Sosyal çevre

Yayın Tarihi 11 Mayıs 2021

“Cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir. Birbirlerine aldırmaları birbirlerinin farkında olmaları demektir.”

Oğuz Atay, Tutunamayanlar isimli romanında insanlar arasında kurulmuş olan sağlıklı ilişkiyi ‘cennet’ olarak nitelendiriyor. Yazar gerçekten de haklı; sizi dinleyen, sizin farkınıza varan bir dostunuz varsa kendinizi cennette sanabilirsiniz.

Oxford Üniversitesi’nden antropolog ve evrimsel psikolog Emeritus Profesör Robin lan MacDonald Dunbar, işte bu sağlıklı ilişki nasıl kurulur, maksimum kaç kişi bu ilişki çemberine dahil olabilir, ilişkinin sürdürülebilmesi için gereken koşullar nelerdir gibi soruları yanıtlamaya çalışan Dunbar, ‘Dunbar Sayısı’ olarak bilinen optimum arkadaş sayısını da hesaplayarak bilişsel psikolojinin temel ilkelerinden birini oluşturdu.

Bir anlamda Dubar’a arkadaşlık ve dostluk uzmanı denilebilir. Primat davranışlarını araştırarak işe başlayan Dunbar, bugün arkadaşlıkların gizli kurallar ile yönetildiğine inanıyor; bu kurallar insanın cinsiyetinden uyku alışkanlıklarına kadar çok sayıda unsura dayanıyor. Bu görüşe göre herkesin ilişki kurma şekli farklıdır; bu da o kişinin ‘dostluk parmak izi’ni oluşturur. Bu özellikler, kimlerle arkadaşlık edeceğimizi, hangi dostlukların devam edeceğini ve kimleri kolayca arkadaşlıktan çıkartacağımızı belirler.

150 kişiden oluşan sosyal çevremiz çeşitli katmanlardan oluşuyor. Her bir katmanda belirli sayıda insan bulunduğu gibi, bu kişilerle ne sıklıkla temasta bulunduğumuz, duygusal yakınlığımız ve yardıma ne kadar gönüllü olduğumuz da belirlidir.

Aslında sosyal dünyamız başlıca iki farklı insan grubundan oluşur. Biri dostlarımız, diğeri ailemizdir. Sosyal ağımız 150 kişi ile sınırlı olduğu için önceliği aile üyelerine veririz, geride kalan boşluğu akrabalık ilişkisi içinde olmadığımız arkadaşlarla doldururuz. Bu da geniş ailelerden gelen insanların çok fazla arkadaşı olmadığı anlamına gelir.

Dunbar birkaç yıl önce çeşitli kültür ve ekonomilerde aile üyeleri ve arkadaşlarla kurulan sosyal ilişkilere ne kadar zaman harcadığımızı inceledi. Yaklaşık 15 çalışmada araştırmacılar insanların gün içinde uyku, yemek pişirme, dinlenme ve sosyal ilişkilere ne kadar süre ayırdıklarını tespit ettiler.

                         

SOSYAL İLİŞKİLERE AYRILAN SÜRE 3.5 SAAT

Doğu Afrika’daki Maassai’ler, Nepal’deki çiftçiler, Yeni Gine’de avcı-toplayıcılar, Sahraaltı Afrika’da tarımla uğraşan yerliler. Güney Afrika’daki Kung San avcıları gibi farklı topluluklardan elde edilen bulguların ortak paydası şöyleydi; İnsanlar gün içinde zamanlarının yüzde 20’sini sosyal ilişkilere ayırıyor.Yani uyanık kaldıkları sürede yaklaşık 3.5 saatlerini sosyal çevredeki insanlarla yemek yiyerek, sohbet ederek veya oturarak geçiriyor. Bu ilk başta çok uzun gibi gelebilir ama 150 kişiden oluşan akraba veya arkadaş arasında bölüşüldüğünde günde bir kişiye 1 dakika 45 saniye düşüyor. Bu sosyal sürenin yüzde 40’ı bize en yakın olan beş kişiye tahsis ediliyor. Yüzde 20’si bir sonraki katmandaki kişilere yani sempati duyduğumuz on kişiye gidiyor. En dış iki katmandaki 135 kişiye günde ancak 40 saniye ayırabiliyoruz. Telefon gibi araçlarla mesaj atmak da tercih edildiğinde gerek telefon sıklığı ve gerekse mesafe uzaklığı iletişimi zamanla azaltıyor. Espri anlayışı aynı tür müzikten hoşlanmak, aynı dili konuşmak güven duygusunu ve arkadaşlık ilişkilerini pekiştirir. Yani dostluklarda sihirli sayı 150 kişidir.