Sırada ne var?

Yayın Tarihi 26 Ocak 2021

Sırada ne var?

Yazımıza bir fıkra ile başlayalım. Romatizmalı kırkayak ünlü ve güçlü bir abi, kediden derdine bir çare istemiş (kırkayak romatizma oluyorsa, kediden neden abi olmasın ki)

Kolay demiş kedi abi

-gel seni bir fareye dönüştürelim!

-iyi de ağrılarım geçecek mi

-geçmeyecek ama ayaklarının sayısı azalacak

Yani demek istiyorum ki, bir ülkede sermayedarlar bile kapitalizme karşıysalar, geriye emperyalistler kalıyor. Bunlara gerçek demokratik bir sosyalist düşünce ile karşı koyabiliriz. Bugün böyle düşünelim ve diyelim ki her iktidar muhalefetin eseridir. Gücü güçsüzler yaratır. Güçsüz oldukları için de değiştiremezler. Köleler ilk robotlarımızdı, robotlarımız da son kölelerimiz olacak. Kölelik sırası bizde. Yerel gündem 21 toplantıları sırasında Newyork’ta Birleşmiş Milletler binasında toplantıya ara verilince çay kahve içilen yere birisi geldi. Benden (tercüman aracılığıyla) hangi adaya oy vereceğimi sordu. Ben yabancıyım 2 gün sonra ülkeme döneceğim, dedim. Gülerek ben de yabancıyım ama oy verme hakkına sahibim. Gel gelelim hangi adaya oy vereceğimi bilemiyorum da oy vereceğim başkan adayının topluma yalan söylemediğinden emin olmak istiyorum dedi, gülüştük.

Son genel seçimlerde Seçmenlerin %50’si, ettikleri yemine karşın Atatürk düşmanlığı yapan partilere oy verdi, hatta Anayasayı değiştirme gücü elde edecek seviyede sandalye sundu. Öteki % 50 bunu sineye çekti. Bu duruma göre kaçınılmaz olarak hiddet teknolojisi gelişti artan bilgi teknolojilerine rağmen bağnaz insanlar daha da çoğaldı ve siyasal güç elde ettiler. Bu güç, terör dediğimiz yöntemi kullanarak adeta kutsal savaş başlattı. En son örneği gazete yazarları ve İYİ Parti genel başkan yardımcısı Selçuk Özdağ. Görüldüğü üzere var olan devlet terörü , terör devletine eviriliyor.

 

ÜRÜMESİNİ BİLMEYEN İT, SÜRÜYE GETİRİR KURT

Tarihe baktığımızda dikta rejimlerinin iki yolu vardır. Güçlendikten sonra saldırmak ya da saldırarak güçlenmek. Yerine göre ikisini de kullanır.

Diktatörler kendilerini kitlelere alkışlatmayı başardığında o ülkede tüm meşaleler sönmüş demektir. Hükümetlerin karşıtlarına işkence yapmaları, tutuklatmaları, mahkum ettirmeleri, bir yerden sonra buzlu yolda fren yapmaya benzer. Yani kendi sonlarını hızlandırır. Demem o ki; kimseyi savunmayın, özgürlük ve hukuku savunun. O zaman herkes layıkıyla savunulmuş olur. Devlette ne kadar sır olursa o kadar zulüm baş gösterir. Son zamanlarda devlette görev alan siyasetçilerin mal varlıkları olağanüstü artmıştır. O nedenle siyasetçinin çıkarı büyüdükçe kamunun çıkarı küçülür özdeyişi, söylediğimize cuk diye oturuyor. Bir siyasetçi devletsizlik de öldürür diyor.’ Devletsizlik’ devletin başka bir adı değil mi, hukuk devleti değilse! Tanımlamak kötü bir şey. Gücümüz yettiğince tanımalıyız. Başkasına atmadan önce suç bizde. Kurtaranlardan kurtulunca kurtulmaya başlar bir ülke

KIRKAYAK MİSALİ…