Sosyal belediyeciliğin kadın girişimciliğini destekleme fonksiyonu

Yayın Tarihi 17 Şubat 2021

Kadın girişimcileri destekleme hususunda belediyelerin yüklenmesi gereken rol, bir yandan halka en yakın yönetim birimleri olarak halkın beklenti ve taleplerini takip edip karşılama konusunda, diğer yandan kırsal kalkınmanın öncüsü olması noktasında değerlendirilebilir.

Kadınlar tarih boyunca çok eski dönemlerden bu yana üretken olan ama ürettikleri ekonomik bir değer olarak görülmediğinden ekonomik yaşama katkısının olmadığı düşünülen dezavantajlı toplum kesimi olmuştur.

Katkı sağlamak istediğinde ise, ailenin ve yakın çevrenin tutumundan ya da kültürel norm ve değerlerin ev dışında çalışmaya ilişkin yarattığı olumsuz yargılardan dolayı çalışma hayatına dahil olamamış, bu engelleri aşıp istihdam imkanı bulanlarsa çoğunlukla enformel sektör kapsamında sosyal güvenceden yoksun bir işte çalışmak durumunda kalmışlardır . Bu eksiklik görüldükten sonra kadınların iş yaşamına kazandırılması ve kırsal kalkınmada rollerinin olması gereği hem merkezi yönetim, hem de yerel yönetimler tarafından dile getirilmiş, çeşitli plan ve politikalarla kadın girişimciliği desteklenmeye başlanmıştır.

Girişimciliği basitçe insanların yeni gelir sağlayabilecekleri faaliyetler olarak tanımlarsak, belediyelerin

girişimcilik açısından en etkin kuruluşlar oldukları görülür; isterlerse girişimciliği öldürür, isterlerse önünü açabilirler . Bu durum tespiti özellikle kadın girişimciler açısından önemlidir. Girişimcilikte

başarı, öncelikle toplumda kadına verilecek finansal, yönetsel, örgütsel ve eğitsel desteklere ve önlerindeki ayrımcı nitelikteki engellerin kaldırılmasına yönelik uygun bir altyapının oluşturulmasına bağlıdır.

Kadının ev dışı bir işletme kurarak onu faaliyete geçirmesi, bu yolla üretime katkıda bulunması birçok kültürde bugün de pek olağan bir davranış biçimi olarak nitelendirilmemektedir .

Nitekim, Türkiye’de son yıllarda iş kuran kadınların sayısında belirgin bir artış olduğu görülse de cinsiyete dayalı iş bölümü ve aile içi ataerkil üretim ilişkileri, kadınların ev dışı iş deneyimlerini ve bilgilerini sınırlandırmakta ve kadınların sermaye birikimlerini zorlaştırmaktadır.

Belediyelerin sosyal faaliyetleri, kadının ev dışı bir dünyaya geçişinin ya da ailenin veya toplumun kadının dışarıda olmasına alışmasının ilk evresi olarak nitelendirilebilir. Bu psikolojik sınır aşıldıktan sonra, kadınların içlerinde var olan girişimcilik güdüsü, kendini kanıtlama isteğiyle birleşip daha kolay ortaya çıkabilecektir. Zira erkek girişimciler kendi geleceklerini kontrol altında tutma güdüsüyle hareket ederken; kadın girişimciler, özgür olma, başarma güdüsü, meslekte ilerleme gibi nedenlerle işlerini kurmaktadırlar .

Kırsal kesimde yaşayan kadınların toplumsal yaşamın sunduğu tüm çağdaş olanaklardan yararlanabilmeleri için;
- Eğitim programlarının çeşitli kuruluşların işbirliği ile kalkınmada kadının rolünü dikkate alan bir bakış açısı ile hazırlanması,

- Kırsal kalkınma ile ilgili plan ve politikaları hazırlayanlara toplumsal cinsiyet bakış açısının kazandırılması,

- Kırsal kesim kadınlarının, kalkınma plan ve projelerinin müzakere ve uygulanmasına katılmalarının sağlanması,

- Kırsal kesimdeki küçük girişimci kadınlara uygun koşullarda kredi olanağı yaratılması,

- Kırsal kesim kadınlarına birey olarak üretimin her aşamasında kararlara katılma bilinci ve iletişim teknolojilerinden yararlanma bilgisi verilmesi,

- Kırsal kesimdeki kız çocuklara, eğitilecek lider kadınlar yardımı ile, geleneksel alanların dışında yeni beceriler öğretilmesi,

- Kırsal kesim kadınlarına uygulanacak eğitim programlarının yalnız ev içi rolleri pekiştiren programlar olmaması, geleneksel olmayan alanları da kapsamasına özen gösterilmesi,

- Eğitim programlarına katılan kadınların çoğu kez eşlerinin veya babalarının desteğini almaları gerektiğinden bu programların erkekleri de kapsamasına çalışılması gerekmektedir .

