Siyasi rant uğruna!

Yayın Tarihi 01 Nisan 2016

Son yıllarda alışık olmadığımız birçok olay, konu ve gündemle karşı karşıya kalıyoruz. Alıştırma, çamur atma, karalama, etiketleme, fişleme, ötekileştirme vs gibi konular inanılmaz derecede yaşanmaya başlandı. Birisini haz etmiyorsan at çamuru yapışsın bir tarafına kalsın veya düşsün. Fark etmiyor kimin kime ne dediği ne için dediğini sorgulayan yok zaten! Kim kime neden sallar sorgulamasının yapılmadığı yerlerde atış serbest olunca, bir sürü örgüt de çıkar, namus, şeref, haysiyet, onur ayaklar altında karalamalarda çıkar.

Adaletin önünde suçunuz sabit olmadığı yani ispat edilmediği sürece suçlu sayılmazsınız. Ancak ve maalesef, ülkemizde 2002 yılından buyana iktidar partisinin gündemi saniyede değiştiren ve farklı gündemlerde kendine oy devşiren becerikli yapısı ile toplum artık psikolojik travma yaşar hale gelmiştir. İktidarın yaptığı çalışmaları eleştiren, suçlayan, yanlışlıkları, hataları anlatanların bir anda ötekileştirilmesi, ülkemiz için ciddi bir talihsizlik ve demokrasinin katledilmesi olarak görülmelidir. Aksi takdirde dün size yapılanı bugünden sonrada siz karşı tarafa yapma hakkına sahip olursunuz ki bu da ciddi bir kutuplaşma savaşına döner. Peki, kim zarar görür? Elbette benim yine gariban vatandaşım.

Kendisini eleştiren, hukuksuzluğu adaletsizliği sorgulayan kim olursa olsun iktidar karşıtı olarak bir örgütle özdeşleştiriliyorsa bu çaresizliğin belirtisi ve kutuplaştırmanın tam öbeğidir.

Bir dönem önüne gelene Ergenekoncu diyerek kodeslere tıkayanlar, bugün Ergenekoncu dediklerine sarılarak önceki yoldaşlarını paralelci örgüt diye suçluyorsa terörist örgüt olarak niteliyorsa ve önüne gelene şu terör örgütü bu terör örgütü diye yaftalayan bir akılla hareket ediyorsa, ülkenin geleceğine, birlik ve beraberliğine harç değil, dinamit döşemiş olur. Ciddi bir öteki taraf oluşumuna sebebiyet veren bu tarz, siyasi rant amaçlı yaklaşımlar ve taktikler toplumda ciddi erozyon oluşumuna sebebiyet vermiştir vermeye devam edecektir. İktidarın ve/veya partisinin vekillerinden birinin veya birden fazla bireylerinin kendilerine dokunulmadığı için, herkese mesnetli mesnetsiz fütursuzca ve akla alınmayacak şekilde kişilik hakları yaşam hakları hukukları ailevi yaşamları göz ardı edilerek davranılması bir infialdir.

Mesela, ciddi bir sivil toplum örgütü olan Ege Genç İşadamları Derneği'nin Başkanı iş kadını Seda Kaya'ya, iktidar partisi İzmir milletvekillerinden Mahmut Atilla Kaya'nın ”HDP 'nin ağzından konuşuyor” demesi, pek yakışık olmamıştır.

Öte taraftan Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş için “KCK'nın avukatlığını yaptı.” diyerek Sema Pekdaş’ı terörize etmeye çalışması bir İzmir vekili için sığ siyasi yaklaşım olarak algılandığı konuşuluyor. Ardından şu sorularda ifade ediliyor; sormazlar mı Sivas Madımak Oteli'ni yakanların avukatlığını AKP milletvekillerinden kaçı yapmıştır? Birisi de İzmir AKP eski İl Başkanı ve Milletvekili Ali Aşlık değil midir? KCK terör örgütü ise Madımak Oteli'ni yakanlar terörist değil midir? AKP hükümeti PKK temsilcileri ile Oslo'da neden bir araya geldi? “İmralı ile görüşen şudur, budur” diyen başbakan neden daha sonra” İmralı ile görüşürüz” diye konuştu. Habur sınır kapısına kurulan seyyar adliye binalarında teröristleri çiçeklerle kim ve kimler karşıladı? Savcılar, hakimler, kimin tarafından görevlendirildiler? Yüzlerce terört faaliyetlerine valilerin “müdahale edelim mi“ sorusuna, “hayır müdahale etmeyin” diye talimatı kimler verdi? Diyarbakır'da kardeşlik mitingi ile İbrahim Tatlıses ve Şivan Perver’in ellerinden tutup kaldıran hepimiz kardeşiz şarkısını türkülerini kim söylüyordu? HDP'li vekillerle Dolmabahçe'de ve defaten iktidar partisi yetkilileri ile birlikte Barış sürecinde el ele kol kola kaç kez poz verdiler? Ve ne oldu da bugün en büyük düşman HDP'liler oldu? Ne değişti? Reklam kokan ve sonrası düşünülmeyen her söylemin topluma, insanlara, ailelere, çocuklara ve geleceğimize ciddi zararları olur. Siyasi rant uğruna insanları karalamak doğru değildir. Feda edilen siyaset olmalı, insanlar değil!