Siyasi kurum başkanları ne mi yapar?

Yayın Tarihi 19 Ağustos 2016

Siyasi kurum denince, 2007 yılına kadar, akla sadece belediyeler gelirdi. 2007 yılından itibaren AKP iktidarının tek başına hükümet olarak devamı ile devlet kurumlarının çoğu siyasallaştı. Yöneticileri siyasi parti temsilcileri gibi çalışmaya başladılar. Teşbihte hata olmaz.!

Ancak benim anladığım dilde siyasi kurum başkanı her zaman Belediye başkanlarıdır. Belediye başkanları siyasi partilerinin kendilerini aday göstermesi ile vatandaşlarımız tarafından seçilerek başkanlık koltuğuna otururlar. O oturdukları koltuk nasıl bir koltuksa bir anda o koltuğun sihiri akıllarını başlarından alır gider. Çünkü evlerinde, işlerinde bile her istedikleri anında olmaz iken, bir anda o koltuğun sihiri her isteklerini yerine getirir. Sanırsınız bu sihir Alaattin’in sihirli lambasından çıkan cin gibi ne istersen iste yapılır hale gelir. Bazen o başkanlar eve gelince eşleri tarafından bile tanınmaz bir hale girerler. Kısa zaman sonra eşleri de o koltuğun sihirli yapısından uyumlu davranmaya başlarlar. Hatta bazen hızlarını alamadan etraflarında binlerce kişiden ilgi ve alakayı üst seviyede görünce şeytani düşünceler içine bile girebilirler. Şeytani denince aklınıza yanlış bir şey gelmesin. Etraflarındakileri tanımamaya başlarlar. Selam verdiklerine selam verirken lütfen pozisyonuna girerler. Kısacası “ne oldum delisi” olur çıkarlar. Sokakta vatandaşa verdikleri sözleri unuturlar. Siyasi partilerini unuturlar. Bir anda megalomanlaşıp havaya girerler. Hatta biraz daha ileri giderler ve “parti ne ki seçimi ben aldım” derler. Partilerini ve partililerini küçümserler. Telefonlarına çıkmazlar. Genel merkez yöneticilerinin telefonlarına bakmazlar. Adaylık çalışması yürütürken genel merkez yöneticilerinin kapıları önünde yatıp kalkanlar bir anda koltuğun sihri ile ulaşılamaz olurlar. Sebep; 5 yıl boyunca başkanlık sistemi gereği kimse onlara laf söyleyemez.

Hatta söyleyenler çıkarsa ki bunlar da belediye işçisi ise kesin işlerinden olurlar. Diğerleri çok umursamazlar. Hatta biraz da pişkin olurlar. Koltuğun sihrinin biteceğini bilmezler. Siyasi partilerine ve partililerine hükmetmeye de başlarlar. Ellerindeki her türlü gücü mahalle delege seçimleri ve ilçe başkanlık kongrelerinde ortaya koyarak kürsüden de en iyi partili olduklarını ve inanılmaz işler başardıklarını anlatırlar. Kongrelerde istedikleri olmaz ise yani istedikleri ilçe başkanı seçilmez ise anında gereğini yaparlar ve partililerini cezalandırmaya da kalkarlar. Kimse de kalkıp sen ne yapıyorsun diye tepki göstermez.

Ne il başkanları ne de genel merkez yöneticileri hiç kimsenin yaptırım gücü yok zannedilerek…

Aslında vardır. Ama o belediye başkanına işleri düşebilir diye kötü olmak istemedikleri için yaptırım uygulayamazlar, uygulamazlar. Kısacası koltuğun sihirine bir de dokunulmazlık katılınca başkan sıfatlı birey, ayakları yerden kesilir hale gelir. Ama ne yazık ki bu süreç 5 yıl sürer bir 5 yıl daha görev almak isterlerse, her türlü yolu denerler. Bir şekilde lobiler devre girer her türlü fedakârlıklar yapılır. Sözler verilir. Değerli kâğıt alışverişleri devreye girer. Etik olmayan her şey bir anda mubah olur. Tekrar aday gösterilmesi için bu sefer telefonlarına bakmadıkları kişilerin evinin önünde çadır bile kurarlar. Ve sonuç alınıncaya kadar neyi var neyi yok sofraya serer, “gel vatandaş gel ne olursan ol gel beni başkan adayı yap” derler. Siyasi kurumun başkanları belediye hizmetine girince kendilerini devlet memuru da zannederler ki siyaseti kenara iterler. Hatta “Rozetimi Çıkardım” diyerek “kahramanlık” örneği de gösterirler. Biri sen kimsin kardeşim o rozeti çıkarıyorsun diyemediği için şov yaptığı ile kalırlar. Siyasi partisinin bayrağını sallamayan partisinin siyasi saha çalışmalarında yer almayan sadece açılışlarda ve kongrelerden kongreye bayrak sallayana, ben belediye başkanı demem, diyemem. Bu tür başkanlara ne oldum delisi olma yolunu açan ve destek olanları da “yalaka ve yardakçılıkla anarım” diyor vatandaş… Partili gibi görünüp, fayda, çıkar ve menfaat beklentisi başkanların etrafında şakşakçılar en iyi partiliden bile iyi partiliymiş gibi caka da satarlar. Ama işleri bitene kadar tabi ki! Bu başkanların kimler olduğunu lütfen sizler düşünün. Lütfen yukarıda bahsettiğimi yapmayan üstüne alınmasın. Sonuç olarak başkanlar siyasidir ve sürekli hizmetleri ile siyaset yapmak zorundadırlar. Sevgilerimle !