Serra Yılmaz’a İtalya’dan büyük onur..

Yayın Tarihi 28 Eylül 2016

Darbe teşebbüsü, OHAL, ekonomik sıkıntılar, terör derken ülkemiz adına güzel şeylerde oluyor; duymak isteyenler için elbette.

Geçtiğimiz günlerde İtalya’da tiyatro sanatı için prestijli bir yeri bulunan Premio Persofone 2016'da ödül alan sanatçılar belli oldu.

Sinemada, tiyatroda roller almasına ve o roller için ödüllendirilmesine rağmen halen ülkem insanının bir kısmının tercüman olarak bildiği Serra Yılmaz, Elif Şafak’ın “Baba ve Piç” adlı romanından tiyatroya uyarlanan “La bastarda di Istanbul” ile İtalya’da en iyi performans ödülünü aldı.

Türk tiyatrosu ve ülkemiz adına mükemmel bir haber bu.

İtalya'da gördüğü ve fazlasıyla hak ettiği ilginin çok azını ülkemizde görse de bu büyük ve mütevazi oyuncuyu kutlamak ve bir Türk vatandaşı olarak aldığı ödülden dolayı duyduğum kıvancı paylaşmak adına bu haftaki yazımı Serra Yılmaz’a ayırdım.

Rol aldığı filmler ve oyunlar ile Türkiye ve özellikle İtalya'da pek çok önemli ödülün sahibi olan Serra Yılmaz yaşamına tiyatro ve sinema oyunculuğu dışında çevirmenliği de sığdırmış büyük bir entelektüel…

Mavi saçları, yeşil gözleri, sımsıcak gülümsemesi ile insanlara sahneden, beyazperdeden pozitif enerji veren Serra Yılmaz, Fransa’da bulunan Cean Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun…

Bir röportajında futbol için; "Fuzuli bir erkek takıntısı olan futbolun, daha doğrusu profesyonel futbolun yasaklanıp tüm oraya akan paralara el konup kültüre akıtılmasından yanayım." diyecek kadar sanata ve kültüre önem veren büyük bir oyuncudur Serra Yılmaz…

İtalya’da aldığı ödülün fotoğrafını Instagram’da paylaşan yönetmen Ferzan Özpetek’in “Madonna” ‘sı Serra Yılmaz. Benim için ise çocukluğumun en güzel dizileri arasında yer alan uslanmaz romantik Muhsin ile güçlü Türk kadını Şehnaz'ın bir türlü vuslata eremeyen hikayesini anlatan Şehnaz Tango’daki müthiş kadın…

Lakin ülke olarak çoğu zaman sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmiyoruz. Böyle büyük oyuncuların değerini onu yitirdikten sonra anlamamızın da hiçbir kıymeti yok bence.

Hangi alanda olursa olsun ülkemiz adına büyük başarılar kazanmış insanları yaşarken neden onore etmeyiz bunu bir türlü anlamış değilim.

Böyle usta oyuncuları kaybettikten sonra adını bir caddeye, bir kültür merkezine yahut bir bulvara vermenin hiçbir esprisi yok…

Sanatçı, bir ülkede kültürün göstergesi, şemsiyesidir.

Sanatçı, parayla pulla işi olmayan, sadece alkışla beslenen büyük bir değerdir.

Roma’da yapılan ödül törenine katılan Serra Yılmaz ödülünü alırken “Yabancı yazar kavramına karşıyım, tiyatro için yazan tüm dünya için yazıyor. Kültüre her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu merhameti yitirmiş dünyada bir tek kültür bizi kurtarabilir” diyen bu sanatçımızı yürekten alkışlarken, başta aldığı ödül olmak üzere hem sanata kattığı değer için hem de yaptıkları, bırakacakları, söyledikleri, mücadeleleri adına kendisine teşekkür edelim…

Ne dersiniz?

Çok mu zor?