinde bulunduğumuz şartlar kilo vermek için çok uygun olmasa da, fiziksel olarak kendinizi iyi hissettiren faaliyetler seçmenizi tavsiye edebilirim. Stresi kontrol etmenin bir başka yolu da nefes egzersizleridir. Düzenli ve dikkatli nefes egzersizi yapmak, yatıştırıcı ve enerji verici olabildiği gibi panik ataktan sindirim sorunlarına kadar strese bağlı birçok sağlık sorununa yardımcı olabilmektedir. Karantina günlerimizde ruh sağlığını korumada verimli uykunun da rolü vardır. Evden dışarı çıkamasak da, işe gitmek zorunda olmasak da, kaliteli uyku için her gün aynı saatte uyumanın ve uyanmanın önemi büyüktür. Bilhassa şu süreçte kafeinli içecekler ve alkol tüketimini azaltmak faydalı olacaktır. İzolasyonda olsak dahi sevdiklerimizle iletişim kurmaya devam etmeliyiz. Bu sıkıntılı günlerde ilişkilerdeki beklentilerin de değişebileceğini kabul etmeliyiz. Öncelikle, ilişkide olduğunuz kişilerden gerçekçi olmayan beklentilere sahip olmadığınızdan emin olun. Normal zamanlardan daha sık çatışmaya da hazırlıklı olun. Kronik ilişki sorunlarını çözmek için çok da uygun bir zaman değil. Herkesin stresle farklı yöntemlerle başa çıktığını kendinize hatırlatın. Bu farklılıklar sizi sevdiklerinizden uzaklaştırmamalıdır. Stresle olduğu kadar boş zamanın vermiş olduğu can sıkıntısıyla başa çıkmak da zorlayıcı gelebilir. Karantinanın uzun vadeli ve sürecin belirsiz olmasından dolayı olası olumsuz psikolojik etkileri önlemek için kendinizi zamanın akışına bırakın. Bunun için zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız aktivitelerle meşgul olmaya çalışın. Zaman akışını unutmayı sağlayacak faaliyetlere katılın. Örneğin çizim, müzik, el sanatları, kitap okumak, dizi izlemek, yemek yapmak, yap-boz yapmak, aile üyeleriyle oyunlar oynamak size kendinizi iyi hissettirebilir. Bu süreçte sosyal medya tarafından aşırı uyarılmaktan kaçınmakta fayda vardır. Salgın haberlerine çok fazla maruz kalmak da stres seviyenizi arttırabilir.

Toplumumuz ikiye bölünmüş durumda. Bir yanda işini gücünü bırakıp ülkemiz virüsten bir an evvel kurtulsun diyerek evden hiç çıkmayanlar var, diğer yanda sanki virüsün kendilerine hiç gelmeyeceğinden eminmiş gibi veya olaylardan bihaber şekilde yaşamlarına aynı şekilde devam edenler var. Ne yazık ki sosyal izolasyona tüm ülke halkı olarak uymadıkça, evine kapananlar boşuna çaba gösterir, dışarıda hayatına devam edenler de virüsün yayılmasına sebep olduğu için ülke olarak toparlanmamızın süreç olarak daha da uzayacağını gösterir. Bu şekilde toplumun bir kısmı evde oturursa, bir kısmı ise çalışır veya sorumsuzca gezerse zamanla yarım yamalak dönen çarklar işlevselliğini yitirecektir ve herkes bu durumdan ciddi zararlı çıkabilir. Sosyal izolasyon sorumluluğu, bireysel bir sorumluluk olmaktan çıkıp toplumsal bir sorumluluk olmalıdır. Bu kaygılı ve zor günleri evlerde geçirmek kolay değil biliyorum ancak unutmayalım ki en güvenilir yer, evlerimizdir...