Sındırgı, Yörükler gibi yürüyor!

Yayın Tarihi 04 Eylül 2019

"Bergama ile Dikili arasında yaşayan Türkmen aşiretinin beyinin oğlu obadan bir kızı su başında görür, beğenir. Kız da oğlana vurulur ama duyulursa babasının obada onurunun kırılacağını düşünerek orayı terk eder. Olay obada dilden dile dolaşır.

"Bergama ile Dikili arasında yaşayan Türkmen aşiretinin beyinin oğlu obadan bir kızı su başında görür, beğenir. Kız da oğlana vurulur ama duyulursa babasının obada onurunun kırılacağını düşünerek orayı terk eder. Olay obada dilden dile dolaşır.


Aşiretin Beyi, kız tarafına elçiler yollar ama olay onur meselesi olduğu için hiçbir sonuç alınamaz.


Giderek artan ve bir kriz haline dönüşen anlaşmazlıklar sonucu oba ikiye bölünür ve en sonunda da kız tarafı ile oğlan tarafı arasında kanlı bir kavga çıkar. Kavgada Bey’in oğlu hayatını kaybeder. Olayların daha fazla büyümemesi için oğlan tarafı topluca Sındırgı'ya göçer. Kız tarafı Bergama'da kalır. Sevdiğinden sonsuza kadar ayrılmak zorunda kalan kız, derdini dokuduğu halıya döker. Bu nedenle bu halı Kız Bergama olarak anılır".


Sadece bu kadar değil; daha ötesi de var, Yörük Kültürü'nde o gündür bu gündür, şimdilerde Balıkesir'e bağlı olan Sındırgı "oğlan evi", artık İzmir'e bağlı olan Bergama da  "kız evi" olarak bilinmekte.


Geçtiğimiz günlerde 21. Uluslararası Sındırgı Yağcıbedir Halı, Kültür ve Sanat Günleri için Sındırgı'da olduğumu ve bunu daha da ayrıntılı bir biçimde yazacağımı söylemiştim.


Önce bir yanlışı düzelterek başlayayım.
Maalesef son günlerde basında yayınlanan haberlerde yazdığı gibi Sındırgı kız evi, Bergama oğlan evi değil; tam tersi... Bu tanımların söylencelere dayanan kaynağını da yazımın başında anlattım... 
Her ne kadar Sındırgı'nın AK Partili "fişek gibi" Belediye Başkanı Ekrem Yavaş, konuşmalarında Sındırgı'nın "oğlan evi" olduğuna (ve bu yüzden halılarının Bergama'ya göre daha koyu renklere sahip olduğuna!) defalarca dikkat çekse de, günümüzde yanlış doğruya göre daha hızlı yol aldığından gazetelerin (ve internet sitelerinin) çoğu ne yazık ki yanlış yazdı.
Neyse!
İçinden ya da yakınından İstanbul, Ankara ya da İzmir otoyolu geçmeyen Sındırgı, dağların ve ormanların arasında yapayalnız kalmış gibi görünse de, aslında, hiç silinmeyen (ve hatta daha da parlayan) kimliğiyle bütün cümle alemin gözlerinin içine baka baka meydan okuyor gibi.
Yüzyıllar geçse de Yörük Kültürü dimdik ayakta kalmış...
O Yörük Kültürü'nün babaları er meydanında herkesin sırtını yere yapıştıran Sındırgılı Şerif Pehlivan gibi, Mehmet Ali Yağcı gibi pehlivanlar olurken, anaları dünyaca ünlü Yağcıbedir halılarını dokumuşlar...
Sındırgı Türkiye'ye ve dünyaya "kattığı" bu katkılarıyla elbette gurur duyuyor ama o "saklı cennet"te daha neler neler var... İnanılmaz doğasıyla Emendere termal kaynakları, Türkiye'de ilk ve tek olan "açık halı pazarı", doğal ürünleriyle göz kamaştıran halk pazarı gibi daha neler neler...
Halk tarafından çok sevilen Belediye Başkanı Ekrem Yavaş, yörenin bu özelliklerini vitrine koyma gayretlerini bıkıp usanmadan sürdürüyor. 
Sındırgı, yıllardır kendini yöneten "enerjik" Belediye Başkanı Ekrem Yavaş'a, Başkan Yavaş da Sındırgı'ya çok benziyor. Yavaş başkanlığındaki şehir, tarihi yolculuğuna Efeler ya da daha çok uyan bir tarifle Yörükler gibi devam ediyor...
Yani, çok uzaklara bakan ve kendinden çok emin bir tavırla.