Soma

Yayın Tarihi 26 Mayıs 2014

En acı ve kahrolduğumuz bir ayı geride bırakıyoruz. Yasımız devam ediyor. Soma'da şehit olan ve sayısı henüz net belli olmayan 301 mi 307 mi yoksa 500'ün üstünde mi tartışmalarının olduğu ama anaların, eşlerin, çocukların geleceğine ateşin düştüğü tabiri caiz ise bir katliam gerçekleşti. Her ne kadar kaza olduğu ifade edilse de katliamın ta kendisi diye adlandırabilecek, dünyada pek eşi benzeri mümkün olamayacak bir olayla karşılaştık. Maalesef sayısı tam olarak ifade edilemeyen şehidimizi toprağa verdik.

Soma'daydık, reklam için oraya gidenler ile yardım için oraya giden acıları paylaşmak için oraya giden binlerce vatandaşın yanında apoletli apoletsiz kişilerle de karşılaştık. 3 gün sonra unutulacak selfiye yapılmış, şehitlerin ailesi ve yakınları ile çekilen fotoğraflarla sosyal medyada yayınlanacak, ben de oradaydım ucuzluklarını ve basitliklerini de gördük. Dövünsek de dövünmesek de, sesimiz çıksa da, çıkmasa da gideni geri getirebilmek mümkün değil. Analar ağlıyor kime ne, yetim kalmış çocuklar ağlıyor kime ne, erkeğini kara toprağa gömmüş kadın ağlıyor kime ne! Katliam geldi geçti üç gün sonra unutulacak. Yüz yıl öncesinde oluşan kazalara örnek vererek, kaderden bahseden, fıtrattan bahseden bir başbakanın olduğu ülkede devlet var mı? Yok mu? Kime ne?

Devlet anadır, babadır, çatıdır, evdir sığınılacak sıcak yuvadır devlet. “Devlet baba ne yaparsa eyi yapar” mantığı çökmüştür. Devlet babaya iyiyi yaptıracak vatandaşlarıdır. Bile bile ölüme giden gönderilen öldürülen vatandaşların yaşadığı bir devlet oluşturulmaya çalışılıyorsa buna dur demek vatandaşın görevi değildir de vatandaşlık görevi nedir?

Seçimlerde halktan alınan oylarla kendini temize çıkarmaya çalışan zihniyetlerin ne kadar yönetici olabildiği, ülkesini halkını ne kadar düşündüğü tartışma konusu değildir de nedir? Her şey aşikar ortadadır.

Suçüstü olmuş dört bakanı ile yolsuzluk söylentileri alabildiğine kamuoyunda tartışılan bir devlet yönetimi devamlılığı hiçbir dünya ülkesinde olmadığı aşikar ortada iken, yeni dünyada bunların hoş görülmesine saygı duymak vatana ihanet olarak adlandırılmaz mı? Büyük Türkiye'de vatandaş katledilmez. Katledilmesine seyirci kalınamaz. Mavi Marmara gemisinde öldürülenler de vatandaşımız, Soma'da, Roboski'de, Hatay -'da öldürülenler de vatandaşlarımızdır. Hiçbirinin diğerinden bir farkı olamaz, olmamalıdır.

Her katliam sonunda ülkemiz bir daha bu tür bir olayla karşılaşmaz temennimiz yeterli değildir. Toplumsal barışı, sevgiyi, birliği, bütünlüğü sergileyemediğiniz sürece vatan parçalanmaz bir bütün olmaktan çıkar. Fiziki parçalanma gerçekleşmese de toplumsal parçalanmalar vatanı parçalara ayırır, bu da zamanla fiziksel parçalanma ile son bulur. Tarihi incelersek parçalanmaların ana kaynağının neler olduğunu çok net görürüz. Sevginin, hoşgörünün, birliğin, beraberliğin ve halkın haklarının savunulduğu bir ülke hayali ile…

NOT: Yerel yönetimlerle ilgili köşe yazılarımıza gündem yoğunluğu sebebiyle ileriki tarihlerde değineceğim. Ha bu arada ortalığı boş görüp cirit atmaya kalkanlara tavsiyemdir. Haddinizi aşmayın lütfen! Hiçkimseye hiçbir zaman koltuklar baki değildir.