Seçim var seçim

Yayın Tarihi 23 Eylül 2016

Türkiye'de kalp rahatsızlığı ve krizi riskinin dünya ortalamalarının çok çok üstüne çıkmış vaziyette olduğu söyleniyor. Uzmanlar gün geçtikçe ülkemizde bu riskin oranının zirveler yaptığını da anlatıyor. Kalp krizi yaş ortalaması da gittikçe düşüyor. Gençlerde bile bu risk ciddi düzeylere ulaşmış vaziyetteymiş. Devlette çalışanların oranı gençlerinkinden çok çok yüksekmiş. Ama Türkiye ortalamasını az buçuk geçiyormuş. Son aylarda ise oran pik yapmış. Neden diye sorulduğunda; Türkiye'de hızlı gelişen olaylar ve gündemin kan ve gözyaşı ile işsizlik problemleri ile vatandaşı sürekli direkt ilgilendiren konulardan kaynaklanıyormuş. Bu kadar hızlı değişen gündem ve Cumhuriyet tarihinde ülkemizin verdiği şehit sayılarının rekor üstüne rekor kırması, artık gelen şehitleri kimsenin umursamaması durumu hasıl olmuştur. Ateş düştüğü yeri yakıyor. “Vatan sağolsun” denilerek acılar yüreklere gömülüyor. Ve çocuğu şehit olduktan sonra kalp krizi geçiren ve ölen vatandaşlarımızın acısı da yüreklerimizi yaralıyor.

Ekonomideki darboğaz ve sıkıntılar vatandaşın üzerinde sıkı sıkıya hissediliyor. Vatandaşının bir nebze olsun devlete olan borçları faiz silinmesi ile hafifletilmeye çalışılsa da piyasaya olan ticari borçlar, bankalara olan borçlar vs. ülkede stresin en üst seviyeye tırmandığını fark ediyoruz. Neden biz bu güzelim ülkede bu kadar strese maruz kalıyoruz demeyeceğim malum ortamı herkes yaşıyor. Neden ama biz de Avrupa ve gelişmiş ülkelerdeki gibi hayat garantisi altında yaşayamıyoruz. Devletimiz vatandaşlarının hayat garantisini neden sağlayamıyor.

Allah aşkına içinizden, insanın değerli olduğu, insandan daha değerli bir şeyin, kabul edilmediği gelişmiş ülkelerde yaşamanın hayali geçmiyor mudur? Gelişmiş ülkelerin insanlara değer verildiği için geliştiklerini görme konusunda çaba neden sarf edilmez? Ortadoğu ülkesi ve geri kalmışlık anlayışların dan kurtulacağız diye iktidara gelen yöneticiler neden başaramaz bu söylemi?

Arkadaş ben ülkemde değer görmek istiyorum. Neden demiyoruz. Bu ülkenin vicdanı ne zaman sorgulanacak? Sorgulamayan milletler gelişir mi? Düşünün bakalım!

Neyse kalp krizi riskinizi göz ardı etmeyin ve düzenli sağlığınızı kontrol ettirin. Aklınızı, kalbinizle eşleyerek sorgulama yapmayı, ne neden niçin demeye başlayın ve buna kendinizi alıştırın.

Evet başlık yerel seçim erkene alınacak. 6 ay içinde en geç Mart ayında yerel seçimler yapılacağı duyumlarını almaya başladık. Bu duyumu alanlar harekete geçtiler. Yerel seçimlerde adaylığın, ön seçimle olabilme ihtimali zayıfladı. Hatta baskın bir yerel seçimde olabilir. Atama yöntemi uygulanacağı kesin gibi görünüyor. Öte yandan 30'a yakın doğu ve güneydoğuda kayyumla yönetilen belediyelerin olması bu kararın alınacağının belirtisi olarak gözlere çarpıyor. Reis talimat verecek, eller kalkacak. Yerel seçimler yapılacak. İzmir buna ne kadar hazır? Onu da siz düşünün. Partilerden hangisi hazır onu da hep birlikte göreceğiz. Unutmadan partisine oy kazandıracak, artı oy getirecek adaylar olmaz ise İzmir'de seçimler çok çekişmeli geçer. Garanti gibi görünen birçok yer kaybedilebilir. Kimde ise; ister AKP ister CHP'deki ilçeler, hiç fark etmez. Hadi bakalım telefona çıkmayan belediye başkanları düşün Ankara yollarına, aşındırın bakalım koridorları. Bakalım o telefon açanlar size ulaşamayanlar ne yapacaklar? 5 yıl dolmadan seçim masrafları da çok olacak, borçlar da çok olacak gibi görünüyor. Hadi rast gele, hayırlara vesile olsun. Sevgi ile saygı ile kalın.