Seçim güvenliği, seçim fıkraları…

Yayın Tarihi 20 Haziran 2018

Seçim güvenliği, seçim fıkraları…

 

 

24 Haziran 2018 seçimleri önceki seçimlere göre yeni ve ilk defa uygulanacak güvenlik önlemleriyle tarihteki yerini alacak.

 

Parmak boyasını hatırlıyor musunuz? Hani oy kullananların parmakları boyanırdı, gidip başka sandıkta da oy kullanmasın, diye. Kimileri bunu seçim güvenliği olarak gördü, kimileri de ilkel buldu ve sonunda bu uygulamadan vazgeçildi.

 

Hemen her seçim güvensizlikler içinde geçirildi. Çok eskiden açık oy-gizli sayım vardı. Şimdi gizli oy-açık sayıma geçildi.

 

Demokrasi halkın önüne sunulan hakkında görüşünün-tercihinin alınmasıydı. Esas amaç doğrudan demokrasiye geçmekti ama şimdilik temsili demokrasi ile idare ediliyordu. Temsili demokraside de “ben temsil edeceğim-hayır sen değil ben temsil edeceğim” çekişmesi ve bu temsiliyetin meşru olup olmadığı oylanıyordu.

 

Bu seçimler temsili demokrasiye ne kadar hizmet edecek, doğrudan demokrasiye yaklaştıracak mı, uzaklaştıracak mı diye bizi sorgulamaya götürdü. Halkın iradesinin meclise tam yansımasından öte yansıyan bu iradenin nasıl kullanılacağı ve kullanılıp kullanılamayacağı tartışılır oldu.

 

Temsili demokrasiden katılımcı-denetimci demokrasiye evrilemedik bir türlü.

 

   *   *   *

 

Seçim uzmanı-emekli hakim Av. Galip Dinçer Cengiz’in “seçim güvenliği” seminerine katıldım. Bu seçimin önceki seçimlere göre daha güvenli geçeceği izlenimini edindim.

 

Önceki seçimlere göre yenilikler var. Oy pusulasının 3 özelliği onu güvenli kılıyor. Oy pusulası YSK logolu antetli, mühürlü ve en önemlisi filigranlı. Filigranlı olmayan oy pusulaları geçersiz.

 

Seçim bitti, oy kullandık ve sayım yapıldı ve tutanak tutuluyor. İşte bu sonuç tutacağının bir özelliği var. Sandık sonuç tutacağı karekodlu! Evet, karekodsuz tutanaklar geçersiz.

 

Seçimlerde oy verme işlemi sabah 8’de başlayacak akşam 17'de sona erecek. Tek sandık olacak. Biz hem milletvekili seçimleri için oy kullanacağız, hem de cumhurbaşkanını doğrudan seçmek için oy kullanacağız. Her iki pusulayı da tek sandığa atacağız.

 

Sandık kurulu pusulaları ayırdıktan sonra önce cumhurbaşkanlığı için verilen oyları sayacak. Yani Türkiye Pazar günü önce kimi cumhurbaşkanı seçtiğini öğrenecek. Ya da ikinci tuta kalınıp kalınmadığını.

 

  *   *   *

 

Seçim sonuçlarına itirazlar süratle karara bağlanacak. Ve artık biz seçim sonuçlarına halkın tercihine saygı göstereceğiz. Hangi taraf veya kim kazanırsa kazansın bugüne kadar milletin yaptığı olgunluğu bir kez daha göstereceğiz.

 

   *   *  *

 

 

Seçim olur da seçim fıkraları olmaz mı? Eskiden ne fıkralar anlatılırdı, oooo…şimdi mizahtan eser kalmadı.

 

Mizahsız seçim olmaz. Hep somurtuk, hep somurtuk, biraz da gülelim…

 

Sevgili yazı üstadımız rahmetli Hasan Pulur da seçim dönemlerinde arada fıkra anlatan köşe yazarlarındandı. Yıllar öncesinde köşesine taşıdığı bir fıkrayı ben de sevgili okurlarımla paylaşayım:

 

Çocuk sorar:

“Baba politika nedir?”

Babası politikayı anlatır:

“Bak oğlum ben her gün para kazanıp eve getiriyorum, o halde ben kapitalim. Annen parayı ve evi yönetir, o halde o da sendikadır. Hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır, sen ve küçük kardeşin ise halktır. Bizim gayretimiz, sizi, yani halkı mutlu etmektir. Deden de hükümettir, doğruyu yanlışı anlatır bizi uyarır!”

Çocuk geceyarısı uyanır, altını kirleten küçük kardeşi ağlamaktadır. Ana babasının odasına koşar. Anne derin derin uyumakta, baba ise yatakta yoktur. Hizmetçi kızın odasına girer. Bir bakar ki, babasıyla kız işi pişirmişlerdir.

Dedesi de olan biteni seyretmektedir.

* * *

Ertesi sabah baba oğluna sorar:

“Dün sana anlattıklarımı hatırlıyor musun, politika nedir?

 

Çocuk anlatır:

“Kapitalizm işçi sınıfını kullanıyor, sendika uyuyor, hükümet seyrediyor, halkın bir kısmı benim gibi ne olduğunu anlayamıyor, bir kısmı da küçük kardeşim gibi gırtlağına kadar batmış halde…”