Şarkıları ve çiçekleriyle ünlü Karanfil Devrimi

Yayın Tarihi 25 Nisan 2018

Şarkıları ve çiçekleriyle ünlü Karanfil Devrimi

Cunta, darbe, postmodern darbe, muhtıra... Ya da e muhtıra, bildiri, kalkışma ve girişim... 
Çok tanıdık kelimeler bunlar
Türkiyemiz sık sık bu kavramlarla tanıştı, bu kavramları bizzat yaşadı. Tam geride bıraktık derken, bir yenisiyle tanıştı. Her tanıştığında bir parça daha sarsıldı. Gün geldi sandıkla gelen silahla gitti. Gün geldi bir muhtıra bir gece ansızın elektronik postayla geldi. Ve bir gece helikopteler bu ülkenin halkına ateş açabildi. Türkiye’de darbe yapma hevesi bitmek bilmedi...
Lakin bundan tam 44 yıl önce 25 Nisan 1974 günü Portekiz'de şiddet kullanmadan gerçekleştirilen askerî darbe farklıydı tüm bunlardan…
Aslında bu darbe Portekiz'in otoriter bir diktatörlükten kurtulup demokrasiye geçişini gerçekleştirecek iki yıllık bir değişimin başlangıcıydı.
Peki neler yaşanmıştı?
24 Nisan 1974 tarihindeki Eurovision Şarkı Yarışması’nda Portekiz'i temsil eden Paulo De Carvalho'nun ‘E depoi do adeus’ isimli şarkısının çalınmasıyla devrime başlanmış oldu ve ertesi gün 25 Nisan 1974 saat 12.15’te Zeca Afonso'nun ulusal radyo kanalında, Grandola, Villa Morena adlı şarkısının çalınmasıyla verilen gizli sinyalle de Silahlı Güçler Hareketi darbeye girişti. 
Tek bir amaç vardı: Avrupa’nın göbeğindeki bu diktatörlük son bulmalıydı.
MFA'nın elindeki kuvvetler tarafından stratejik noktalar ele geçirildi ve radyolardan duyurulan sokağa çıkma yasağına rağmen halk darbecileri desteklemek amacıyla sokağa çıktı. 
Ele geçirilen stratejik noktalardan, Lizbon Çiçek Pazarı'ndaki fazla sayıdaki karanfillerin silah ve tank namlularına sokulma görüntüleri tüm dünyaya yayıldı.
Binlerce Lizbonlu, radyodan yapılan çağrılara rağmen zafer şarkıları söyleyerek sokaklara döküldü. 
Askerlerin silahlarının namlularına kırmızı karanfiller taktılar; Portekiz devrimi bundan böyle “Karanfil devrimi" olarak anılacaktı.
Devrimin başlamasıyla Başbakan Caetano ve Devlet Başkanı Tomás iktidarı bırakıp Brezilya'ya kaçtı.
İşçi sınıfının verdiği mücadele, bir darbenin bile bir devrime dönüştürülebileceğini gösterdi. Ancak tek başına mücadele, devrimin sosyalizme evrilmesine yetmedi.
Sandıkta kazanan insanların darbeyle devrildikleri zaman, otoritenin radikalleştiği genellemesi bu Karanfil Devrimi ile yıkıldı.
Çünkü Karanfil Devrimi şarkılarla, çiçeklerle gelmişti.
Batı Avrupa’nın en uzun süreli diktasını alaşağı eden, sıkıyönetimi bitiren, egemen güçlerin sahip olduğu değil halkın neredeyse tümünün destek verdiği askerin kaba kuvvet kullanmadığı bir devrim.
Bu darbe ile 40 yıllık faşist Salazar diktatörlüğü yıkılmış, sömürgeler özgürleştirilmiş, siyasi af çıkarılmış, işkenceciler ve generallerin büyük bir bölümü tutuklanmış, parlamenter demokratik bir rejim kurulmuş ve bu darbenin ardından komünistler büyük bir güç olarak siyaset sahnesine çıkmıştır. Bugünkü Portekiz demokrasisini ”darbe” denilen 1974 Karanfil Devrimi kurmuştur.
Kısacası Karanfil Devrimi “egemen güçlerin” kendilerine sınırsız özgürlük yaratmak için tasarladığı değil, ülkeye can vermek, sefaletten refaha getirmek adına yapılmıştır.
Portekiz bugünkü refah ülke yönetimini, bir şarkıyla başlayan ve tek kurşun atılmadan faşist yönetimi yıktıkları Karanfil Devrimi’ne ve oradaki cesur halka borçludur.
Karanfil Devrimi’nin özeti şudur aslında:
“Demokraside uyursan diktatörlükte uyanırsın”