Sesimize kulak verilince

Yayın Tarihi 12 Haziran 2014

Kişisel facebook hesabımdan özel idare malları ile ilgili tasarrufun halka bırakılması gerektiği ile ilgili açıklama yapmıştım.¶ Açıklamamda İzmir halkına referandumla sorulmasının gerektiğini hazineye mi, belediyeye mi devri konusunda halkın karar vermesinin doğru olacağını belirtmiştim. Sesimize kulak verenler referandum yapılmasının doğru olacağını dillendirmeye başladılar:

“Sayın Vali, bu ülkenin bir bürokratısınız ve İzmir’in Valisi’siniz. Sizi de sıkıntıya sokmayacak bir karardır. Başbakan da sürekli halktan aldığım yetki diyor. Siz de halktan aldığınız yetkiye göre hareket etmiş olursunuz. Bence dönün bu yanlıştan ve özel idare mallarının akıbetini, kaderini halkın inisiyatifine bırakın. Geç kalmış sayılmazsınız referanduma gidin. Zor değil; İzmir halkı duyarlıdır ve gelir tercihini kullanır. En doğru kararı verir. Sizin de üzerinizden ciddi bir vebal kalkmış olur. Benden söylemesi!”

***

Siyasi partilerin başarılı olabilmesi için mutlak örgüt mensupları arasında sevgi köprülerinin kurulması gerekiyor. Senci, oncu, şuncu yaklaşımlar siyasi partileri küçültür. Ön yargı kin nefret duygusu içinde olan kişiler yol arkadaşlığı yapamaz. Benim devrim, senin devrin yakışıksız konuşmaları hiç yapılmaz. Ve siyasette başarı olacaksa kamuoyu önünde iç meseleler tartışılmaz. Varsa sorununuz il danışma kurulları, kongreler ve kurultaylar eteklerdeki taşların dökülme yeri olarak çözüm bulur. Kaldı ki belediye başkanlarının ve ilçe başkanlarının bile katılımda ilgi göstermediği bir il danışma kurulundan asla bahsetmiyorum. Tüzüklerde olan ve olduğu halde çağrılmayan kişilerin olduğu bir il danışma kurulundan da bahsetmiyorum.

Partinin üst yöneticilerinin, milletvekillerin kısacası sürekli konuşanların konuştuğu ayrıca “Gelin konuşun, burası konuşma yeri” denilip konuşma fırsatı verilmediği bir danışma kurulundan da bahsetmiyorum.

Katılımcılığı üst seviyede ve herkesin özgür konuştuğu içini döktüğü (yağlama yıkama değil) eleştiri yapılacak, öneri getirilecek ve geleceğin başarısı için kol kola girilmesinin, örgütleneceği samimi bir havanın eseceği bir yerdir danışma kurulları kongrelerde ve kurultaylarda örgütün geleceğinin yönetimsel şekilleneceği yerlerdir. Eleştiri demokratik hak olarak kullanılır. Ötekileştirme, ırkçılık, mezhepçilik düşüncesi insanları da siyasi partileri de bitirir. Tehlikeli oyunlardan ve davranışlardan kaçınılması, kapsayıcılık, birlik ve beraberlik omuz omuza mücadele başarının anahtarıdır. Bu sesimize kulak verilirse, gelecek başarı ile kardeş olur. Oysaki bazı kişiler hırslarına yenik düşüp kamuoyu önünde ötekileştirme düşüncesini bile ön plana sunup siyasi partisine ciddi zarar vermektedirler.

Son olarak, Şeyh Edebali'den Osman Gazi'ye Nasihatını hatırlatmakta fayda var; “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar,uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..Ey Oğul! Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teâlâ yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.” inşallah sesimize kulak verilir. Hayırlı kandiller diliyorum.