Sorun siz sorun...

Yayın Tarihi 12 Kasım 2020

Birilerinin soru sorması benim için en güzel şeylerden biri. Ne demek istediğimi daha ayrıntılı anlatıyorum, onlar yeni sorular soruyorlar, görüşlerde bir anda “yeni ufuklar” açılıyor… “Yeni ufuklar” insana yeni yollar açıyor, yeni yollar yeni dünyalara götürüyor…

Birilerinin soru sorması benim için en güzel şeylerden biri.

Ne demek istediğimi daha ayrıntılı anlatıyorum, onlar yeni sorular soruyorlar, görüşlerde bir anda “yeni ufuklar” açılıyor…

“Yeni ufuklar” insana yeni yollar açıyor, yeni yollar yeni dünyalara götürüyor…

Soru varsa hayat var…

Sorulara yanıt varsa hayatın anlamı var.

 

İşte birkaçı...

 

“Neden Hasan Karabağ’ı sevdiğini yazıyorsun?” diye soruyorlar… Hatta, seveceğim adamları şimdikiler arasından seçmem şartmış gibi “sonuçta artık başkan bile değil, mazide kalmış biri” diyorlar!

 

Şundan seviyorum; “deprem” denen büyük felaket konusunda bizi yıllar önce uyardığı için… Diğerlerinin büyük bir bölümü bizzat kendi ağzıyla itiraf ettiği üzere kertenkeleli kale yıkıntıları arasında yapılan peş peşe konserlerle “lay lay lom” tarzıyla Belediye yönetirken, o geniş kitleleri depreme karşı hep uyardığı için, Bayraklı Belediyesi Deprem Etüd Merkezi gibi çok etkin çalışan birimler kurduğu için, halkını hayatta tutabilmek adına camileri bile iletişim aracı olarak saydığı için, bu son depremde yıkılan binaların akıbetini hiç de üzerine vazife olmadığı halde uzun yıllar öncesinden görüp sahiplerini uyaran raporlar hazırlattığı için…

Bir Belediye Başkanı, yönettiği yerde yaşayanlar için daha ne kadar “çırpınabilir”, daha sayayım mı?

 

“Neden Tacettin Bayır’a karşı özel bir sevgin ve saygın var?” diye soruyorlar… Renk kartelasından seçmem lazımmış gibi “onca milletvekili arasında?” diyorlar…

 

Hangi zirveye ulaşırsa ulaşsın hiç değişmediği için, koltuk görür görmez yürüyüşü bile değişip yalpalamaya başlamadığı için… Yeni kuşağın başarılı işadamlarından oğlu Doğuş Bayır beyefendi “Doğan abi bugün covid testi yaptırdım” dediği zaman ona “siyasetçilerle bir araya gelmen riskli” diye espri yaptığımda milletvekili babanın “ben hiçbir zaman siyasetçi olamadım ki!” diye karşılık verdiği için.

Bana göre “siyasetçi” kavramının en ideal tanımı o; ama neden siyasetçi olamadığını söylüyor; şundan: “siyaset” denen girdabın halkın yanından alıp, savurup, uzaklaştıramadığı bir kişi olduğu için. Halkının yıllardır “seçimlerde oy vererek” gösterdiği sevda benzeri desteğe, ihtiyacı olanlara sessiz sedasız omuz vererek, o yüksek meblağları çok tartışılan milletvekili maaşının tamamıyla çok sayıda çocuk okutarak karşılık verdiği için... Bütün bunları kimsenin haberi olmadan yaptığı için...

 

Neden Azerbaycan’ı tutuyorsun?” diye soruyorlar… Soru mu bu Allah aşkına? İşgalcileri mi tutayım!

Uluslararası siyasette Batı’nın kendini piyon gibi kullanmasına müsaade eden Ermenistan, benim dilimi konuşan, yüreğini hep benimkinin yanına koyan Azerbaycan’a ait olan Karabağ’ı işgal etmişken, Fransa şöyle diyor, ABD böyle diyor diye, hem Rusya’ya ve hem de Türkiye’ye karşı “ileri karakol kurma” amacındaki emperyalistlerin oradaki oldu-bittisini görmezden mi geleyim!

 

Neden “KSK’yı bu kadar çok seviyorsun?” diyorlar…

Bir asrı aşan uzun tarihi boyunca çok çeşitli spor dallarında topluma spor hizmeti veren, dünyada çok az örneği bulunan “bir kulüpten de öte” imajıyla kendine aşık taraftarları olan komple bir spor kulübü örneği olduğu için…

Neden Göztepe’ye çok özel bir sempatin var?” diyorlar…

Eşi benzeri az bulunan coşkulu camiasıyla bu ülkenin ilk “Avrupa Fatihi” olduğu için…

Hem Manisaspor’u, hem de Manisa FK’yı , ikisini birden nasıl sevebiliyorsun?” diyorlar…

İkisi de Manisa’ya kendine özgü değerlerini kattığı için, Manisaspor çok uzun yıllardır kentin adını taşıyan bir spor yuvası olduğu için, Manisa FK daha yeni doğmuş, taptaze bir filiz olmasına karşın hep zirvenin ayrılmaz bir parçası olduğu için...

 

Sorun siz sorun; her şeyin yanıtı var!