Salya…! 

Yayın Tarihi 09 Haziran 2021

Marmara Denizi salya sümük ağlıyor. Deniz salya sümük ağlamadan önce hüzünlendi, biz anlamadık. Hüzünden sonra kederlendi, biz anlamadık. Deniz bizi seviyor, hem de karşılıksız seviyor, bu hep böyle gidecek sandık ve denizi anlamadık. Deniz bize balık verdi, sonra balığı azaldı, biz yine anlamadık.  

Nasıl ki kadınları, gençleri, yaşlıları anlamadıysak denizleri de anlamadık. Kadınlar, gençler, yaşlılar hüzünlendi, neden hüzünlendiniz diye sormadık. Kadınlar, gençler, yaşlılar kederlendi, neden kederlendiniz diye sormadık. Empat olmadık, olamadık. 

Deniz bize salya sümük ağlamadan çok çok önce sinyallerini vermişti.  

Salya, diğer ifadeyle Müsilaj! Denizin ağlamasıdır. Kirliliği kusmasıdır. Kendini iyileştirme çabasıdır.  

Nasıl ki biz hastalandığımızda, örneğin grip olduğumuzda burun akıntımız oluyorsa deniz de hastalandığında salyası oluyor. Salya hastalığa karşı vücudun savunmasıdır.  

Salya hastalık değildir. Hastalık olduğu için salya vardır. Sümüğünüzü sildiğinizde grip hastalığınız geçmez. Şimdi salyayı temizlerseniz denizlerin hastalığı geçmez.  

Sadece denizlerimiz mi ağlıyor? Tepeden tırnağa her çevremiz, her sorunumuz, her derdimiz, her çaresizliğimiz ağlıyor. Her yerden salya akıyor. Salya görünür olduğu için iyi bir şey, bize hastalığı gösteriyor.  

Salya şimdi Karadeniz’e çıktı, yakında Ege’ye iniyor. Sonra sırayla kıyı koylarımıza, körfezlerimize gelecek. Sonra Akdeniz’e inecek.  

Salya Çeşme’ye, Urla’ya, İzmir Körfezine girene kadar bizim gündemimiz olmayacak(mı?) 

İzmir Barosu İzmir için Dünyanın İnsan Hakları Başkenti olacak demişti. İzmir Barosundan istemim: İzmir Dünyanın Çevreci Başkenti olsun! 

                     *   *   * 

Gaziemir’deki Nükleer atık nedeniyle Çernobil denen yer için hala çözüm yok. Gaziemir Çernobili salyasını akıtalı çok oldu.  

Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda söz verdiği gibi Cuma günleri ‘Duran İnsan’ eylemi yapıyor. Böylelikle çözüm için yetkililerin dikkatini çekmeye çalışıyor.  

Bir yazımda Gaziemir’deki nükleer atıklardan Karabağlar ve Konak’ın da yakından etkilendiğini ve buraların belediye başkanlarının da bu eyleme destek vermeleri gerektiğini belirtmiştim. Sağolsunlar, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu ve Konak Belediye Başkanı Abdül Batur Gaziemir’deki yerel Çernobil’de çevre eylemine katıldılar.  

Şimdi çağrım Karşıyaka ve Çiğli belediye başkanlarına. Yarın bir gün Yamanlar dağındaki altın arama çalışmalarında Siyanürlü Altın gündeme gelince ne yapacaklar? Şimdiden çevre bilinci oluşturmak için çalışmaları var mı? Gaziemir’e çevre desteğine gidecekler mi? 

                       *   *   * 

Bazen biz insanevladının bu dünyaya ait olmadığını düşünüyorum. Bu dünyaya ait olsak hiç bu kadar hor kullanır mıyız? Hayvanlar ve bitkiler hor kullanıyor mu yaşadıkları dünyayı? İnsan neden bu kadar zarar veriyor bu dünyaya, kini, düşmanlığı neden? Başka yerden kovulduğu için mi?  

Neden bazı insanlar bu dünyadan kaçmak için roketler icat ediyorlar, Mars’ta koloniler kurmak için çalışmalar yapıyorlar? 

Mars’a gidemeyenler ne yapacak, onlar ne olacak? 

Ne zaman ‘benim gezegenim bu dünya, ben bu dünyaya zarar vermeyeceğim ve bu dünyada yaşayacağım’ diyeceğiz.  

                                  *   *   * 

Ben denizlere zarar vermedim. Ben çevremi, her yeri temiz tuttum. Bu yazıdaki çoğul kelimeler ve fiiller çevreye zarar vermeyenler için değildir. Biz değil, siz çevreyi kirlettiniz. Siz kim misiniz? Kendinizi çok iyi biliyorsunuz ve biz de sizi çok iyi biliyoruz. Çevreyi kirletmeyenler çevreyi kirletenler karşı her türden yasal, hukuki hakkını kullanabilir.  

Salya pislik, kirlilik demek değil. Böyle algıladığınız içindir ki yeniden kirleteceksiniz. Salya kirlettiğiniz denizlerin ağlamasıdır. Bu ağlamayı anlarsanız, denizi anlarsanız, denizi severseniz ancak o zaman bu dünyayı, kendinizi anlamış olursunuz.