Kadın istihdamının geliştirilmesi hedefi açısından dikkate alınabilecek bir önlem, işsizlerin iş deneyimi edinmelerini sağlayacak özel programlar geliştirilmesidir. Bu tür önlemler kapsamında iş gücüne katılımlarına özel önem verilen kadınlar ve gençler, temel hedef grup olarak tanımlanmaktadır.

Belediyeler, hem bölgesel kalkınmanın sağlanması hem de kadınların kendini güvende hissettiği bir ortamda çalışarak kendi içsel tatminini sağlaması ve toplumsal statüsünün yükselmesi için maddi boyutundan daha öncelikli olarak sosyalistlik boyutuyla kadın girişimciliğini desteklemek durumundadırlar.
Nitekim bugün pek çok belediyede mevcut olan eğitim programları ve kurslar, kadın girişimcilerin psiko-sosyal açıdan desteklenmesi noktasında üzerlerine düşeni yapar durumdadırlar. Kadınlara okuma yazmadan başlayıp, aile ve çocukla ilgili eğitimlerle devam eden süreçte belediyeler, “sosyal belediyecilik”in sosyalleştirme işlevine uygun olarak kadınları evden çıkarmışlardır. Meslek edindirme kursları ile kadınların ilgi duydukları alanlarda bilgi ve beceri kazanmaları sağlanmış; öğrendikleriyle para kazanabilecekleri fikrinin temelleri atılmıştır.

Eksik olan ve eleştirilmesi gereken nokta şudur ki, hem kırsal hem kentsel kesimde yapılan/önerilen faaliyetler kadınları genelde kadınlık rolleri içinde ele alan çalışmalardır . Buna rağmen yıllardır dezavantajlı toplum kesimi olarak görülen kadınların içlerindeki girişimcilik ruhunu besleyen belediyeler, sosyal fonksiyonları sayesinde yerel kalkınmada ve bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesinde önemli rol oynayan kadın girişimcileri yönlendirebilmektedir.

Sonuç olarak ;

Yerel kalkınmanın ana nüvesini oluşturan ve halka en yakın yönetim kademesi olan belediyelerin

üstlendikleri sosyal fonksiyonlar özellikle dezavantajlı toplum kesimlerinin toplumsal hayata dâhil

edilebilmesi için çok önemlidir. Bu toplumsal kesimlerden birisi olan kadınların toplumsal hayata

katılmalarının sağlanması, sosyalleşmenin yanı sıra ekonomiye de katkı olarak dönebilmektedir. Aslında hep üretken olan ama üretkenliği ekonomiye yansımadığından ya da yansısa bile özellikle tarımsal üretimde ürettiği değer kendisine mal edilmeyen kadınlar; girişimci olarak tüm üretim sürecini yönettikleri ve karar verme mekanizmasına hakim oldukları kendi işletmelerinde ekonomik hayata girebilmektedir.

Kadın girişimciliğinin desteklenmesi konusunda merkezi yönetimle ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği halinde çalışan belediyeler, bu konudaki fonksiyonlarının önemini bilerek ve desteklerini eksiltmeden sürdürerek kadınların enerjisini kalkınmaya kanalize etmelidir. Ancak daha da önemlisi, belediyelerin üstlendikleri sosyal fonksiyonlar gereği, kadınları toplumsal hayatın içine çekerek kendilerine güvenmelerini sağlamaları ve geleneksel ataerkil toplumların çalışan kadınla ilgili düşüncelerini değiştirme doğrultusunda çaba göstermeleridir. Belediyelerin sosyal fonksiyonları gereği verdikleri eğitimler ve çeşitli kurslar, kadınları geleneksel rollerinden sıyırıp, ekonomik bağımsızlığa sahip bir figür haline getirdiği sürece, maddi destek ve krediler daha anlamlı olacaktır.