Seçimlere giderken

Yayın Tarihi 01 Haziran 2018

Seçimlere giderken

 

Kritik bir sürece girdik. Türkiye siyasi geleceğinin ve yönetim şeklinin fiili uygulamaya geçeceği, başta Cumhurbaşkanlık yönetim sistemi ve milletvekilliği genel seçimini 24 Haziran da beraber yaşayacağız.

16 yıllık iktidarın, mağduriyetten, muktedirliğe geçiş sürecinde yaşanılan travmaların oluşturduğu derin yaralar, ülkenin bekasına zarar verecek hale dönüşmeye yüz tutunca dipten gelen bir tepki dalgası bu günlerde toplumda yüz bulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının büyük kredi verdiği ve ülkede istikrar oluşsun umutları besleyen vatandaşın 3 dönem tek başına iktidar yetkisi verdiği süreci ülke lehine kullanmaktan ziyade muktedirlik doğrultusunda kullanması sonrasında oluşan tahribat derhal onarılmalı ve düzeltilmelidir.

Türkiye cumhuriyeti ciddi badireler atlatmış ve milletinin onurlu duruşu mücadelesi ile bir çok darbelerden veya darbe kalkışmalarında gereken tepkisini ortaya koymuştur. Yine de koymaya devam edecektir. Uzun süre sessizliğin, sadece korkudan kaynaklandığını düşünenlere katılmamakla birlikte son noktada gereken tepkiyi bu milletin çok net bir şekilde ortaya koyacağına emin olduğumu belirtmek isterim.

Kurtarılmış alışkanlıklardan bahsedebilirsiniz. Her türlü baskı ve ambargolarla siyasi sürecin muktedirlikten yana olanlar lehine sonuçlanacağı duygusuna da kapılabilirsiniz. Ancak durumun hiç de öyle olmayacağını bilmeniz gerekiyor. Memlekette her şey kötüye gittiğinde ekonomide allak bullak olduğunda vatandaşın ekmeğine bile sorunlar yansıdığında ne oluyor diyecek artık yeter diyecek bir millete sahip olduğumuzun bilinmesi gerekmektedir. Şunu duyar gibiyim “bu iktidar ne yapar ne eder yine iktidara demokratik veya antidemokratik yollarla yine gelir” işte bu kurtarılmış alışkanlıklar ve oluşturulan algı iklimidir. Bu algıyı oluşturmak için görsel medyanın  iktidarın tamamen kontrolünde muhalefete yer verdirmeyerek seçim kampanyaları yapması da bu algıyı yerleştirme hatta hiç değiştirmeme düşüncesinin bir tezahürüdür. 

Mevcut iktidar kendi eli ile kendini yok etme durumuna 2007 den sonra ki yönetim şekli ile geçmiştir. Ülkede yatırım kalkınma hamleleri ve gelişim çalışmaları için çabalama dönemi 2007'ye kadar olan süreçte yaşanmıştır. Bu milletin bu kadar kredi verdiği süreçte akıllı olan bir yönetim, ülkeyi G8 ülkeleri arasına sokmak için, çabalamak yerine bilakis yaptığı bütün pozitif çalışmaları hizmetleri negatife çevirmiştir. Üretim ekonomisi ile endüstriyel yatırımlarla dünyada ciddi bir güç olma yolun a girecekken zafiyetlerine yenik düşüp, bu gün ülkeyi aldığı yere geri gelmesine, hatta daha da kötü duruma gitmesinin önünü alamamıştır.

Her faninin önüne bir fırsat çıkar. Eğer ki bu fani fırsatları doğru kullanırsa herkesi mutlu edecek şekilde hem kendisi hem herkes mutlu olur. Eğer ki bir faniye Türkiye Cumhuriyetinin en az yüzde 50 sinden fazlası ülkemize hizmet et diye oy verilen bir fırsat çıkarıyorsa, bu fırsat asla kötü değerlendirilemez. Bu büyük krediyi doğru kullanma iradesi bu faniye sadece aitmiş gibi davranım ne oldum ben havalarına girerse verilen krediyi kötüye kullanacak kullanmış demektir. Aslen ülkenin bekasına ait olan bu kredi efsane olmak için mi muktedir olmak için mi kullanılır. Eğer bu fani bu yetkiyi doğru kullanırsa zaten ülke gerçekten demokrasiden hukuka , ekonomiden eğitime, sağlığa, üretime, endüstriye, sanayileşmeye bilgi teknolojilerine ve çağdaş Türkiye ye, ülkeyi  muasır medeniyete ulaşır.Yeter ki aç gözlü olması milletini vatanını sevsin yeter! 24 Haziran ülkede kredilerin sorgulanacağı seçim olacak. Dipten gelen bir dalga sesi var. Bu ses sandığa nasıl yansıyacak hep birlikte göreceğiz.